AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-06-28
Nihat Odabaşı, yeniden aramızda. Bay büyük yeteneksiz, iki panik atak krizi arasına Ayşe Arman'lı bir fotoğraf çekimi sıkıştırmış
Onun hayattaki en büyük başarısı ve mevcut tek yeteneği kadınların en yakın arkadaşı olabilmesi ve onları rahatça kandırabilmesi. Bu özelliği olmasaydı fotoğrafçılıkta gelebileceği en üst nokta Zümrüt'te çay getirip götürmek olacakken, o ünlü bir moda fotoğrafçısı olmayı başardı. Çünkü fotoğrafçılığından öte halkla ilişkilerci ve kendini pazarlama yeteneği gelişmişti.
Kariyerine önce Pasha-Gala-Şamdan dergilerinde fotoğraf çeken kişinin asistanı olarak başladı. Sonra kendisi çekti. Yetmedi, sıra moda dergilerine geldi. Sürekli kendi PR'ını yaptı. Panik atak krizlerini saatlerce anlattığı röportajının ardından, bu röportaj yayınlandı diye bir panik atak krizi daha geçirdi. Bunu da anlattı. Artık ona Soner Arıca'yla arkadaşlık yetmiyordu, bu yüzden o dönem kim popülerse, kimde ekmek varsa onun en yakın arkadaşı oldu. Çünkü PR işinde o kadar başarılıydı ki bir vesikacı titizliğiyle kadınları güzel gösterdiğine inandırmıştı insanları. Nil Karaibrahimgil'e de fotoğraf çekti, Gülben Ergen'e de. Özellikle Gülben Ergen çıtasındaki kadınlar en kolay kafalanabilenler olduğu için onlarla dostluğunu 'çekirdek çitleyip, ağda yapan en yakın kız arkadaşım' kategorisine de taşıdı. Klipler çekti. Klipte varoş varoş arka koltukta şarkılar da söyledi.
Gündemden düştüğü ve yeni bir fotoğrafçının prim yapmaya başladığını hissettiği her an yepyeni bir imaj çalışmasıyla tekrar aramızdaydı. Bir ara Heidi Klum'un fotoğraflarını o çekti. Heidi de ona bayılmıştı ve tabii ki en yakın arkadaşı olmuştu. Diğer en yakın arkadaşı olan Elizabeth Hurley'yi unutmamak lazım. Hurley onsuz bir adım atamıyordu. Türkiye'de marka dergilerin hepsinden astronomik kaşelerde çekim için fiyat isterken, Hurley'yi yabancı diyet dergilerinin kapaklarına bile çekti. Amaç ne: 'Ben Elizabeth Hurley ile bile çalışıyorum. Üstelik de çok yakın arkadaşız o bana Hugh Grant'i anlatıyor ben de ona Türk reklam sektöründeki gelişmeleri.'
Tüm bu promosyon çabaları esnasında ise fotoğrafçılık namına taş taş üstüne koymadı. Onun belki de bu sürede anlayabildiği tek şey kendi yeteneksizliğini kapatabilmek için photoshop diye bir programın var olduğunu öğrenmesi oldu. Ve oturup photoshop yapmaya dört elle sarıldı. Objektifin arkası biraz kabiliyet gerektirdiği için o, işin hamallık bölümünde başarılı olması gerektiğini biliyordu.
Tüm bu döngü devam edip giderken en sonunda ne oldu?
Nihat Odabaşı da geldiği çöplüğe geri döndü. Tüm o parlak kariyerin ardından, Hello dergisine Ayşe Arman fotoğrafları çeken bir fotoğrafçı olarak yeniden burada. Kendisinden uzun süredir ses alamıyorduk. Hoş geldiniz.
Şamdan'da başlayan kariyer, Hello'da son bulmuş. Nerede Elizabeth Hurley? Nerede Heidi Klum? Yoklar çünkü Nihat Odabaşı, Edirne'yi geçtiğiniz andan itibaren koskoca bir hiçten başka bir şey değil. Yurtdışında çalışabildiği isimler bile artık hiç kimsenin ilgilenmediği Elizabeth Hurley olunca bu durum sadece onun Türkiye'deki promosyonuna yarıyor. Başka bir hiç olan yurtdışı arkadaşları bile yeteneksizliğini anlayıp, çantalarını başkasına taşıtıyorlar artık.
Burada bence esas şaşırtıcı olan başka bir şey ise Ayşe Arman'ı bu fotoğrafların güzel olduğuna nasıl kafaladığı aslında.
İşte burada yine onun muhteşem PR başarısı işin içine girmiş. Çekimde bağırıp çağırmalar, büyük bir laf salatası, yerlere uzanıp çekim yapmak gibi film karelerinden apartılmış hareketler, çekim sonrası küçük bir panik atak krizi, fotoğrafları tek tek göndermeler gibi numaralarla bu çekimin harika olduğuna yine herkesi inandırmış.
Ayşe Arman'ın zaafını yakalamış belli ki. 40'ına girmekte olduğunu sayfa sayfa ilan eden bir kadını 'Umudunu Kaybetme' temalı bir fotoğraf serisi fikri heyecanlandırmış olabilir. Çünkü bu fotoğraflar bana direkt meme kanseri için yapılan tek memeli kadın çekimlerini çağrıştırdı. Onlarda meme açılıyor, 40'ına yaklaşmışsan da bacak. Ama bir yönden de Arman'ın son günlerde üstlendiği eşcinsellerin dişi Harvey Milk'i olma çabasını da bir nebze destekliyor. Arman'ı ancak bu sebeple özellikle travestiye benzetebilirler çünkü.
Nihat Odabaşı yine popüler bir arkadaşı sayesinde, kötü bir çekim yapıp gündeme oturmayı başardı. Ama bu sefer fotoğrafların photoshop'lu mu photshop'suz mu olduğu tartışmalarının arkasına saklanarak kendisinin kötü bir fotoğrafçı olduğu gerçeğini gizleyemeyecek. Bunu tartışmayı bırakalı çok oldu. Çünkü başından beri o zaten kötü bir fotoğrafçı. Tek özelliği de kadınların en yakın arkadaşı olabilmesi.