Tuğçe Tatari Evliyagil tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Oryantalist rezalet

2010 Kültür BaÅŸkentiyiz, pek muallaktayız ve ortaya bir ÅŸey çıkacağından da endiÅŸeliyiz. Henüz 2010'la ilgili umut verici bir duyumumuz da yok.. Neyse...
Bugünlerde Cannes'da 'Cannes Lions Uluslararası Reklam Festivali' yapılıyor. Dünyanın dört bir yanından reklamcıların katıldığı bir yarışma bu. Yarışma üç kategoriden oluÅŸuyor. AÅŸamalardan biri de afiÅŸ (basın). Türkiye'yi temsilen bir afiÅŸ gönderilmiÅŸ. Bu bahsettiÄŸimiz afiÅŸ; gönderilmeden önce Reklamcılık Vakfı'nın belirlediÄŸi jürinin huzurundan geçmiÅŸ ve 1. seçilmiÅŸ.

AfiÅŸin yaratıcıları; Grey Reklam Ajansı'ndan Metin Akın ve Önder Bayraktar. AfiÅŸin seçicileri; Atakan Sevgi- Güzel Sanatlar Saatchi & Saatchi Cevdet Kızılay- Yorum Publicis UÄŸur Çakır- Pars McCann Burçin Tortop-Alamet-i Farika Ali Göral- Alice BBDO Murat Işık-DDA.

AfiÅŸ katagorisinde verilmek istenen mesaj; 2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti İstanbul'un Avrupa'nın Kültür BaÅŸkenti olmasının yanı sıra en önemli eÄŸlence merkezlerinden biri olduÄŸu. Zaten Türkiye'de 1.'lik alan 'fikir harikası' afiÅŸin üzerinde 'EÄŸlencenin kökleriyle tanışın. Bu toprakların insanları nasıl  eÄŸleneceklerini hep bildiler. EÄŸlence İmparatorluÄŸunun torunlarının bu tarihi mirası nasıl devam ettirdiklerini görün' yazmakta.
Åžimdi sizler bu sayfada söz konusu afiÅŸi görüyorsunuz. O zaman benim sorularımı yanıtlayın. Bu afiÅŸte; sanatsal estetik var mı? Yaratıcılık var mı? Minyatürler, figürler, desenler Osmanlı'ya ait mi?
Hadi bu soruların hepsini bırakalım bir kenara da biraz yorum yapalım... Cannes'a giden bu afiÅŸte ben, transparan giyimli oÄŸlanlar, padiÅŸaha bira ikram eden kadınlar ve buram buram oryantalizmden baÅŸka bir ÅŸey göremedim. Batılıların gözünde DoÄŸu toplumları-ve haliyle- İstanbul denildiÄŸinde, develer, güreÅŸ yapan adamlar, hamam, harem, cariye, padiÅŸahın kadınları, erkeklere kul köle hizmet eden iÅŸveli kadınlar gelir. Buna oryantalist bakış denir. Bu bakış da her zaman eleÅŸtirilmiÅŸtir. Çünkü soldan-saÄŸdan duyduklarıyla oluÅŸturdukları bir bakış açısıdır bu. Åžimdi hal böyleyken bir grup reklamcının 'tasarladık' deyip ortaya bu afiÅŸi çıkartması, bir diÄŸer reklamcı grubun 'seçtik' deyip bunu Cannes'a yollamalarına 'Kendi toplunu daha rezilce lanse edemezlerdi' denmez de ne denir?
2010 Kültür BaÅŸkenti İstanbul en iyi bu afiÅŸle mi tarif edilebilir! Ben bu durumu bir yere kadar yorumlayabilirim ama bu iÅŸin peÅŸine düÅŸecek ve bize rezaleti netleÅŸtircek tek kiÅŸi Hilmi Yavuz Hoca'dır. Hocam sizden ricam; lütfen bu konuya el atın!
PS: Cannes'da düzenlenen festival birkaç gün sürüyor. Her aÅŸamanın ödül töreni baÅŸka bir gün yapılıyor. Ben yazıyı yazerken henüz afiÅŸ yani basın ödülleri verilmemiÅŸti. Ben de en az sizin kadar bu afiÅŸin ödül alıp alamayacağını merak ediyorum.

