Samsun'a çıkarken Atatürk'e bir İngiliz subay neden vize verdi?
Musul ve Kerkük niye bırakıldı? İsmet PaÅŸa Lozan çıkışında 'Bir doksan yıl daha kazandık' dedi mi? İngilizlerin, Türkiye ile ilgili bilmediÄŸimiz bir planı mı var? Kürt meselesinin arkasında kim var?
Özellikle Cumhuriyetçi ve laik çevrelerin en büyük korkusu, Türkiye'nin üniter yapısını koruyamayıp bölüneceÄŸi. Hem yurtiçinde hem yurtdışında giderek artan Kürt lobisinin etkinliÄŸi, hız kazanan Anayasa tartışmaları (ki en önemli ilk dört madde tartışılıyor) ve hemen yanı başımızda kurulan Kürdistan korkulu rüyamız oldu. Ama iÅŸ bununla sınırlı deÄŸil! Ermenistan ve Ermeni diasporasının taleplerinin, sırf soykırımın kabulüyle sınırlı olmadığı artık sır deÄŸil. Bir de giderek artan Pontus faaliyetlerini ve soykırım taleplerini de ekleyin, koca Anadolu coÄŸrafyasını öyle düÅŸünün.
Peki, nasıl oluyor da 85 yıl sonunda Türkiye bitmek tükenmek bilmeyen taleplere muhatap oluyor? Tam 85 yıldır büyük oranda barış içinde yaÅŸamış, küçük sürtüÅŸmeler hariç hiçbir ülkeyle savaÅŸmamış bir ülke, bu kadar kolay bölünme hesaplarına dahil ediliyor.
Tamam mikro milliyetçilik çağındayız, tamam kimse bu önemli bölgede bu kadar büyük güçlü ve üniter bir yapıyı istemiyor ama bir ülkenin bölünmesi bu kadar rahat telaffuz edilebilir mi?
MECLİS BASKININA DİRENMEDİLER
Önce kuruluÅŸumuzdan baÅŸlayalım. Türkiye Cumhuriyeti, İngilizlere raÄŸmen kurulmadı. İngilizlerle uzlaşılarak kuruldu. İdris Küçükömer bunun iÅŸaretlerini kitabında verir. Dikkatli bir üslupla DoÄŸan AvcıoÄŸlu da bundan bahseder. İngilizlerin İstanbul'u iÅŸgalinde ve sonrasında, İstanbul'u terk etmelerinde tek kurÅŸunun atılmaması hiç merak etmediÄŸimiz bir konudur. Neden Rum ve Ermeni çetelerine karşı örgütlenen direniÅŸ, İngilizlere karşı yapılamadı?
Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı basıldığında, İngilizlere hiçbir direniÅŸ sergilenmedi. Hatta, 16 Mart 1920'de, Fındıklıdaki Meclis baskınında milli mücadelenin önde gelen isimleri Kara Vasıf ve Rauf Bey kaçma imkanları varken kaçmadılar ve teslim oldular. Çünkü İngilizlerle uzlaÅŸarak, varlıklarını koruyacaklarını biliyorlardı. Malta'ya sürüldüler.
İttihat ve Terakki'nin ve o yok olduktan sonra kurulan Karakol Cemiyeti'nin iki büyük temsilcisinin, bu tavrını anlamak için İngiliz faktörüne bakmak gerekir. Onlar, İngilizlere raÄŸmen politika üretilemeyeceÄŸini düÅŸünüyorlardı. Bütün yazışmalar İngiliz istihbaratının eline geçiyordu. İttihatçı büyük ÅŸefler, Almanya'ya sığınmışlardı. Ve Osmanlı'nın büyük bir borcu vardı. Bu borçla, İngiltere'nin izni olmadan idare edilemeyeceÄŸini hesaplıyorlardı.
ATATÜRK'E VİZE VEREN İNGİLİZ
Biraz öncesine gidelim ve asıl tarihsel yanılgımıza gelelim. İngilizlerle büyük mücadelemiz olan Çanakkale'ye... Çanakkale'de büyük bir direniÅŸ ve insanlık dramı yaÅŸandı. Sayısı halen tartışmalı olsa da yüz binlerce ÅŸehit verildi. İngilizler, büyük askeri güçlerine raÄŸmen Çanakkale BoÄŸazı'nda sulara gömüldü. Ama bu savaşın KurtuluÅŸ Savaşı'yla bir alakası yoktur. Arada 4 koca yıl vardır. Bu basit gibi gözüken ayrım aslında herkesin aklında karmakarışıktır. Kronolojik düÅŸünme ne yazık ki eÄŸitim sistemimizde bizlere verilmiyor. 1915 ile 1919 birbirine giriyor.
Ondan sonra Atatürk'e ve 36 arkadaşına Samsun'a gitmek üzere vize veren kiÅŸinin bir İngiliz İstihbarat subayı olduÄŸunu öÄŸrendiÄŸimizde ÅŸaşırıyoruz. John Bennet bir İngiliz subayıydı. Atatürk ve yakın arkadaÅŸlarının, İstanbul BoÄŸazı'ndan ayrılması için gerekli vizeyi bizzat o hazırladı. Bu iÅŸlem için özellikle de İngiltere DışiÅŸleri'nin baskı yaptığını anılarında anlattı. Anılarını 'Tanık' isimli kitapta topladı. Yakın bir zamanda yaÅŸamını yitirdi.
MUSUL VE KERKÜK
Milli Mücadele yıllarında İngilizlerle hep masa başında karşı karşıya geldik. Cephede deÄŸil. İngilizler izin vermeselerdi Cumhuriyet kurulabilir miydi acaba? Emin deÄŸilim. Lozan'da hakem rolündeydiler. Ama asıl büyük oyunları hep Musul ve Kerkük üzerine oldu.
