Hıdrellez ÅŸenliklerine ilk kez gittim ve bakın neler gözlemledim... Dileklerinden, katılımcı portrelerine buyurun Ahırkapı'ya!
Türkiye'de ne zaman devlet ya da belediye, kendi halinde giden ve beÄŸenilen bir organizasyonu 'geliÅŸtirme' ve 'yaygınlaÅŸtırma' kararı alsa o iÅŸ çığırından çıkıyor ve dünyanın en korkunç ÅŸeyi haline geliyor. Misal, Ahırkapı Hıdrellez Åženlikleri. Ahırkapı sokaklarında ilk düzenlendiÄŸi zaman, gayet samimi, ruhuna uygun ve gerçekten eÄŸlenceli olduÄŸu söyleniyordu. Fakat ÅŸimdi?
Belediye ÅŸenlikleri sokaklardan alıp deniz kıyısına taşıyınca gerçek bir saçmalığa dönüÅŸmüÅŸ. İnsanların iç içe geçtiÄŸi, çakma bir samimiyet buhranı gibiydi. Tam bir ucuz üniversite ÅŸenliÄŸi gibi olmuÅŸ.
Hıdrellez Åženlikleri'nde gözlemlediÄŸim kadarıyla 'çingenelik' de Türkler arasında moda oldu ya, artık ne olsa ÅŸaşırmam herhalde.
Gündüz Santralistanbul'da, Tuzla Sabancı Kampusu'nda, dağın başındaki Koç Üniversitesi'nde burunlarından kıl aldırmayan tüm özel üniversiteli kızlar, Abercrombie&Fitch şıklığından Gırgıriye'den apartılan kıyafetlere geçmiÅŸler. Dizayn jean'lerin yerini basma entariler almış. Sarı fönlü saçlar yemenilerle kapatılmış. Ve durmaksızın göbek atıyorlar... Otto Santral'de 10 TL'ye içilen buz gibi biraların yerini sokakta 5 TL'ye satılan ılık kutu bira alınca ÅŸanzıman kaymış belli ki.
Ya erkekler? Onlar için pek fark etmiyor. Ha Santral'de, ha Tuzla'da ya da Hıdrellez'de tek dertleri kızları götürmek. DelirmiÅŸ kızların etrafında skor peÅŸinde dolaşıp duruyorlar.
Bir de tabii erkek olmanın getirdiÄŸi tüm avantajı kullanıp buldukları her yere çiÅŸlerini yapıyorlar. Denize, aÄŸaç dibine, çalı arkasına...
Biz de erkek olduÄŸumuz için onlarla beraber denize iÅŸedik! Hıdrellez'in benim için tek ilginç yanı bu oldu sanırım. Bir grup erkekle deniz kıyısında ayakta durup yan yana BoÄŸaz'a karşı iÅŸemek... Üstelik bir kez daha anladım ki Prada gerçekten çok kaliteli ayakkabı yapıyor. Yosuna bastıysam da, hiç kaymadı.
KİM NE DİLEMİŞ?
Tabii Marmara denizini sadece erkeklerin çiÅŸleri doldurmadı. AdettenmiÅŸ, dilekler çizilip denize atılıyormuÅŸ. Birkaç tanesini sudan alıp, dileklerini bozarak kötülük yapmayı çok istedim ama o kadar da deÄŸil! Fakat daha sonra festival alanında aÄŸaçlara baÄŸlanan dileklerin olduÄŸu bölümü gördük. Ve ilk gördüÄŸüm dileÄŸi çektim...
Åžöyle bir ÅŸey dilemiÅŸ, kimin kısmetiyse: 'Mercedes SLK 500. Turbo motor. Çelik jant'. Araba deÄŸil, modeli de var! Ne yapılacak mesela dilek toplama merkezinin elinde o seriden bir otomobil kalmadıysa? 'Bu sene Mercedes'leri Romanya için ayırdık. Maalesef Türkiye için Renault Megane düÅŸünülüyordu. O yüzden arabasız kaldınız'...
Yanımdaki arkadaşımın çektiÄŸi dileÄŸi gördükten sonra ise aklı saÄŸlığımız açısından oradan kaçarak uzaklaÅŸmak gerektiÄŸini düÅŸündük. Çünkü bir adet amfi tiyatro çizilmiÅŸ. Ortada çöpten bir adam var (bu, dileÄŸin sahibi oluyor), etrafında da bir sürü çöp adam onu izliyor. Ve alkışlıyorlar. DileÄŸinden eÄŸlencesine kadar Hıdrellez Åženlikleri bir yurdum muammasıydı. Hiçbir ÅŸey dilemeden, köÅŸede bizi bekleyen alın teriyle kazanılmış Mercedes'e ilerleyip bu acı hatırayı bir an önce unutmak için son hızla ilerledik.
Hıdrellez mi? Yok ben almayıyım. Bu iÅŸler için biraz fazla havalı kaçıyorum.