AKŞAM | PAZAR | 28 HAZİRAN 2009, PAZAR

Sabataycılar kendilerini gettoya sıkışmış hissediyor

Türkiye'de son yılların en tartışılan kesimlerinden Sabataycılar, toplu olarak İsrail'e göç etmek istedikleri haberleriyle yeniden gündemde. Sabataycıların tarihte benzeri kırılmalar yaÅŸadığını söyleyen Doç. Cengiz ÅžiÅŸman'a göre; bu kez yaÅŸananların nedeni Rumeli kökenlilerin kurduÄŸu Cumhuriyet'in deÄŸerleriyle Anadolu kökenlilerin arzuladıkları cumhuriyet deÄŸerleri arasındaki mücadele ve bu sadece Sabataycıların deÄŸil tüm elitlerin sorunu.

c_sisman
İsrail'de yayınlanan Makor Rishon gazetesinin Türkiye'deki Sabataycılar ile görüÅŸerek yaptığı bir haber, Fransız ve Türk gazetelerinde de yankı buldu. '60 bin Sabataycının sıkıntıları nedeniyle İsrail'e göç etmek istediÄŸini' iddia eden bu haber üzerine, Harvard'da konuyla ilgili doktora yapan ve 'Sabatay Sevi ve Sabataycılar / Mitler ve Gerçekler' isimli kitabın yazarı, ABD'deki Brandeis Üniversitesi ÖÄŸretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz ÅžiÅŸman'la konuÅŸtuk. 

Sabataycıların göç etmek istediÄŸi haberi doÄŸru mu?
GeçtiÄŸimiz günlerde bu haberi Sabah Gazetesi'nde görünce hayrete düÅŸtüm. İsrail'deki Makor Rishon gazetesine dayandırılan haberde, İsrail'den bir grubun Türkiye'ye gelerek burada Sabatay kökenli cemaatin lideriyle görüÅŸtüÄŸünü ve 'Biz İsrail'e göç etmek istiyoruz' yanıtı alındığını anlatıyordu. Bunun üzerine haberin yayınlandığı gazeteyi buldum. Makor Rishon'un haberi bir Fransız gazetesinde yayınlanmıştı, Sabah da oradan almış. Fransız gazete, haberi kısmen tahrif ederek Sabataycı bir liderle görüÅŸtüklerini eklemiÅŸ, Sabah'taki 'Erdinç Ergenç-Nevzat Çiçek' imzalı habere bir de toplu halde göç etmek istedikleri eklenmiÅŸ ve bu Sabataycı kökenden gelen insanların hepsinin bir isteÄŸiymiÅŸ gibi verilmiÅŸ. 

Haberin asıl sahibi Makor Rishon Gazetesi'ni takip edebildiniz mi?
Makor Rishon, bu haberlerden bir hafta sonra Türkiye'deki habere bir tekzip yayınlayarak haberin yanlış ve tehlikeli bir ÅŸekilde aktarıldığını yazdı. Ancak bu tekzip Türkiye'de yayınlanmadı. Bu geliÅŸmeler en basit ifade ile bir tahriftir ve gazetecilik ahlakına aykırı bir durumdur. Konu hakkında zaten inanılmaz bir bilgi kirliliÄŸi var. Bu tür haberler birçok insanı zan altında bırakıyor.

SABATAY KÖKENLİLER RAHATSIZ
Bu habere Sabataycıların tepkisi nasıl oldu?
Göç isteÄŸinin bu kökenden gelen insanların tamamına yayılması onları çok rahatsız etti. Bu huzursuzluÄŸun ve rahatsızlığın sebebi en nihayetinde, Türkiye'de son yıllardaki geliÅŸmeler ve bu süreç içinde azınlık gruplara ve özellikle Sabatayist kökenli insanlara karşı takınılan menfi tavır ve suçlamalardır. Mesela, bu haberden sonra internet blog'larında yazılan ve 'defolup gitsinler' türünden yorumlar bunun bir göstergesi. Azınlıkların kendilerini özgür hissetmediÄŸi durumlarda demokrasinin varlığından söz edilebilir mi? Geçen günlerde yayınlanan Prof. Yılmaz Esmer hocanın araÅŸtırması bunun baÅŸka bir delili. Orada toplumun büyük bir bölümünün; Yahudi, Hıristiyan, içki içen vs. kimseler ile komÅŸuluk yapmak istemediÄŸini görüyoruz. Ya da yine aynı günlerde yayınlanan Prof. Füsun Üstünel ve Doç. Dr. Birol Caymaz'ın 'Seçkinler ve Sosyal Mesafe' adlı araÅŸtırmasının bulgularında, tahammülsüzlüÄŸün sınırlarını görmek mümkün.

