AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-06-28
Kaybolmaması gereken mesleki miraslarımızdan biri 'oya'lık. Kimdir 'oya'lar? Ne yerler? Ne içerler?
Magazin dergilerini karıştırırken geçen gün bir şey fark ettim. Şöyle ki bu dergilerde birtakım ünlü insanlar var. Bir de arada bir fotoğraflarda yanlarında başka biri daha oluyor. Bu yancı isimler genel olarak yakın dostu, hayat arkadaşı ya da menajer gibi sıfatlarla adlandırılıyor.
Mesela şöyle yapı taşı bir örnek verebiliriz, Semiramis Pekkan'ın yanında İsmail Akkaya diye biri vardır hep. Kim olduğunu, ne iş yaptığını bilmem, adını sürekli duyarım. Biraz soruşturunca kendisinin hayattaki tek özelliğinin Semiramis Pekkan'ın yanında dolaşması, Şenay Düdek'in can dostu olarak anılması ve de bol estetikli bir yüze sahip olması olduğunu öğrendim. Sırf bu bağlantıları yüzünden hayatımıza girmiş, kendine yer edinmiş.
Bu meslek grubunda çalışanlara Bülent Ersoy - Oya Aydoğan ilişkisi yüzünden 'oya' adı veriliyor. İki ünlü arasındaki kadim dostluk Ersoy'un 'divine' mertebesine erişmesiyle Aydoğan'ı ikinci kadın olmaya itmiş. Oya'nın Bülent Abla'nın hep yanında olması nedeniyle bu çakma şöhretlere isim annesi oluvermiş. Aslında bu meslektekilere verilen diğer bir isim de 'çantacı' ama bu çok acımasız olduğu için biz daha sevimli 'oya'yı kullanalım.
Türk magazin tarihi ise ünlüler ve 'oya'larıyla ilgili birbirinden renkli hikayelere sahip. Seda Sayan'ın bir zamanlar yanından hiç ayırmadığı dişi bir 'oya'sı varmış. Fakat uzun zaman önce yol verilmiş çünkü söylentilere göre dişi 'oya', Sayan'a abayı fena yakmış. Ağlayan şarkıcı Yılmaz Morgül de Derya Tuna'yla bu tür bir iş ilişkisi içinde. Tuna'nın Tatlıses'le ilişkisi bozulduğu zaman kendisi nasıl da canını dişine takıp Derya Abla'sını savunmuştu hatırlarsanız.
MENAJERLİKTEN AYIRAN İNCE ÇİZGİ
En meşhur 'oya'lara gelince ise Pekkan kardeşler bu konuda bir numara. Semiramis'inkinden bahsettik. Peki ya Ajda? Her şeyi görkemli yaşamayı seven Ajda'nın 'oya' konusunda da eli çok açık. Ayşe Ersayın mesela Ajda'nın klip yönetmenliğinden kıyafet alışverişine kadar her daim yanında. Hatta Ajda'nın en sevdiği dondurmayı dahi bilip tüm İstanbul'u aratarak onu en iyi yapan dondurmacıyı bulabiliyor. Pekkan'ın diğer 'oya'sıyla bir akşam yemekte tanıştık. Besim Kazado, telefonunda 'Ajda' yazısını görünce masadan öyle bir fırladı ki bu saygıyı gösteren çok az insan olduğunu düşünüyorum.
'Oya'lığı menajerlik mesleğinden ayıran çok ince bir çizgi var. Mesela Yaşar Gaga ve Sezen Aksu ilişkisi bu çizgiyi aşalı çok oluyor. Hangi menajer sanatçısının evinin iki apartman yanında oturup gece gündüz hazır olda bekler? Modacı Dilara Endican'ın da Sezen Ablası her istediğinde onu dışarı çıkardığı, şarkılar söyleyerek, fıkralar anlatarak onu eğlendirdiği artık çok aşikar. Neden Yıldırım Mayruk, müşterilerine böyle bir şey yapmıyor? Gerçi onun da bu tür taşkınlıklar yapacak yamağı var.
Medya dünyasına bakacak olursak Ahmet Hakan'ın kadın 'oya'sı haddini aşmaya başladığı için yakın zamanda aforoz edildi. Genelde gazeteciler bir 'oya'ya sahiptir ama Kelebek'teki çocuk için bu durum farklı. Onunda PR'cı Metin Gürsoy'un 'oya'sı olduğu medya kulislerinin en çok gülünen haberlerden biri. Kelebek'teki çocuk fazlasıyla cahil olduğu için, Gürsoy ona Victoria Beckham'ın gözlüklerini anlatarak bilgilendiriyor biraz.
Gördüğünüz gibi 'oya'lık Türkiye'nin en çok aşk ve bağlılık isteyen mesleklerinden biri. Ben yeri geldiği zaman kraldan daha da kralcı olan 'oya'ların yaşadıkları zorlukları bilin istedim. Herkesin 15 dakikalığına ünlü olacağı dünyamızda onların şöhreti sadece beş dakika. O da işverenleri izin verirse tabii.
İki adam, iki soru
Yüksel Aytuğ: Geçenlerde bir yazısında Okan Bayülgen'in şovunda artık parodi yapması gerektiğini söylemiş. Şekerim, Türkiye'de senden büyük parodi mi var? Ben bu parodiye ilk başta acıyordum 'Cem Yılmaz'ın şovu VCD olsun' başlıklı yazısından sonra her hafta okuyup okuyup gülüyorum. Hani artık Tunceli'nin köylerinde bile DVD biliniyor, VCD ne abi?
Ali Eyüboğlu: Bu sonradan köşe sahibi olunca kendini ordinaryüs sanan bey de geçenlerde Kral TV müzik ödülleri jürisini harf sırasına göre kopyalayıp köşesine almış. 'O niye bu jüride? Bu neden var?' diye soruyor. Ona da şunu soruyorum: Hayatında İsmail Türüt'ten başka bir şey dinledin mi ki şikayet ediyorsun? Esas senin ne işin var o jüride?