AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-06-23

kategori2

Uğur'un terlikleri

Uğur Kaymaz ayaklarında terlikleri evinin önünde hala yerde yatıyor.
Uğur'u hak ettiği huzura doğru bir türlü yolculayamıyoruz.
Çünkü 12 yaşında 13 kurşunla öldürülen Uğur'u hatırlayamıyoruz.
Birlikte yaşamayı birbirimizi unutabilme zannediyoruz.
Sisli, puslu hafızamız günübirlik kayıt alıyor
Toplumsal vicdanımızın 'çocuk' yazılı hanesindeki borcumuz daha da katmerleşiyor.
Zinde ve içtenlikli vicdanın yerini bezdirici bir pişkinlik alıyor.
İçimiz iflas ediyor onu bile duyamıyoruz, şimdi güneyde tatildeyiz.
'Geçmiş geçmiştir 'zihniyeti yetmiyor, Uğur hala 12 yaşında...
Uğur öldürüldüğünde ayaklarında terlikleri vardı, sırtında dokuz, sağ ve sol elinde de dört kurşun...
5. sınıf öğrencisi Uğur'u öğretmeni teşhis ederken terliklerini görmüştü.
Çocuklar terliklerini evde üşümemek için giyerler.
2004 yılının kasımında Kızıltepe'de meçhul bir ihbar sonucu Uğur'ların evine operasyon yapıldı.
Akşam yapılan operasyonda Uğur ve babası açılan yaylım ateşinde öldürüldüler.
Uğur'un babasına 8 kurşun isabet etmişti, kamyon şoförü olan babasının ardından Uğur da evden fırlamıştı.
Uğur'un ailesinin açtığı dava Mardin'de başladı. Adli Tıp onun için 'çocuktur' raporu verdi.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu yaptığı incelemede çatışma izi olmadığını rapor etti.
Dava güvenlik gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne aktarıldı.
14'üncü duruşmada, sanık polislerin yasal sınırları aşmadıklarına karar verildi.
Sanıklar beraat etti.
Aile temyiz için dosyayı Yargıtay'a gönderdi. Yargıtay yaptığı incelemeler sonucu kararı onadı.
Onama kararını, sanıkların 'meşru müdafaa' yaptığı gerekçesine dayandırdı.
Yani Uğur suçlu bulunmuştu.
Uğur'a karşı bir meşru müdafaa yapılırken, Uğur yasal sınırlar aşılmadan öldürülmüştü.
Uğur'un Yargıtay kararı haber bile olamıyor.
Uğur, ufak tefek esmer bir oğlan. Okul önlüklü vesikalık bir fotoğrafı var.
Mavi önlüklü, beyaz yakalı.
Ama boyalı basının kanlı ifşaatlarına uygun olamayacak bir mahzun hikaye o...
Sırtında dokuz kurşun taşısa bile.
Ne erotik ne de sansasyonel bir kullanım alanı oluşturuyor.
Münevver'in katilinin okul ikinci dönem 'boş' karnesine haber muamelesi yapan anlayış için çok sıradan bir olay.
Gelişmiş ülke demek toplumsal vicdanını çalıştırabilen ülke demek değil bizim zihnimizde.
Sağırlaşmış vicdan, kör bir hafızayız.
Uğur terlikleriyle bahçede yatarken bu ülkenin çocukları için adaleti bekliyor.