Hüsnü Mahalli hmahalli@superonline.com

kategori2

Kürdistan'ın can damarı Türkiye

Bu yazıyı sizlere Kuzey Irak Kürt Federe Bölgesi'nin baÅŸkenti Erbil'den yazıyorum.
Dün sabah burada bir tören vardı. Kürt petrolünün Kerkük-Ceyhan boru hattına dolaylı olarak katılımı ve böylece bu petrolün Türkiye üzerinden dış piyasalara taşınması ile ilgili bir tören...
Bu olayı çok önemseyen Kürtler törene çok yoÄŸun ilgi gösterdi. CumhurbaÅŸkanı ve KYB lideri Celal Talabani, Kürdistan Federe Bölgesi BaÅŸkanı Mesut Barzani, onun yardımcısı Kosret Resul, Kürdistan Parlamentosu BaÅŸkanı Adnan Müftü ile Kürt Hükümeti BaÅŸbakanı Neçirvan Barzani, birçok bakan ve yetkili törene katılmıştı. Törene gösterilen ilgi aynı zamanda Türkiye'ye verilen önem anlamına geliyordu...
Türkiye'den ise çok yoÄŸun bir katılım vardı. Bu petrolü çıkaran ve Çukurova Holding'in yan kuruluÅŸlarından biri olan Genel Enerji firması onlarca meslektaşımızın yanı sıra diÄŸer sektörlerden birçok kiÅŸiyi törene davet etmiÅŸti.
Özetle Erbil'de dün bir tek konu vardı; o da Kürt petrolünün Türkiye üzerinden ihracı... Bu hem Türkler hem de Kürtler açısından tarihi bir olaydır...
Yani Türkiye artık Kürdistan'ın can damarı olmuÅŸtu.
Nereden nereye!!!
Bu süreci ilk günden biliyor ve takip ediyordum.
Genel Enerji ÅŸirketinin yöneticisi Mehmet Sepil'in Åžubat 2002'de Ankara'da bir otel lobisinde KYB lideri Celal Talabani ve KYB'nin Ankara Temsilcisi Behroz Galali ile ilk buluÅŸmasından bu yana 7 yıl geçti.
Bu süre içinde Sayın Sepil çok uÄŸraÅŸtı.
Türkiye'de ve Kuzey Irak'ta çok engelleri aÅŸarak bu durumlara geldi. Bunları bildiÄŸim için Sepil'in yalnızca kendi ÅŸirketi ve Çukurova adına deÄŸil aynı zamanda Türkiye adına çok büyük iÅŸ baÅŸardığını söyleyebilirim. Çünkü Genel Enerji olmasaydı bugün bu Kürt petrolü belki de Batılı ÅŸirketler tarafından çıkartılacak ve belki baÅŸka yollarla dış dünyaya ulaÅŸtırılacaktı.
Oysa ÅŸimdi Kürt petrolünün kaderi Türkiye'nin elindedir.
Bundan sonra Kürt bölgesinde baÅŸka ÅŸirketlerin çıkaracağı petrol de artık Türkiye üzerinden gelmek zorundadır. Türkler ÅŸimdi de Kürt petrolünün iÅŸlenmesi için bu bölgede rafineriler kuracak ve bu sektörde iÅŸbirliÄŸi giderek daha geniÅŸleyecek, çeÅŸitlenecek ve derinleÅŸecektir.
Ekonomik alandaki bu iÅŸbirliÄŸi doÄŸal olarak siyasi ve sosyal alanlara da yayılacak bu ise er ya da geç GüneydoÄŸu'daki Kürt sorununun ya da PKK sorununun çözümüne katkı saÄŸlayacaktır.
İşte bu nedenle bu petrol meselesinin zamanlaması çok önemliydi.
Ve bu nedenle Talabani ve Neçirvan Barzani törene katılmıştı.
Çünkü Kürt liderler Türkiye'ye gösterdikleri ilgi ve duydukları güveni yansıtmak istiyordu.
