Sevgili dostlar, yeniden merhaba. Yaklaşık 2 yıl süre ile ara verdiÄŸim köÅŸe yazarlığına yeniden dönmüÅŸ bulunuyorum. Ne kadar devam ederim bilmem, zira esas mesleÄŸi gazetecilik olmayan benim tipimdeki ‘köÅŸe kiracılarının’ zaman zaman nadasa çekilerek, dinlenmesi gerektiÄŸi konusundaki fikrim hala sürüyor.
İnsan tükenmemeli. Aralar vererek hörgücünü doldurmalı, sonra yola devam etmeli. Ben de öyle yaptım. Biraz mola aldım. DinlendiÄŸimi düÅŸünüyorsanız yanılıyorsunuz. Üniversite yöneticiliÄŸinde ilk yıllarımdı ve nefes almadan devam eden bir tempoyla çalışmam gerekiyordu. Belirli bir kondisyona gelinceye kadar da, alan geniÅŸletmek doÄŸru gelmedi bana. Åžimdiyse oldukça antrenmanlıyım, yani yazı yazmaya vakit ayırabileceÄŸim bir düzen oluÅŸturdum.
Kaldı ki, Üniversitenin ben olmadan da yönetilmesi gibi bir durum söz konusu. YÖK zaten tüm yönetim iÅŸlevlerini mükemmel bir biçimde yerine getiriyor ve hepimizi harika kurumlar haline getirmek için gece gündüz çalışıyor.
Mesela benim hangi fakültede hangi dekanla çalışmam gerektiÄŸi konusunu gayet iyi biliyor. Kısaca benim iyi bir dekan bulmakla uÄŸraÅŸmak gibi bir çaba içerisine girmem gerekmiyor. Onlar zaten iyi olanı ve benimle uyumlu çalışabilecek olanı bildikleri için, iÅŸim çok rahat. Gönül rahatlığıyla davranabiliyorum. Tercihlerimi gönderiyorum, benim için doÄŸru olanı onaylıyorlar.
Sonra, iyi asistanlar bulmak, Üniversitemin gelecek projeksiyonuna uygun öÄŸretim üyesi seçimi yapmak gibi uÄŸraÅŸlar içine girmem de gerekmiyor. Bunların hepsi merkezden, YÖK marifetiyle düzenleniyor. Mesela Sanat Tarihi hocasına mı ihtiyaç duyuyorum, hemen ALES’ten 70 puan alması gerektiÄŸi gibi bir ÅŸartla en iyiler ayıklanıyor. Meslek Yüksek Okullarında gemi güverteci ya da torna tesviyeci olmak isteyen de, Müzik konusunda uzmanlaÅŸanlar da, İngilizce okutmanları da ALES sınavına girip geometri sorularını çözmek zorunda. Zaten insan dediÄŸin varlık sayısal bir objeden ibaret deÄŸil mi? Boyu, kilosu, kolestrolü sayısal olarak ifade edilebiliyorsa, iyi öÄŸretmen olacak kiÅŸinin de matematik olarak tanımlanabilmesi gerekir. Bunun için de sınav sorularını cevaplayarak yüksek puan alması, kutsal 70 barajına ulaÅŸması gerekir. Bir öÄŸretmen olarak öÄŸrencilerle iyi iletiÅŸim kurabilecek bir kiÅŸiliÄŸe sahip olup olmadığı, kalabalık önünde konuÅŸma yeteneÄŸi, analitik kabiliyetleri falan zaten önemsizdir. İnsan dediÄŸin ÅŸeyin iyisi, yüksek puan yapandır. Eh, makine de ona karar verme konusunda yeterli olduÄŸuna göre, Üniversite yönetimi huzurla arkasına yaslanabilir.
Sonra en çok vaktimizi alan baÅŸka sorunlar da YÖK tarafından hızla çözümlenebiliyor. Mesela kaç kiÅŸiye ne kadar burs vermem gerektiÄŸi konusunda, hemen yardımcı oluyorlar. Benim matematik hesaplarım, kurumun mali pozisyonu ve burslarımı hangi ölçülerle dağıtacağım konusunda müthiÅŸ bir çaba gösteriyorlar. Ben 5 kiÅŸiye %100 burs verip, 15 kiÅŸiye % 50 burs vermek istediÄŸimde, hemen 6 kiÅŸiye %100 burs, 10 kiÅŸiye %50 burs diyerek beni düzeltiyorlar. Yanlış yapmamı engelliyorlar. Bazı alanlarda vermek istediÄŸim bursları durdurup, baÅŸka bazı alanlara kaydırıyorlar. Velileri mali açıdan zorda olan, annesini babasını kaybeden ya da sırf çalışkanlığı ve yüksek notları olması nedeniyle burs verdiÄŸim öÄŸrencilere sayılmaz deyip, sadece ÖSS sonucu yani merkezin kontrolündeki bursları vermem konusunda beni destekliyorlar.
Hangi bölümü açıp açmamam gerektiÄŸini, hangi fakültelere sahip olup olamayacağımı, bölümlerime kaç öÄŸrenci alabileceÄŸimi, hangi puan türüyle öÄŸrenci kabul edeceÄŸimi, bir bölümden diÄŸer bölüme hangi ÅŸartlarla öÄŸrenci geçiÅŸi yapabileceÄŸimi, profesörlerimin yaÅŸ sınırlarını, binalarımın kiralık mı mülk mü olması gerektiÄŸini, Üniversitede hangi araÅŸtırma merkezlerini açabileceÄŸimi ve daha bir çok ÅŸeyi belirliyor ve saÄŸ olsunlar bana yazılı olarak gönderiyorlar. Üstelik bana danışmak lüzumunu hissetmedikleri için, fikir yürütmeye çalışmak gibi bir yorgunluÄŸa da kapılmıyorum. Sonra da bizi sık sık denetleyerek doÄŸru yoldan çıkmamızı engelleyecek tedbirleri alıyor, kötü yola düÅŸmemizi önleyecek her türlü yaptırımı da hazırda tutuyorlar.
Hepimizin terbiyeli ve uslu bir biçimde büyüyerek, tek tip bir eÄŸitime kavuÅŸmamızın ve birbirine tıpatıp benzeyen mezunlar yetiÅŸtirmemizin önünü açıyor, bizlere diÄŸerlerinden farklılaÅŸmamamız, önde ya da arkada kalmamamız adına büyük destek veriyorlar.
Ben de böylesi bir ortamda Üniversite yönetmenin rahatlığı ve keyfiyle, kendimi yeni uÄŸraÅŸ alanlarına doÄŸru kaydırmaya karar verdim. DiÄŸer rektör arkadaÅŸlarıma da tavsiye ediyorum. Pilatese gidin, yemek kurslarına kaydolun, İspanyolca falan öÄŸrenin. YÖK’te bizim yerimize tüm iÅŸleri yapabilen, donanımlı, bütün Üniversitelerin iç iÅŸleyiÅŸlerine hakim, Süpermen kadrolar var. Vallahi de var, billahi de var.
Ben YÖK’ü çok seviyorum ve eleÅŸtirenleri de ÅŸiddetle kınıyorum.