AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-06-23
Normal durumlarda 1 metrekareye 3-4 kişi arasında sığabiliyormuş.
Ancak hac döneminde bir metrekareye sığan insan sayısı 10'a fırlayıveriyormuş.
Anlayacağınız olağanüstü sağlıksız bir sıkışıklık var o sıcak koşullarda.
Global salgında tehlike düzeyi artırılınca ben elimde olmadan hac dönemindeki bu sıkışıklık hakkındaki bilgiyi hatırladım.
Salgının yayılma hızının düşürülmesi için insanlara kalabalık ortamlardan uzak durulması mesajı verilirken hac mevsimi yaklaştıkça ne tür tedbirlerin alınmaya başlanacağı da benim için takip edilmesi gereken bir haber haline dönüştü.
İnsanlar gayet anlaşılır insani gerekçelerle daha çok ileri yaşlarında hacca gitmeyi tercih ediyor. Yani hacca giden insanların birçoğunun bağışıklık sistemlerinde yaştan kaynaklanan düşüklükler var. Bunların hepsi normal de örneğin; Amerika'dan gelen bir hasta hacı adayının metrekareye 10 kişinin sığdığı bir ortamda hastalık bulaştırabileceği insan sayısının, hesaplandığı takdirde ortaya şaşırtıcı bir ihtimal hesabı çıkacağına eminim.
Bir de o hastalığı yeni kapan insanlar kendi yurtlarına döndükleri takdirde onlardan virüs kapan insan sayısı toplamının herhalde milyonlarla ifade edilmesi gerekecektir.
Türkiye, Osmanlı'nın Hicaz tren demiryolu projesini tekrardan devreye sokmaya çalışıyor. Yani İstanbul'dan Medine'ye kadar uzanan bir demiryolu olacak. Şam-Medine arası tren yolu Osmanlı döneminden bu yana eskimiş de olsa işletilmeyi sürdürüyor.
Çoğunlukla Avrupa kökenli olan hızlı tren şirketlerinin iştahını fena halde kabartan İstanbul-Medine hattı da Şam bağlantılı çalışacak.
Her yıl memleketine 3 milyona yakın insanı hac için çeken Suudi Arabistan da bu Hicaz tren demiryolu projesi ile çok yakından ilgili.
Hacı adaylarının kutsal mekanlara ulaştırılması konusunda müthiş stratejik sorunlarla boğuşmakta olan Suudi Arabistan farklı çözüm alternatifleri üzerinde duruyor.
Hacı adaylarının çoğunluğunun hava ulaşımını tercih etmelerini göz önüne alan Suudi Araplar 800 küsur yolcu taşıma kapasitesi bulunan Airbus'ın A380 uçaklarından satın almayı da düşünebileceği sinyalini verdi. Bu da Avrupalı Airbus üreticilerinin iştahını fena halde kabartıyor. Bir yanda hızlı tren demiryolu kurma konusunda dünyanın lideri olan Avrupalı firmalar diğer yanda Airbus üreticileri var. Anlaşılıyor ki güçlü Avrupa şirketlerinin gözü Suudi Arabistan ve Türkiye'nin alacağı stratejik kararlara yoğunlaşmış olacak.
Tren yollarının ağlarını yaymak Osmanlı'nın imparatorluk imajını güçlendirmesinin de bir boyutuydu. Şimdi ne kadar cumhuriyet ile o geçmişinden kopukluk yarattığını iddia etse de Türkiye, Osmanlı'nın torunu olduğunu Hicaz demiryolu projesini canlandırarak gösteriyor.
Bu adım atılırsa bunun bölgedeki güç dengeleri de olmak üzere birçok derin siyasi anlamı olacağına da eminim. En basitinden İstanbul birçok ülkeden gelebilecek hacı adayının trenlerine binecekleri bir demiryolu hub'ı (yolcu dağılım merkezi) olacak. Bunun ekonomik anlamı da büyük. Konu takip edilirken siyasi, ekonomik birçok farklı gelişmeye de dikkat etmek gerekecek. Ben de bayılırım böyle çok katmanlı çok bağlantısı olan işlerle uğraşmaya. Siz de izlenmesi gereken trendler listenize beni yazarsanız sevinirim.