Musul Misak-ı Milli sınırları içerisindeydi ama Lozan'da çok kolaylıkla bıraktık. Asıl büyük zenginlik, haritamızın dışına bırakılmıştı. Referandumla da olsa güzel kent Hatay, yıllar sonra bünyemize katıldı. Ama petrol deposu ve hayati önemdeki Musul'da neden ısrar etmedik? Ve neden bu kadar kolay bıraktık? İngilizlerin kurduÄŸu oyun tıkır tıkır iÅŸledi. İtiraz edemedik. Peki, o yıllar için yeni bir plan mıydı bu?... Hayır sanmıyorum.
SIRADA Mİ KÜRTLER VAR?
Bakın buraya dikkat. Sadece tesadüflerden hareket etmiyorum. Yunanlıların özgürlüklerini kazandıkları yıl 1829'dur. Onları Osmanlı'ya karşı baÅŸkaldırmaya teÅŸvik eden ise elbette İngilizler'di. Tam 90 yıl sonra yani 1919'da Osmanlı parçalanırken, onları Anadolu'ya çıkmaları için tahrik eden yine İngilizler olmuÅŸtu. Tam 90 yıl sonra dayağı yiyen Yunanlılar hayal kırıklığıyla evlerine döndüler.
Aradan tam 90 yıl geçti. Åžimdi Kürtlere aynı ÅŸey yapılıyor. Yani 1829'da Yunanistan'ın, 1919 da (baÅŸlayarak birkaç yıl içinde) Türkiye'nin ve aradan doksan yıl geçtikten sonra yani 2009'da da Kürdistan'ın kurulmasına izin veriyorlar. EÄŸer kurulmayı becerebilirlerse onlarında ömrü herhalde 90 yıllık olacak. Hesap ne kadar açık deÄŸil mi?
LOZAN'DAN YOUTUBE'A
Bu arada kurucu doktrinimizin yıpranma dönemi de geldi. Atatürk için yapılan seviyesiz ve ahlak dışı saldırılar, son bir iki yılda ne kadar arttı. YouTube'un yasaklanmasına kadar varan seviyesiz saldırıların, hemen tamamı Gazi'nin özel yaÅŸamına iliÅŸkin. Evet, internetin yaygınlaÅŸması ve YouTube'un hayatımızı daha etkin bir ÅŸekilde girmesini kabul ediyorum ama her ÅŸey bu kadar kısa sürede nasıl bir saldırıya dönüÅŸtü. Bu yazının konusu deÄŸil ama Lozan görüÅŸmeleri bir kez daha incelenmelidir. Musul'dan vazgeçip neyi kazandığımız net olarak sorgulanmalıdır.
Kürt meselesinin Osmanlı'dan bu yana dallanıp budaklanmasında İngilizlerin rolünü bilmeyen yok. Ama Ermeni olaylarından dolayı kurulan Divan-ı Harp'te İngilizler, kendilerine karşıt kim varsa daraÄŸacına veya hapse yollamaktan çekinmediler.
1918 sonrasında Berlin'de sıkışan İttihatçı ÅŸeflerin adresleri, Ermeni suikastçılara İngiliz istihbaratı tarafından verildi. İngilizlerin kurduÄŸu plan hep tıkır tıkır iÅŸledi. Mustafa Kemal ve arkadaÅŸlarını da Musul ve Kerkük'ü bırakmaya zorladılar.
Evet yazdıklarım determinist tarih çıkarsamaları... Ama bir düÅŸünün lütfen! İngilizler her iÅŸin içinde olup da neden bu kadar az hedef oldular. Neden antiemperyalist eylemler hep Amerika'ya yöneldi? Neden Türkiye-İngiltere iliÅŸkileri hiç ayrıntılarıyla incelenmedi ve belgeler süresi geldiÄŸi halde açılmadı?
Benden Selam Söyle Anadolu'ya
Yazar Dido Sotiriyu'nun kitabı her ne kadar bir insanlık dramını anlatsa da anlatım ve içerik olarak çokça tartışılan bir kitaptır. Kitabında anlattığı tüm Türk karakterler olumsuz, Rumlar ise daha görgülü seçkin ve iyi tiplerdir. Ama ben iÅŸin orasında deÄŸilim. Kitabın 80'inci sayfasında bir yerinde kitabın kahramanlardan biri 'Kemal 90 yıllığına anlaÅŸtı' diyor.
İSMET PAŞA BİLMEDİĞİMİZİ Mİ BİLİYORDU?
İki küçük soruyla bitirelim. Neden GüneydoÄŸu'ya yatırım yapmıyorsunuz sorusuna, eski BaÅŸbakan Åžükrü SaracoÄŸlu 'İleride ne olacağı belli olmayan topraklara niye yatırım yapalım' cevabını verdi mi? İsmet PaÅŸa Lozan çıkışında 'Bir doksan yıl daha kazandık' dedi mi? Acaba o dönemin devlet adamları, bizim bugün bilmediÄŸimiz ÅŸeyleri mi biliyorlardı. Her ne olursa olsun kendi tarihimizle yüzleÅŸmeliyiz. Sonucu her ne olursa olsun gerçeÄŸi öÄŸrenmeliyiz. Ama bunu art niyetli araÅŸtırmacılara, fonlardan beslenen gazetecilere ve AB kuyrukçusu popülist aydın bozuntularına bırakmamalıyız... Gelin bu paranoid yazıyı komik bir tesadüfle bitirelim. Büyük bir gururla kutladığımız 23 Nisan 1920 bizim Meclisimiz'in açılış tarihidir. Ama 23 Nisan aynı zamanda İngilizlerin de Ulusal Günü'dür. William shakespeare'in de doÄŸum günü olarak kabul edilir.