AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-06-23
İster gerçek olsun, ister olmasın, Taraf gazetesinde önceki gün yayınlanan ve akşamına yayın yasağı getirilen 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' haberi, askeri bu defa gerçekten yıpratacak nitelikte. Gerçekten diyorum, çünkü magazin jargonunda 'seviyeli bir ilişkimiz var' kalıbında olduğu gibi, siyasette de yıpratma fiilinin içi boşaltıldı.
İddia edildiği gibi bu plan, Genelkurmay Harekat Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü'nde hazırlanmışsa, Genelkurmay Başkanı'nın bundan haberdar olmamasının ihtimali var mı? Eğer varsa sorun, ancak yoksa, daha da büyük sorun...
Söz konusu planın adı 'irticayla mücadele eylem planı'ymış. Oysa biz askerin irtica kelimesinden artık itinayla uzak durduğunu, 28 Şubat süreci ve sonrasında terennüm edilen 'şeriat devleti kurulacak' korkularını fişteklemenin halkta tam tersi etki yaptığını anladıklarını sanıyorduk. Ergenekon soruşturmasının bu kadar dallanıp budaklandığı, her ortamın dinlendiği, paranoyanın tavan yaptığı, TSK'nın içinden belli adreslere belge-haber servisi yapılan bir dönemde, sözde planlamanın bu kadar acemice, bu kadar gözüne sokarcasına, dikkatsizce yapılması hiç mantıklı değil.
Hoş, Türkiye'de herhangi bir olayda mantık aramak başlı başına mantıksızlık haline geldi!
YIPRATMANIN BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK
2009 Nisan tarihli 'irtica eylem planı' hakkında askeri savcılık soruşturma başlattı. İddia edildiği gibi bu plan TSK'nın içindense, bu belgeyi hazırlayanlar mı yargılanacak, yoksa sızdıranlar mı?
Üzerinde durulan bir diğer ihtimal de Fethullah Gülen (belgede FG diye adı geçiyor) mensuplarının bu belgeyi TSK'yı yıpratmak için bizzat hazırladıkları, yani tuzak kurdukları.
Diyelim ki belgenin sahte olduğu ve FG tarafından hazırlandığı kanıtlandı, bu defa kim, nasıl yargılanacak? Fethullah Gülen mi? Basına bu belgeyi sızdıran piyonları mı? 'Yıpratmanın' bedelini bu defa kim ödeyecek?
En acıklısı, son derecede beceriksizce, kirli bir mantaliteyle hazırlanmış 'irtica eylem planı'ndaki pek çok görüşe ve 'propaganda' yöntemine sadece askerlerin bir kısmı değil, halkın azımsanmayacak bir bölümü de altına imza atar.
Belgeyi kim hazırladı, kim sızdırdı sorularının kökeninde yatan asıl sorun da bu: Çatışma, huzursuzluk ortamı ne zaman sona erecek?
Kurumları bırakın, vatandaş yıprandı!
PAZAR'LIK
ADD'NİN REDDETTİĞİ PROJE
RADİKAL Cumartesi'nin kapağında, siyah beyaz portrelerle çerçevelenmiş bir başlık: Türkiye'nin binbir yüzü. Normalde gazetelerin 3. sayfaları haricinde pek görmediğimiz 'halktan' kareler, genç, yaşlı, başı örtülü, başı örtüsüz, orta halli, fakir, köylü, esnaf yüzler göze çarpıyor... Fotoğrafçı Kerim Bora, 'yaşadığı kutu'dan çıkmaya karar verip, stajyer antropologların yardımıyla bir tür kimlik sorgulamasına girişmiş. Kimlik ve ötekileştirme, yakın tarihimiz, Sünni-Müslüman perspektif, şehit aileleri, Alevilik gibi konu başlıkları seçilmiş. Devinim, memleketin çetrefilli konuları hakkında Hyde Park misali çıkıp insanların görüşlerini belirttiği bir platform olma yolunda.
Bora, 20 şehirde, 1000'den fazla kişiyle konuşup, fotoğraflarını çekmiş. Reddedildiği tek yer ise, ADD şubesi. Gerekçe şu: Ne ihtiyacı var Türkiye'nin böyle şeylere?
Devinim, çözüm öneren bir platform olma yolunda. Anayasa, cinsiyet gibi konular sitede tartışılacak. Tavsiyem, basında ve siyasetteki 'konuşan kafalar' yerine biraz onlara kulak vermeniz, katılmanız.
www. devinim.tv