Bu tahammülsüzlüÄŸün kaynağı nedir sizce?
Farklılıkları kabul edememek, bize kısmen Osmanlı'nın hiyerarÅŸik toplum yapısından, kısmen de Cumhuriyet kültür ve ideolojisinin herkesi aynılaÅŸtırma ihtirasından kalan bir miras. Osmanlı'da azınlıklar ikinci sınıftı, Cumhuriyet ise herkesi aynılaÅŸtırarak tek tip vatandaÅŸ yapmak istedi. Dolayısıyla gücü ele geçirince ya 'diÄŸerlerini' kendimizden daha aÅŸağı konumda tutmak istiyoruz ya da onları kendimize benzetmek istiyoruz.

Kendilerini hep gizli tutmaya çalışan Sabatayistlerin bu tutumunun ardında da bu tavır mı yatıyor? Bu grup, neden bu kadar rahatsız?
Sabatayistler, kendilerine has cemaatsel özellikleriyle yüzlerce yıldır içinde yaÅŸadıkları topluma bir ÅŸekilde hizmet ediyorlar. Ancak bitmek tükenmek bilmeyen suçlamalar ve sıklıkla ayyuka çıkan anti-Sabatayist iddialar neticesinde kendilerini toplumdan dışlanmış hissediyorlar ve bundan büyük rahatsızlık duyuyorlar. Tabii ki bu rahatsızlık sonucunda bütün Sabatayist kökenliler aynı tavrı alacak diye bir kaide yok. Özellikle eski kuÅŸağın büyük kısmının statükonun devamından yana olduÄŸu anlaşılıyor. Ancak, İstanbul ve İzmir'de küçük bir grubun, 'artık bu böyle olmuyor, bundan bir çıkış lazım' dedikleri anlaşılıyor.

Öyleyse haberdeki gibi bir göç düÅŸünülmüÅŸ olabilir mi, bunun sonuçları ne olur sizce?
Çözümlerin arasında yurtdışına gitmek, YahudiliÄŸe dönmek ve İsrail'e göç etmek de var; ki tarihte benzeri birkaç bireysel vaka olmuÅŸ zaten. İsrail'de ve bir hafta önce Amerika'da çıkan gazete haberlerine göre, bu tür bir geliÅŸmenin yaÅŸandığını görmek mümkün. Küçük çaplı da olsa, bu teÅŸebbüsün tarihsel ve dini bir olaya tekabül edeceÄŸi açıktır. Bu olayın yaratacağı içsel gerilimleri tahmin etmek zor olmasa gerek. Böyle bir olayın aleni ve kitlesel bir ÅŸekilde geliÅŸmesi Türkiye'deki Sabatayist kökenden gelenlerin hepsini ve Yahudi Cemaati'ni zor durumda bırakacağı gibi İsrail-Türkiye arasında kriz dahi  çıkarabilir.
n İsrail ile Sabatay kökenden gelen insanlar arasında nasıl bir baÄŸlantı var?
İsrail'in için konunun iki boyutu var. Birincisi dini, diÄŸeri ise demografik. İsrail, küçük bir ülke olmasına raÄŸmen çok farklı düÅŸünce ve çıkar gruplarının olduÄŸu bir yer. 80'e yakın ülkeden gelmiÅŸ Yahudi halkları, ortak bir kültür yaratmak için uÄŸraşıyor. Dindarlar ve sekülerler arasındaki mücadele Türkiye'de olduÄŸundan çok daha ÅŸiddetli. Seküler olanların temel sorunlarından biri, düÅŸük olan ülke nüfusunu artırmak. Dindar olanların da benzeri bir kaygısı var. Mesela bazı dindar kesimler, mitolojik bir inanç olan Yahudilerin 'kayıp 10 kabile'sini bulmak istiyor. Yine diÄŸer bir dini kesim tarih boyunca zorla baÅŸka dinlere geçirilmiÅŸ ya da bir ÅŸekilde dinini unutmuÅŸ Yahudileri tekrar YahudiliÄŸe kazanmak istiyor. Çünkü Yahudi teolojisinde bir Yahudi baÅŸka dine geçse de hala Yahudi'dir ama 'kötü bir Yahudi'dir. Bazı hahamlar dünyanın birçok yerindeki kayıp Yahudileri bulup tekrar Tanrı'nın seçilmiÅŸ dinine geri kazanmak istiyorlar.

