AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-06-23
Akşam'daki ilk yazıma 'Çok karamsarsın' diyenler oldu. O yazıda, Türkiye'nin birbiriyle itişip kakışan güç merkezlerinden, şiddete tapınan ve yüksek değerleri yüceltmek bir yana televizyondaki günlük Dest-i İzdivaç programı dışında pek bir şeyle ilgisi olmayan Derin Toplum'dan, polemik ötesine gidemeyen medyadan şikayet etmiştim.
Son günlerde bu karamsarlık azalmadı, arttı.
Tamam anlıyorum Ayşe Arman'ın fotoğrafları çok seksi. Ve Taraf gazetesinde yayınlanan 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' tartışması, demokrasi açısından önemli.
Ama ya İran? Türkiye'nin bundan başka konusu olmaması, yanıbaşında tüm dünyanın yüreği ağzında izlediği bir devrim yaşanırken, bu kadar vurdumduymaz kalması normal mi? Örneğin her türlü maç, restoran açılışı ve tanıtım için dünyanın bir ucundan diğerine uçan merkez medyanın İran seçimlerini izleyecek muhabir ya da yazar göndermemiş olması normal mi? (THY İstanbul-Tahran tarifesi gidiş-dönüş sadece 867 TL). Hükümetin şaibeli seçimlerin hemen ardından Ahmedinecad'ı ilk kutlayan ülkelerden olması? Laiklik adına hareket ettiğini iddia eden çevrelerin, ilgisizlik ya da statükoculuk yüzünden ağzını açıp İran halkına destek vermemesi? Halkçı olması gereken Sol'un sessizliği? Bunları nasıl yorumlamak, Türkiye'nin 'küresel güç' iddiasıyla nasıl bağdaştırmak lazım?
İran halkı günlerdir nefes kesen bir mücadele veriyor. Çoluk çocuk ölümü göze alıp rejime meydan okuyorlar. Başta kadınlar ve gençler, meydanlarda, metro istasyonlarında, üniversitede ellerinde yeşil bayraklar 'Korku yok! Korku yok! Birlikteyiz' diye bağırıyorlar. SMS'ler kesildiğinde
Facebook, İnternet yasaklanınca Twitter, gazeteciler tutuklandığında YouTube üzerinden dünyaya haykırıyorlar. İsyan ettikleri sadece seçimdeki hile değil, kendilerine kök söktüren, sopalarla, zindanlarla, kısıtlamalarla hayatlarını 30 yıldır zehir eden rejim!
Cin şişeden çıktı artık, rejim başkaldırıyı bastırıp Ahmedinecad'ı taçlandırsa bile İran'da rejim karşıtı süreç için düğmeye basılmıştır. Unutmayın ki, dünyada Siyasal İslam'ın yükselişi, 1979 İran İslam Devrimi'yle başladı. O zaman sokaklara dökülenler, şimdiki kalabalıklardan çok daha azdı. 8 gündür süren eylemler ise, muhtemelen global anlamda Siyasal İslam'da düşüş trendinin başlangıcı. Münferit bir olay değil. İslamcı partilerin art arda Lübnan, Cezayir, Irak, Kuveyt ve Ürdün'de sandıkta aldıkları yenilgilerin devamı.
Yine de İran, Türkiye'de gündem yaratmıyor, varsa yoksa iç kavgalarla kendini bitip tüketen 'yalnız ve güzel' ülkenin ilgisini çekmiyor.