Kadın milleti aptal mı?
Mos Kuaför'ü bilmeyen yoktur. Muammer Yaprakgül, Orhan Bademli ve Sedat Kamaz isimli üç yakın arkadaşın yıllar önce kurdukları ve Türkiye'nin en büyük kuaför zinciri haline getirdikleri bir marka. Sedat Kamaz'ın vefatından sonra da baÅŸarıları devam etti. En pahalı ama en iyi iÅŸ çıkartan kuaförlerden biri. Muammer Yaprakgül ülke çapında topuzlarıyla ünlüdür. Özel bir geceye katılacak kadınlar onun önünde sıraya girer.
Geçenlerde ÅŸöyle bir olaya tanık oldum; NiÅŸantaşı Mos Kuaför'de, Muammer Yaprakgül saç kesmekte. Yanına hoÅŸ bir hanım yaklaÅŸtı 'Muammer Bey, benim ÅŸu tarihte düÄŸünüm var. Saçımı sizin toplamanızı istiyorum ama ondan önce vereceÄŸiniz bir tarihte de model denemesi yapmak istiyorum' dedi.
Muammer Bey önünde oturan kadının saçlarını keserken duraksadı, yüzünde tuhaf bir ifade belirdi 'Beni mi deneyeceksiniz?' dedi. Daha kadın söze baÅŸlayamamıştı ki 'Hanımefendi, ben bu iÅŸi 40 küsur senedir yapıyorum, kendimi size denetecek halim yok. O gün gelirsiniz yaparım, gidersiniz' dedi.
MüthiÅŸ öfkelenmiÅŸ, karşı tarafın haddini aÅŸtığını düÅŸünmüÅŸtü ÅŸüphesiz. İlk aklıma gelen 'Ne hazımsız'mış oldu. Bunca yıl bu iÅŸten bu kadar para ve ÅŸöhret kazan tek bir cümleyle yoldan çık 'kendimi denetmem' noktasına gel, hayret.
Sonra düÅŸündüm, New York'ta ünlü bir kuaförle bu kadar konuÅŸma ÅŸansınız bile olamaz. Kendimi onun yerine koyunca 'Acaba haklı mı?' dedim... Ama diÄŸer taraftan bir topuza servet ödeyeceksin, o gün de düÄŸünün olacak fakat önceden model denemek, 'bana ne daha çok yakışır?' diye düÅŸünme ÅŸansın olmayacak. Ben bunları evir çevir düÅŸünürken paylaÅŸtığım bir düz erkek mantığı 'siz kadın milleti gerçekten aptalsınız' oldu!

Entel ÅŸoför
Hıncal Uluç disiplinli yaÅŸayan biri. Gün içinde nereye gideceÄŸi, kaçta gideceÄŸi ve ne yapacağı belli. Sekreteri Yasemin'in de yüksek disipliniyle günler öncesinden ajandası dolu.
Yine böyle yoÄŸun bir günde Ortaköy'deki Ertekin'in restoranından çıkmış, kapıda ÅŸoförünü bekliyor, acelesi de var bir yere yetiÅŸmesi gerekiyor. Ama ÅŸoförü Ercan görünürde yok.
Aradan dakikalar geçiyor ileriden eli kolu dolu koÅŸturarak gelen Ercan görünüyor. Uluç kızacak çünkü gideceÄŸi yere geç kaldı. Ercan yanına ulaÅŸtığında 'Nerdesin yahu?' sorusuna 'Sahafa gittim' yanıtı alıyor. Uluç, Ercan'ın elindeki kitaplara bakıyor, Kemal Tahir Külliyatı. 'Hıncal Bey yeni baskılarda bazı deÄŸiÅŸiklikler yapılmış o yüzden eski baskıları bulmuÅŸken alayım dedim' diyor.
Hıncal Uluç'un o kadar hoÅŸuna gidiyor ki bu durum geç kaldığını da unutuyor, kızgınlığını da.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3