Bunun yaÅŸanmış örnekleri var mı?
Afrika'dan Hindistan'a, Avrupa'dan Latin Amerika'ya kadar bu durumda olan pek çok kiÅŸi ve grup bulundu. İsrail'in Türkiye'deki Sabatayistlere olan ilgisini bu büyük resim içinde anlamak gerekir. Bu çerçevede Sabataycılıkla ilgilenen bir grup eskiden beri var. İsrail'in 2. CumhurbaÅŸkanı Ben-Zvi bunlardan biri. İsrail gazetesinin haberini hazırlayan Haham E. Birnbaum'un da böyle bir fikre mensup olduÄŸu anlaşılıyor. Ancak İsrail'de Yahudi tarihi ve mistisizmi uzmanı arkadaşım Boaz Huss'a sorduÄŸumda hem Makor Rishon'un hem de Birnbaum'un biraz marjinal olduÄŸunu, bu haberlerin genelde İsrail'de heyecan uyandırmadığını söyledi.

Türkiye'de özellikle Cumhuriyet'in kuruluÅŸu döneminde iddia edildiÄŸi kadar etkinler mi?
400 yıldır kentsoylu bir yaÅŸam süren, dolayısıyla ortalamanın üzerinde bir eÄŸitim ve refah düzeyine sahip bu kesim, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren önemli konumları iÅŸgal etti. Son 30 yılda bu durum deÄŸiÅŸmeye baÅŸladı. Kökleri 17. yüzyıla dayanan Sabataycılık, zaman içinde farklılaÅŸtı.

Sabataycılar günümüzde nasıl bir topluluk?
HemÅŸerilik duygusuyla birbirinden kısmen haberdar olan, baÅŸta İstanbul ve İzmir'de olmak üzere 60-70 bin kadar Sabatay kökenli bulunuyor. Bu insanların çok büyük bir kısmı sekülerleÅŸip eski gelenek ve görenekleriyle irtibatını kesmiÅŸ ve bir kısmı tamamen unutmuÅŸtur. Dolayısı ile birbirlerini tanımayan binlerce insan da var. Ancak daha ziyade KarakaÅŸiler ve tek tük de diÄŸer gruplardan geldiÄŸi söylenen küçük bir grubun gelenekleriyle baÄŸlarını kesmediÄŸi, inanç ve ritüellerini devam ettirdiÄŸi biliniyor. Nüfuslarının 4 bin kiÅŸi civarında olduÄŸu tahmin ediliyor. 'Ergenekon' belgelerinde de benzeri rakamların geçmesinin beni ayrıca ÅŸaşırttığını da söylemeliyim. İsrail gazetesine konu edilen kimseler de bu küçük grubun içinden olan insanlardır. O yüzden bu konunun genele teÅŸmil edilmesi yanlış ve haksız bir durumdur. SekülerleÅŸmiÅŸ dediÄŸimiz kesim bu konuları konuÅŸmak dahi istemez.

NÜFUZLARINI KAYBETTİLER
Bugün de elit tabaka içindeler mi?
Türkiye'nin yaÅŸadığı büyük bir toplumsal dönüÅŸüm var. Sabatayist kökenli insanların da aralarında bulunduÄŸu eski elitler ya da moda tabirle 'Beyaz Türkler'in bir kısmı, zenginliklerini ve nüfuzlarını yavaÅŸ yavaÅŸ kaybetmeye baÅŸladı. Mesela; Bezmenler, 100 yıllık Yeni Asır Gazetesi'ni bile kaybeden Dinç Bilgin veyahut trajik bir afette hayatını kaybeden Kemer Country'nin sahibi Esat Edin son büyük zenginlerden. Dayanışmacı yapıyı sürdürebilecek zenginler yok. Ortada ekonomik bir sıkıntı var ancak bu kendi başına anlaşılabilecek bir mesele deÄŸil. Türkiye'nin büyük resmine bakıp toplumsal deÄŸiÅŸimi anlamak gerekir. 'İbn Haldunyan' bir ÅŸekilde ifade edersek, tembellik ve refah içinde rehavete kapılmış eski elitler ve zenginler güçlerini yitirirken, çalışkan ve motivasyonu yüksek yeni zenginler yeni kimlikleri ve hayat tarzları ile ortaya çıkmaya baÅŸladı. DoÄŸal olarak da bir süre sonra eskiler kendilerini bir getto içinde sıkışmış 'azınlık' olarak hissediyor. Yine moda tabir ile söylersek 'NiÅŸantaşı-Etiler-Bebek üçgeni' gettolaÅŸmaya baÅŸladı. Sabatay kökenli insanların pek çoÄŸu da bu gettoların içinde.

