AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-06-28

kategori2

Hıdrellez işeme şenlikleri

Hıdrellez şenliklerine ilk kez gittim ve bakın neler gözlemledim... Dileklerinden, katılımcı portrelerine buyurun Ahırkapı'ya!
Türkiye'de ne zaman devlet ya da belediye, kendi halinde giden ve beğenilen bir organizasyonu 'geliştirme' ve 'yaygınlaştırma' kararı alsa o iş çığırından çıkıyor ve dünyanın en korkunç şeyi haline geliyor. Misal, Ahırkapı Hıdrellez Şenlikleri. Ahırkapı sokaklarında ilk düzenlendiği zaman, gayet samimi, ruhuna uygun ve gerçekten eğlenceli olduğu söyleniyordu. Fakat şimdi?
Belediye şenlikleri sokaklardan alıp deniz kıyısına taşıyınca gerçek bir saçmalığa dönüşmüş. İnsanların iç içe geçtiği, çakma bir samimiyet buhranı gibiydi. Tam bir ucuz üniversite şenliği gibi olmuş.
Hıdrellez Şenlikleri'nde gözlemlediğim kadarıyla 'çingenelik' de Türkler arasında moda oldu ya, artık ne olsa şaşırmam herhalde.
Gündüz Santralistanbul'da, Tuzla Sabancı Kampusu'nda, dağın başındaki Koç Üniversitesi'nde burunlarından kıl aldırmayan tüm özel üniversiteli kızlar, Abercrombie&Fitch şıklığından Gırgıriye'den apartılan kıyafetlere geçmişler. Dizayn jean'lerin yerini basma entariler almış. Sarı fönlü saçlar yemenilerle kapatılmış. Ve durmaksızın göbek atıyorlar... Otto Santral'de 10 TL'ye içilen buz gibi biraların yerini sokakta 5 TL'ye satılan ılık kutu bira alınca şanzıman kaymış belli ki.
Ya erkekler? Onlar için pek fark etmiyor. Ha Santral'de, ha Tuzla'da ya da Hıdrellez'de tek dertleri kızları götürmek. Delirmiş kızların etrafında skor peşinde dolaşıp duruyorlar. 
Bir de tabii erkek olmanın getirdiği tüm avantajı kullanıp buldukları her yere çişlerini yapıyorlar. Denize, ağaç dibine, çalı arkasına...
Biz de erkek olduğumuz için onlarla beraber denize işedik! Hıdrellez'in benim için tek ilginç yanı bu oldu sanırım. Bir grup erkekle deniz kıyısında ayakta durup yan yana Boğaz'a karşı işemek... Üstelik bir kez daha anladım ki Prada gerçekten çok kaliteli ayakkabı yapıyor. Yosuna bastıysam da, hiç kaymadı.

KİM NE DİLEMİŞ?
Tabii Marmara denizini sadece erkeklerin çişleri doldurmadı. Adettenmiş, dilekler çizilip denize atılıyormuş. Birkaç tanesini sudan alıp, dileklerini bozarak kötülük yapmayı çok istedim ama o kadar da değil! Fakat daha sonra festival alanında ağaçlara bağlanan dileklerin olduğu bölümü gördük. Ve ilk gördüğüm dileği çektim...
Şöyle bir şey dilemiş, kimin kısmetiyse: 'Mercedes SLK 500. Turbo motor. Çelik jant'. Araba değil, modeli de var! Ne yapılacak mesela dilek toplama merkezinin elinde o seriden bir otomobil kalmadıysa? 'Bu sene Mercedes'leri Romanya için ayırdık. Maalesef Türkiye için Renault Megane düşünülüyordu. O yüzden arabasız kaldınız'...
Yanımdaki arkadaşımın çektiği dileği gördükten sonra ise aklı sağlığımız açısından oradan kaçarak uzaklaşmak gerektiğini düşündük. Çünkü bir adet amfi tiyatro çizilmiş. Ortada çöpten bir adam var (bu, dileğin sahibi oluyor), etrafında da bir sürü çöp adam onu izliyor. Ve alkışlıyorlar.  Dileğinden eğlencesine kadar Hıdrellez Şenlikleri bir yurdum muammasıydı. Hiçbir şey dilemeden, köşede bizi bekleyen alın teriyle kazanılmış Mercedes'e ilerleyip bu acı hatırayı bir an önce unutmak için son hızla ilerledik.
Hıdrellez mi? Yok ben almayıyım. Bu işler için biraz fazla havalı kaçıyorum.