Hepimizin gözünün önünde bir faÅŸist usta (master) prototipine dönüÅŸmeye baÅŸlayan AKP BaÅŸkanı ErdoÄŸan bizler açısından ve hatta kendi kendisine yönelik de bir tehlike oluÅŸturmaya baÅŸladı. FaÅŸist/otoriter söylemin kullananı da dinleyeni de içine çekebilen basit, düÅŸük düzeyli çekiciliÄŸine kapılan AKP BaÅŸkanı faÅŸist düÅŸünce biçiminin kendisini tamamen teslim almaya baÅŸladığının örneklerini sıkça vermeye baÅŸladı.
Bunun en fantastik olanı ATV adlı yandaÅŸ kanaldaki bir programda yaÅŸandı. YandaÅŸ medyanın yandaÅŸ gazetecisinden birisi görünürde güya BaÅŸbakan'a soru sorulması amacını taşıyan ama aslında AKP BaÅŸkanı'nın kendisini övmesi için çanak tutan sorular saatine dönüÅŸen programda aÄŸzını açmış ve 'AKP' demiÅŸ. Bizim gazetede 'BaÅŸbakan'ı güldüren gaf' baÅŸlığı altında verilen haberden okuyalım sonra olanları. (Falan filan gazeteci) 'AK Parti' yerine 'AKP' deyince derin bir sessizlik oldu. Åžaşıran ErdoÄŸan kendini tutamayıp güldü. (Falan filan gazeteci) 'Pardon AK Parti diye düzeltti.' Asıl olay bu kadar. Bizdeki haberde daha sonra AKP BaÅŸkanı'nın torunundan bahsettiÄŸi yer alıyordu.
Bu Türkiye'de son yıllarda yaÅŸanan en acı olaylardan bir tanesi. Medya açısından acının da ötesinde gazeteciliÄŸin kesin ölümünü resmen belgeleyen bir geliÅŸmeydi.
Burada AKP'nin BaÅŸkanı'na kızmak yersiz. YandaÅŸ medyanın yandaÅŸ mensubuna da kızamıyorum ben. Ona sadece içine düÅŸtüÄŸü durum nedeniyle acıyorum. Ama kızmayı, acımayı bir kenara bırakıp olan biteni anlamaya çalışmalıyız. Çünkü olan biten Türkiye açısından büyük tehlike oluÅŸturmaya baÅŸladı..
FaÅŸist düÅŸüncenin söylemi sadece ve sadece ustanın (master) söylemidir ve bunu biz ancak Lacan'ın ve onun düÅŸüncesini açan Zizek'in konu üzerindeki çalışmalarını (Discourse of the fascist master) okursak anlayabiliriz.
Burada usta, kendi faÅŸist düÅŸüncesi içinde ele aldığı her konuya kendisine özgü bir anlam yükler. O, teknik kavramıyla ifade edersem 'Master signifier'dir.
Lacan ve Zizek bize bu tür otoriter söylemlerin temelinde daima bir fantezi altyapısı olduÄŸunu göstermiÅŸlerdir, FaÅŸizmde daima hayallere dayalı bir söylem de vardır.
AKP'nin BaÅŸkanı kendi partisinin aslında AK olduÄŸuna kendini inandırmış ve otoriter yapının ustası olarak o inancını teyit eder ÅŸekilde konuÅŸmayanlara da müthiÅŸ kızabiliyor.
Kendisini doÄŸru olduÄŸuna inandırdığı lafın ne kadar fazla kullanıldığını duyarsa kendi lafına daha çok inanacak gibi bir görüntü koyuyor ortaya...
Sözde gazetecinin 'AKP' demesiyle AKP'nin BaÅŸkanı'nın kendini tutamayıp gülmesinin temelinde 'Sen yandaÅŸ haline bakmadan böyle kendini bilmez ÅŸekilde nasıl konuÅŸabiliyorsun' tavrı var. Kısa bir sessizlikten sonra yandaÅŸ medyacı da 'özür' diliyor.
Tarih göstermiÅŸtir ki ve daha sonra Adorno'nun, Lacan'ın, Badiou'nun ve Umberto Eco'nun yaptığı çalışmalardan biliyoruz ki; faÅŸisizm sadece kaba güce dayanmaz. Onun temeline aslında düÅŸünceyi kontrol mekanizması vardır. DüÅŸünceyi sıkı kontrolün en güçlü yolu da gündelik konuÅŸma dilini kontrol etmektir. Umberto Eco, Mussolini deneyimini yaÅŸadığından onun 'Ur-faÅŸizm' diye adlandırdığı veya 'Ebedi faÅŸizm' olarak da söylenebilecek kavramını herkes incelemeli.
AKP'nin BaÅŸkanı dili kullanış biçimiyle ve bizlere de kendi kullanımını zorla kullandırmak isteyiÅŸiyle hepimizin gözünün önünde bir usta faÅŸistin (master fascist) prototipine dönüÅŸüyor.
Bunun ne kullandığı kelimelere yeni anlamlar yükleyerek aklamaya çalıştığı AKP'sine ne de hükümete ne de daha da önemlisi Türkiye'ye bir yararı var.
BEN HEP AKP DİYECEĞİM
Bize düÅŸen görev, herkesi BaÅŸbakan'ı da dahil kendisine karşı korumak için 'faÅŸizme karşı birleÅŸik cephe' türünden bir ÅŸeyler oluÅŸturmaktır. Gazeteciler olarak AK Parti lafını gündelik kullanımdan tamamen çıkarmalıyız. YandaÅŸ medyanın zavallı gazetecilerini boÅŸverin, onlar kendi kendilerini zaten mahvediyorlar.
Ben, isterse AKP denilmesini kanun çıkarak yasaklatmaya çalışsın; AKP'ye AKP demeyi sürdüreceÄŸim. Bu yaÅŸtan sonra faÅŸizme teslim olmayacağım.
Bu arada AKP'nin başının AKP yerine AK Parti'de ısrarlı olmasında o kadar komik ve tipik bir Freudyen saplantı var ki; çocuklar bile bunu hemen anlamıştır diye düÅŸünüyorum. Ama bazı gazeteciler çocuk kadar bile akla sahip olmadıklarından ben yine de açıkça yazayım bu tavrın anlamını.
AKP'nin BaÅŸkanı partisinin AK olmadığı izleniminden ve aldığı duyumlardan o kadar rahatsız ki artık AK oldukları inancını baÅŸkalarından duymadığı takdirde çıldırabiliyor. FaÅŸizm tehlikesi yanında, mesele bu yanıyla da hayli acıklı tabii ki...