Peki, bu yaÅŸanan dönüÅŸüm siyasal İslam'ın etkinlik kazanmasına paralel mi geliÅŸiyor?
Bu dönüÅŸüm geçen aylarda yine AKÅžAM Pazar'da Özlem Madi ile yapılan bir röportajda da ifade edildiÄŸi gibi, sembolik anlamda Rumeli kökenli insanların kurduÄŸu Cumhuriyet deÄŸerleri ile Anadolu kökenli insanların arzuladıkları Cumhuriyet deÄŸerleri arasındaki bir mücadele. Bunun entelektüel ve siyasi kökenleri Cumhuriyet'in ilk yıllardan itibaren gizli bir ÅŸekilde vardı, ancak çok partili dönemle açığa çıkmaya baÅŸladı. 80'lerde Özal yıllarında evrimleÅŸip 90'larda yerel iktidarlar, daha sonra da 2000'li yıllarda muhafazakar ve neo-İslamcı iktidarla en üst düzeye çıktı. Son 50-60 yılda Anadolu; çeÅŸitli parti, cemaat, tarikat ve gruplarca dini, siyasi ve ticari düzeyde örgütlendi ve bunun sonucu olarak da galip geliyor. Son kertede daha bilinçli, örgütlü ve çalışkan olan baskın gelecek.

Amaçları seküler bir ulus devlet kurmaktı
'SABATAYİSTLERİN  yaÅŸadığı en büyük kırılmalardan biri         19. yüzyıldan itibaren etkisi altında kaldıkları aydınlanmacı fikirler, ikincisi Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi. Sabatay kökenliler zaman içinde 3 alt gruba (Yakubi, KarakaÅŸ ve Kapancı) bölündü. 20. yy'da sekülerleÅŸip dini baÄŸlarını kopardıklarını görüyoruz. Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında, büyük ÅŸehirlerde önemli roller oynamışlar. Ticarette, bürokraside akademide, gazetecilikte ve  eÄŸitimde aktifler. Selanik'ten gelirken Feyziye ve Terakki Mektepleri, Yeni Asır Gazetesi gibi birçok kurumlarını da beraberlerinde getirmiÅŸler. Jön Türkler ve İttihat Terakki'nin diÄŸer elitleri ile birlikte devrimci bir ruh ile Osmanlı toplumunu ve erken Cumhuriyet toplumunu seküler ve kozmopolit bir toplum haline getirmek için gayret etmiÅŸlerdir. Çünkü hem bir kısım Türk entelijansiyasının hem de Sabatayist kökenli insanların çoÄŸunun en büyük amaçlarından biri, İslam'ın kamusal alan dışında olduÄŸu seküler bir ulus devlet yaratabilmekti.  Böylelikle hem Ortodoks İslam geleneÄŸinin hem de Sabatayist geleneÄŸin baskısından kurtulabileceklerdi.

Kaybeden taraftalar
Sabatayistlerin tasfiyesinde iktidarların kendi zenginlerini yaratma girişimlerinin payı var mı?
Türkiye'de her iktidar kendi zenginini yaratır. Ancak iktidar zenginleriyle birlikte, bir de bilgi çağının ortaya çıkardığı internet gibi yeni zenginleÅŸme yolları var. Sanayi ve ticaret dışında iÅŸ yapmayan geleneksel zenginler; ki buna Sabatay kökenliler de dahildir, modern çağın gerekliliklerini yerine getirmedikleri için de geri kaldılar.

Şu anda konumlarını yitirmiş mi hissediyorlar?
YaÅŸanan süreç, bu kesimde bir hayal kırıklığı ve çaresizlik psikolojisi yarattı. En derinde bir 'kaybediyor olmak' hissi söz konusu. Sınıf mücadelelerinde herkesin karlı çıktığı 'kazan-kazan' senaryosu gerçekleÅŸmiyor her zaman. Yani yeni bir sınıf ortaya çıkarken eski sınıf bir ÅŸeyler kaybeder. Bir gecede gerçekleÅŸen bir ÅŸey deÄŸil tabii ki. Devrim olmadığı sürece bu tür sınıfsal deÄŸiÅŸimler bir-iki kuÅŸak sürer. Eski sınıftan geliÅŸmelere ayak uydurabilenler evrimleÅŸerek bir sonraki safhaya geçer, ayak uyduramayanlar yok olur.

SÜLEYMAN ARIOÄžLU-suleyman.arioglu@aksam.com.tr

 

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3