AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-06-28

kategori2

Delikanlılık üstüne

Hocam sizce delikanlılık hangi psikolojik gerçekliğe tekabül etmektedir?
'Delikanlı'nın etimolojisine dönersek, buradaki deli sözüne dikkat çekmemiz gerekir; Türkçe'de öyle güzel bir söz var, pek kullanılmıyor. Şimdi acar deniliyor. Acar; yani hiçbir zaman kokuşmayan, tembelliğe izin vermeyen, yerinde durmayan, zıpkın gibi, ateşli, arayan, coşkulu... İşte delikanlılık böyle bir var oluş durumudur. Bakın, ben, delikanlılığı bir ruh hali olarak ya da sosyal boyutuyla Marx Weber gibi bir sosyolojik tip olarak görmüyorum. Delikanlılık felsefe açısından bir varoluş tarzıdır. Bizim kültürden farklı olarak Akdeniz ülkelerinin kültüründe de vardır delikanlı tipi.
Bu bağlamda Akdeniz ülkeleriyle Türk kültüründeki delikanlılık anlayışı arasında ne gibi farklar var?

Bizim kültür haritamızda Akdenizli bir renk vardır. Fakat bir Fransız, bir Portekizli, bir İtalyan kadar değil elbette. Çünkü onlarda bir Hıristiyan ve Latin kültüründen gelen veya eski Yunan, pagan Roma'dan gelen izler var. Bizim kültürümüz İslam'ın  ilk dönemlerinde eski Yunan'la karşı karşıya gelmiştir. Ve o kültürü yorumlamış ve katkıda bulunmuştur. İslam felsefesi kökeni itibarıyla Yunan” izler taşır. Ve özellikle Aristoteles, Platon odaklıdır ve çok önemli başarılar gerçekleştirmiş, yeni ürünler yaratmıştır. O anlamda biz Uzakdoğulu değiliz; Çin gibi... İslamiyet'ten önce onlarla da sürekli temasımız olmuştur. Anadolu'ya gelince Bizans ile bir temasımız olmuş ve onun üzerinden birtakım tecrübeler kazanmışız. Eski Yunan'ı keşfedip o kültürle temasa geçmemiz bize çok büyük bir zenginlik vermiş. Dolayısıyla bizim delikanlılığımız Akdeniz Hıristiyan delikanlılığını da içine alan ondan daha fazla, daha zengin öğeler taşıyan; hem İslam” hem de Uzakdoğulu tarafları olan çok zengin ve çok renkli bir delikanlılıktır. Ama mesele o delikanlılığı keşfedebilmektir. O örtünün kaldırılması lazım. Perde ortadan kaldırılınca delikanlılığı keşfetmiş olacağız.

Günümüz toplumunda delikanlılığın toplumsal kabul düzeyi nedir?
Şöyle zannediliyor; delikanlı yaşam biçimi diye bir yaşam biçimi var; hayır, delikanlılık bir tavırdır. Mesela delikanlı adammış savaşa gitti şehit oldu, verdiği sözde durdu, delikanlı adammış hiç taviz vermedi, denir. Bu gösteriyor ki delikanlılığı ahlak” manada bir değer olarak görmeli ve buna uygun bir zihinsel değişimi başlatmalıyız . Hani o eski Yunan Kültürü'nde Aristoteles'in, Platon'un söz ettiği dört büyük erdem vardı ya, işte o erdemler delikanlılıkta da var. Cesaret, ölçülü olmak, adil olmak, hikmet sahibi olmak. Bence delikanlılıkta bu dört erdem bulunur. Oysa biraz önce değindiğim gibi, bu sözcüğün kötü kullanımları da vardır: Kaprisli, ne yaptığını bilmez oradan oraya savrulan... İnsanı geliştirmeyen, inceltmeyen, düzeltmeyen, toplumda hoş olmayan davranışlara da delikanlılık denilebiliyor. Bu çok olumsuz bir şey bence.

Eğitim düzeyi ile delikanlılık arasında bir ilişki kurmak mümkün mü?
Elbette cahilden delikanlı olmaz. Ama cahillik derken diplomasız olmak manasında söylemedim. İlkokulu bile okumamış ama cahil olmayan insanlar var.  Ne ki, şimdi sayıları çok azalıyor. Anadolu'da görebilirsiniz onları, kentlerde de az da olsa var. Okumamış bir adamdır; ama o kadar olgundur ki, insan hayatı üzerinde düşünür, olaylar hakkında kafa yorar. Dolayısıyla bu anlamda cahil olmamak gerekiyor. Delikanlılık için cahil, kaba, kendini bilmez-ki ben onlara kitaplarımda biraz argo olacak ama 'hıyar' adını vermişimdir-hıyardan devrimci de olmaz psikiyatrist de olmaz. Hıyardan delikanlı olmaz, hıyar incelmemiş yontulmamış kaba insan. Ve maalesef çağımız bu kaba insanı işadamı, başarılı siyasetçi, tuttuğunu koparan aslan gibi delikanlı diye nitelemektedir. Delikanlı deyince biraz kaba saba insan anlaşılıyor. Bunun delikanlılıkla ilgisi yok. İnsan çok ince olarak da mücadeleci ve kavgacı olabilir. İnce olarak delikanlı olmak, mesele bu. Kabadayı olmak bir marifet değildir.