Başından beri bu petrol iÅŸinin Türk firmasına verilmesine sıcak yaklaÅŸan, bu konuda her türlü kolaylığı ve desteÄŸi esirgemeyen Talabani böyle bir iÅŸbirliÄŸi ile Kürtlerin kaderinin Türkiye'ye baÄŸlanmasını, böylece Kürdistan ile Türkiye arasında yoÄŸun iliÅŸkilerin kurulmasını ve geliÅŸtirilmesini savunuyordu.
DediÄŸi de oldu.
Talabani'nin bu alanda gösterdiÄŸi ilgi süreç içinde siyasal ve güvenlik alanlarına da yayıldı. Son dönemde Ankara ile BaÄŸdat ve Erbil arasında geliÅŸen siyasal, ekonomik ve güvenlik alanlardaki iÅŸbirliÄŸi süreçleri kuÅŸkusuz Talabani'nin Türkiye'ye gösterdiÄŸi ilginin sonucudur. Bunu Türk yetkililer de artık biliyor ve buna inanıyor.
İşte böyle bir ortamda Türkiye için Kürt sorunun çözümü çok daha kolaylaşır. Kuzey Irak'ta bulunan PKK'lılara sürekli 'Türkiye ile konuÅŸun, anlaşın ve silahlı mücadeleden vazgeçin' telkinlerinde bulunan Talabani hiç kuÅŸkusuz bu sorunun çözümü ile Türkiye ile daha rahat ve daha stratejik iliÅŸki kurabileceÄŸini biliyor.
Rahmetli Özal zamanından bu yana Türkiye'yi her fırsatta önemsediÄŸini gizlemeyen Talabani, Kürtlerin tercihinin Tahran ya da Åžam deÄŸil Ankara olduÄŸunu söylüyor.
Türkiye içi bazı sivil ve asker çevrelerin Talabani ve genel olarak Kürtlere yaklaşımının hep olumsuz olduÄŸu dönemlerde bile Talabani bu yaklaşımından hiçbir zaman vazgeçmedi ve ısrarla Türkiye ile dost olmayı ve öyle kalmayı tercih etti.
İşte bu anlayıştaki Talabani en son jestini de yaptı.
Geçen hafta Ankara Temsilcisi Behroz Galali'yi CHP'ye göndererek Deniz Baykal'ı BaÄŸdat'a davet etti. CHP lideri Baykal da 'Ben ancak Irak CumhurbaÅŸkanı Talabani'den resmi davet alırsam giderim' deyince Talabani bu daveti hemen hazırladı ve yakında CHP genel merkezine ulaÅŸtıracak.
Anlaşılan Türkiye'yi yakından takip eden Talabani, CHP lideri Sayın Baykal'ın Kürt sorunu karşısındaki son tavırlarını çok önemsiyor ve KYB lideri olarak kendisi gibi Sosyalist Enternasyonal üyesi CHP lideri Baykal'ın partisi ile de yakın diyalog ve iÅŸbirliÄŸi olanaklarını arıyor.
Petrol ile pekiÅŸen Türkiye-Irak Kürdistan'ı iliÅŸkilerinde gelecekte çok daha önemli geliÅŸmeler yaÅŸanacaktır. Baykal'ın BaÄŸdat ziyareti bu önemli geliÅŸmelere çok önemli katkı saÄŸlayacaktır.
AKP ve hükümet ile her alanda iÅŸbirliÄŸi içinde olan Talabani hem KYB lideri hem de Irak CumhurbaÅŸkanı olarak Türkiye'nin Kürt sorununu çözmesinde kendi Kürtlerinin geleceÄŸini görüyor. Böylesi bir iÅŸbirliÄŸi ile ikili iliÅŸkilerde ve bölgesel alanda çok ÅŸeyin daha iyi bir ÅŸekilde geliÅŸebileceÄŸini görüyor ve buna inanıyor.
Bir de bakarsınız Kürtlerin kara petrolü Kürt-Türk dostluk ve kardeÅŸliÄŸinde bembeyaz bir sayfanın açılmasına katkıda bulunur ve Türkiye çok önemli bir sorunundan kurtulmuÅŸ olur...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3