Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Sadece Mahir aranmadı ama MİT'in adamı oydu

Tarihi bazen tesadüfler yazıyor...DoÄŸan AvcıoÄŸlu, 'en güvendiÄŸi' arkadaşı Mahir Kaynak'tan ÅŸüphelenseydi, 12 Mart Darbesi farklı olabilirdi. Dev - Solcular, 'bir an' beklemese, çatışma çıkacaktı... 40 yıldır tek ÅŸey deÄŸiÅŸmedi: Telefon dinlemeleri

İnsan hayatında öyle anlar vardır ki damarınızdan akan kan donuverir. Öyle anlar vardır ki; ölümle yaÅŸam arasındaki sarkacın kollarında saniyeler asır gibi uzun geliverir. Büyük devrimleri gerçekleÅŸtirmek, iktidarı elde etmek, kanlı savaÅŸları kazanmak, bazen çok derin planlar, taktikler gerektirmez... Alelade bir an'da verilecek bir kararla oluverir hepsi... İşte ÅŸimdi size böylesi iki hikaye anlatacağım...
1961 yılında yayın hayatına baÅŸlayan Yön Dergisi, '60 ihtilalinin özgürlükçü ortamında yeÅŸermiÅŸ sosyalist bir dergiydi. Bu derginin o zamanki yazı kadrosu,  30 yıl süreyle Türk sol-entelektüel yaÅŸamını yönlendirdi. Mümtaz Soysal, Cemal ReÅŸit EyüboÄŸlu ve DoÄŸan AvcıoÄŸlu'nun kurduÄŸu dergide kimler yazmıyordu ki; İlhan Selçuk, İlhami Soysal, Çetin Altan, UÄŸur Mumcu, Mustafa Ekmekçi, Fethi Naci, 'Tüfekçi' mahlasıyla Mihri Belli.

AVCIOÄžLU'NUN YÖN'Ü
Derginin teorisyeni DoÄŸan AvcıoÄŸlu'ydu ve Yön Dergisi'ni yönetiyordu. Dergi,  Demirel hükümetine karşı etkili muhalefet yapıyordu. Kemalist çevrelerle, orduda iyi bir okuyucu kitlesi yakalayan Yön'ün macerası 1967'de sona erdi. İki yıl sonra yayınlanan Devrim Dergisi ise Yön'e göre daha sekterdi ve orducu, Kemalist-sosyalist bir cuntanın mesajlarını taşıyan bir yayın çizgisi izleniyordu. Çekirdek kadro Yön ile aynıydı; DoÄŸan AvcıoÄŸlu, Cemal ReÅŸit EyüboÄŸlu, Mümtaz Sosyal. İleride adını çok duyacağımız Hasan Cemal'ler, Uluç Gürkan'lar da bu dergi bürosunun aÅŸina isimleri olmaya baÅŸlamışlardı.
Derginin siyasetine göre ordu müdahalesiyle yönetim ele geçirilecek, Türkiye sosyalist düzenle tanışacaktı. Adaletsizlik sömürü son bulacak, ekonomide kalkınma baÅŸlayacak, kültürden sanata her alanda büyük bir devrim yaÅŸanacaktı. Bu fikir ordu içinde taraftar buldu ve Devrim Dergisi, sosyalist bir cuntanın yayın organı haline dönüÅŸmüÅŸtü. Herkes AvcıoÄŸlu'nun çevresinde geniÅŸleyen bu hareketin, ordu içinde de çok saÄŸlam dayanakları olduÄŸunu düÅŸünmeye baÅŸlamıştı.

ORDUDAKİ SOSYALİST
TeÄŸmenden yüzbaşıya ve yarbaya, hatta generallere kadar çok sayıda Devrim okuru olduÄŸu biliniyordu ama kimin örgütlü olduÄŸu kestirilemiyordu. Devrim hareketinin ordudaki en etkili ismi, Cemal MadanoÄŸlu PaÅŸa'ydı. MadanoÄŸlu 1960 ihtilalinin önde gelen subaylarındandı, 26 Mayıs 1960 gecesi Ankara Komutanı olarak, 27 Mayıs harekatını yönetti. 1961'de emekli olup, 1966'da kontenjan senatörü seçilse de ordudaki prestiji yüksekti. 1970'in başında yapılması planlanan askeri cuntanın lideriydi. Naif kiÅŸiliÄŸi ve dürüstlüÄŸüyle, sosyalist hareketin ordudan gelen en üst düzey ismiydi. AvcıoÄŸlu'yla görüÅŸüyor, yapılacak müdahalenin ayrıntılarını, Devrim sonrası Türkiye'nin planlarını ÅŸekillendiriyorlardı. Derin sosyalist birikime sahip olmasa da 'davaya' sadık emekli bir general olarak cuntanın liderliÄŸini yapıyordu. 'İhtilal yapmak için birikiminiz var mı?' sorusuna, 'İhtilal için birikim deÄŸil, taÅŸak gereklidir, o da bende var!' diyecek kadar köylü doÄŸallığında bir paÅŸaydı.

