AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-06-23

kategori2

Hayırdır inşallah

Tüm zamanların en tuhaf haberlerinden biri Çin'den geldi. China Daily gazetesinin haberine göre; bir maden ocağında çalışan göçmen işçi, dört yıllık kız arkadaşının aslında 'erkek' olduğunu öğrenmiş. Bu gerçek karşısında şoka uğrayan adamcağız kendine gelince, 'kız arkadaş' saydığı adamı sevdiğini ve ondan ayrılmayacağını söylemiş. Ayrılmak ne kelime, ameliyat ettirip evlenecekmiş onunla! Aşk nelere kadir, görüyor musunuz... Hayır bu adam ya çok çirkin ve sahici bir kadın bulma yolunda umudu yok. Ya da tam bir aptal aşık. Dört sene boyunca nasıl anlamadı durumu, o da bir enteresan... Hadi yatağa girmediler diyelim de, hiç mi tenhada menhada bir yerini sıkıştırıp mıncıklamaya kalkmadı? Çay içip (çin çayı tabii) bıdı bıdı mı ettiler, ne yaptılar dört sene boyunca?
Sonunda kız çıkıyor 'ben aslında erkeğim' diyor, öteki de 'hay Allah, ameliyat ettirelim seni de öyle evlenelim o zaman' diyor. Hayret ki ne hayret, sevgili okur. Çinli'ye bak hele... Dört sene kandır sen adamı sonra da gazetelere beyanat ver. Pes vallahi. Adamları evlenmeye ikna etmek için ağzının içine bakan, yetmediği yerde ağzıyla kuş tutup kırk takla atan kadın milletine kapak olsun!
Gerçi Çinli adamlara bakınca da 'kim olsa yerdi' diyesim geliyor... Minik tefek, kılsız tüysüz bir millet ne de olsa. Saçını uzatıp makyaj yapsa, bitti gitti. Benim diyen erkek ayıramaz herhalde. Neyse madem yatsın kalksın dua etsin o Çinli 'kız arkadaş'... Göçmen aşık Türk olsaydı görürdü dünyanın kaç bucak olduğunu.
Hal böyleyken, Çin'deki irili ufaklı birçok yerel gazetenin dünyaya 'asparagas' haber servis etmekle ünlü olduğunu da unutmamak lazım.

Bayülgen'in yeni filmi olay olacak
Okan Bayülgen bir yandan doğacak bebeği için gün sayarken bir yandan da yeni filminin çekimlerine hazırlanıyor. Senaryosunu Murat Aykul'un yazdığı filmin yönetmeni Alper Mesçi. Aykul ve Mesçi bir zamanların efsane televizyon programı Şok'la da ortalığın tozunu atmışlardı. Ki Alper Mesçi aynı zamanda Dikkat Şahan Çıkabilir'i yaratan isim. Çatlak bir mizah anlayışına sahip ikili, Okan Bayülgen'in başrolünde olacağı filmin çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde yürütüyor ve Türkiye'de komediye sınıf atlatacaklarını iddia ediyor. Belli ki şahane bir Alper Mesçi filmi geliyor. Yıllardır birçok programda, şimdi de Cosmoplus'ta iş ve kader ortaklığı yaptığım Murat Aykul dostuma bol şans ve başarılar diliyor, merakla bekliyorum!

Balık tutmak şart mı?
Baltalimanı-İstinye sahil yolu kabus gibi. 250 tane oltacı... Sabahın köründen akşam karanlığına kadar oradalar. Nereden geliyorlar, ne zaman geliyorlar belli değil. Ailece gelenler var. Kadın ve çocuklar bankta, baba hababam olta başında. Kız kıza, topuklu ayakkabıyla olta sallayanı bile gördüm yemin ederim. Okul öncesi çocukların elinde 3 metre olta oradan oraya savurup duruyorlar. Sağdan soldan çaprazlama yolu kapatanlar mı ararsın, adım başı tepesi kesik bir pet içinde çırpınan 3-5 istavrit mi? İğneler, misinalar örümcek ağları gibi her yerden üstünüze üstünüze geliyor. Sular seller, pis pis leğenler, tam bir kepazelik. Ne çocuğunla, ne köpeğinle yürümene imkan var. Sürekli hangi olta saplanacak suratımıza, hangisi saplanmayacak sorularıyla boğuşuyorsun. Olacak iş değil. Don atlet denize giren ergen nüfusu saymıyorum bile. Hadi onlar sadece kendilerini tehlikeye atıyorlar fakat oltacılar herkes için çok ciddi bir tehdit. Bütün bankları ve  sahili istila etmiş vaziyetteler. Her gün işe gelir gibi geliyor bütün gün balık tutuyorlar. Tutmasınlar demiyorum, tamam ama bir düzen, bir sınır getirilmesi lazım bu işe. Yürüyüş yolunda yapılmaz bu iş. İnsanların balık tutma özgürlüğü varsa 'Bir yerime olta saplanır mı?' diye korkmadan yürüme özgürlüğü de var.