Teknik dinleme yapıldı
Kimi zaman Cemal PaÅŸa'nın evinde yapılan, 'Devrim Konseyi' toplantılarına yeminli üyeler katılıyordu. Osman Köksal, İlhami Soysal, konseyin beyni DoÄŸan AvcıoÄŸlu, İlhan Selçuk, Hıfzı Kaçar, Ahmet Güryüz Ketenci gibi onlarca yeminli üyenin katıldığı bu toplantılar yaklaşık iki yıl sürdü. Siyasi tansiyonun iyiden iyiye yükseldiÄŸi 1970'te AvcıoÄŸlu'nu ziyarete gelen Rus Kültür AtaÅŸesi (büyük ihtimalle KGB ajanı) masanın öbür tarafındaki AvcıoÄŸlu'nun okuyacağı ÅŸekilde tersten 'Dikkat edin Bahçelievler'deki toplantılarınız izleniyor, aranızda ajan var. Komando BirliÄŸi'ndeki adamınız bile biliniyor' diye yazmıştı. Rus ataÅŸe, AvcıoÄŸlu'nun ofisinde tedbiren konuÅŸmamış, bunları bir kağıda yazmıştı; 'Toplantılarınız teknik bir cihazla dinleniyor' demek istiyordu.

ARAMIZDA AJAN VAR
Rus Kültür AtaÅŸesi'nin DoÄŸan AvcıoÄŸlu'na verdiÄŸi 'Dikkat edin, dinleniyorsunuz' bilgisinden sonra kilit soru böylece ortaya çıktı: Hepsi devrime ve cuntaya yemin etmiÅŸ az sayıdaki konsey üyelerinden ajan olan kimdi? Buna kim cesaret edebilirdi? 1970'in bir sonbahar günü İstanbul'daki evinde düzenlenen toplantının başında Cemal MadanoÄŸlu, açık açık konuÅŸtu: ArkadaÅŸlar aramızda ajan var.
KonuÅŸtuklarımız dinleniyor. Kimse alınmasın! Herkesi arayacağız. Hepinizden rica ediyorum, ceketlerinizi çıkartın!
Herkes birbirini meraklı gözlerle süzerken Cemal PaÅŸa, 'Kalk oÄŸlum Mahir herkesi tek tek ara!' diyerek talimat verdi. MadanoÄŸlu'nun toplantıda olanları arama görevi verdiÄŸi kiÅŸi, Mahir Kaynak'tı.
MadanoÄŸlu, ondan herkesi aramasını istemiÅŸ ama 'Hayatta en güvendiÄŸim adam' dediÄŸi Kaynak'ı aramak aklına bile gelmemiÅŸti. O yıllarda MİT'e girmiÅŸ olan Doçent Mahir Kaynak, cebindeki dolmakalem ÅŸeklindeki dinleme cihazıyla bütün cuntayı deÅŸifre etti. Yaklaşık 6 ay sonra yapılacak, 12 Mart Darbesi'yle açılan davada bu dinlemeler delil olarak kullanıldı. Mahir Kaynak ise sol-askeri darbeyi önleyen MİT'çi olarak 'teÅŸkilat'ta önemli bir kariyer yaptı.

Polis üst katı bastı  Dev-Sol kurtuldu
İkİncİ hikayemiz, Devrimci - Sol'dan... Dev - Sol, 12 Eylül
darbesinin ardından, 1983'te aldığı 'ricat' kararıyla kabuÄŸuna çekilmiÅŸti. Kadroların çoÄŸu yakalanmış, örgüt büyük bir oranda çökertilmiÅŸti. Örgütün doÄŸal lideri Dursun KarataÅŸ ile Bedri YaÄŸan, 25 Ekim 1989'da halen anlaşılamayan bir yöntemle BayrampaÅŸa Cezaevi'nden firar etti. Böylece, Dev-Sol, 12 Eylül'ün intikamını almak için eylemlere baÅŸladı.
12 Eylül yargılamaları sırasında mahkemede okunan 1200 kiÅŸilik ölüm listesindeki MİT'çi Hiram Abas, Koramiral Kemal Kayacan, MİT MüsteÅŸarı Adnan Ersöz vuruldu.  

ÖLÜMÜN NEFESİ
Dev - Sol'a ilk büyük darbe, 12 Temmuz 1991 günü geldi.
İstanbul polisinin, 8 hücre evine eÅŸzamanlı yaptığı baskında, Dursun KarataÅŸ ve Sinan Kukul hariç ileri kadroların hemen hepsi öldürüldü.
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet AÄŸar bir basın toplantısında örgüt üyeleriyle ilgili 'Artık yakaladığımız yerde kafalarına sıkacağız' diyerek, açık talimatı vermiÅŸti. AÄŸar'dan sonraki İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ise kendi kurduÄŸu ekibiyle önemli operasyonları bizzat yönetiyordu.
Dev - Sol'un Türkiye'deki en önemli adamlarından biri Mete Nezihi Altınay'dı. İstanbul Merter'deki bir hücre evinde biri kadın, iki arkadaşıyla beraber kalıyordu.
Yakalandıktan sonra sorguda polislerin 'Kimdi o her sabah efendim diye telefona çıktığın?' diye ima ettikleri gibi Dursun KarataÅŸ'la telefonda görüÅŸebilen birkaç adamdan biriydi. Türkiye'de kalan en üst düzey Dev-Sol'cular dan biri olan Altınay aynı zamanda silahlı devrim birliÄŸinin üyesiydi.
ÇATIÅžMA ÇIKACAKTI
Operasyonlarının arttığı günlerden birinde, akÅŸam hücre evinde Mete Nezihi'nin aralarında bulunduÄŸu 3 kiÅŸi toplanmış, durum deÄŸerlendirmesi yapıyorlardı. Örgüt talimatlarını deÄŸerlendirdikleri sırada dışarıdan gelen sesle hemen hepsi kulak kesildi. Polis telsizleri duyuluyordu. Mete Nezihi, perdenin arkasından dışarı baktığında yüzü ekÅŸidi. Dışarısı polis kaynıyordu. Sivil, resmi onlarca ekip otosu aÅŸağıya toplanmış, Siyasi Åžube'ye ait polisler yeleklerini giyiniyorlardı.
Mete Nezihi arkadaÅŸlarına döndü, 'Buraya kadarmış. Çatışacağız. HelalleÅŸelim' dedi. Ölüm sessizliÄŸi çöktü eve; Dev-Sol kararına göre çatışmadan teslim olmak yoktu. Tüm cephaneyi bir odaya topladılar. Mermiler, otomatik silahların aÄŸzına sürüldü. Örgütsel evrakları yakmak için banyoya götürüp üzerine gaz döktüler. Ama ateÅŸe vermek için henüz erkendi. Terörle Mücadele Åžubesi polisleri, binaya girmiÅŸti bile. Evde,  tedirgin bekleyiÅŸ sürüyordu. Ekip lideri Mete Nezihi, kadın militana talimatı verdi:
'Biz holün iki tarafında saklanacağız. Sen ağır silahını içeride tut, üzerine sadece bir tabanca al. Kapıyı çalarlarsa açacaksın. Belki bu ÅŸenlik bizim için deÄŸildir.'

TELEFON VAR MI?
O sıra kapı zili çaldı. 'İşte baÅŸlıyoruz' dedi Mete Nezihi, 'Sen kapıyı aç ve geriye çekil biz ateÅŸe baÅŸlayacağız.' Kadın militan buz kesmiÅŸ eliyle kapı tokmağını kavrayıp açtı ve geriye çekildi. Apar topar içeri dalan polisin sesi iki erkek militanın tetiÄŸe giden ellerini bir an durdurdu.
- Telefon var mı bacım?
- Telefon? Ne telefonu, dedi kekeleyerek?
-Canım bildiğin telefon işte! Şubeyi aramamız lazım.
Kadın militan donmuÅŸtu sadece telefonun yerini iÅŸaret edebildi. Polis memuru hiçbir tuhaflık sezmeden telefona sarılıp merkezi aradı. Ve teÅŸekkür ederek daireden çıktı. Dev-Sol'un hücre evindeki telefondan Siyasi Åžube aranmıştı. Mete Nezihi komutan edasıyla konuÅŸtu 'Ben size demiÅŸtim' dedi. Polis operasyonu, bir üst katta baÅŸlamıştı. Silah sesleri teslim ol çaÄŸrıları birbirine karıştı.
Üst kattaki, Hizbullah'ın bir hücre eviydi.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3