İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Münevver'le Cem'in babaları

Milliyet Sanat Dergisi'nin son sayısında, meslektaşımız Banu Güven'in, babasıyla ilgili etkileyici bir yazısına rastladım. Okuyan herkesin duygulanacağı içtenlikte bir 'babaya özlem' mektubuydu. Banu Güven küçük yaÅŸlardayken kaybettiÄŸi babasının eksikliÄŸini nasıl derinden hissettiÄŸini, 'sevgi dolu bir kız evlat' olarak okurlarla paylaşıyordu. Banu ÅŸu an 36 yaşındaymış ve 'babam öldüÄŸünde benden küçüktü' diyor, nasıl da insanın içine dokunuyor bu cümle.
Banu bir an ÅŸu yaşındaki halini düÅŸünüyor, bir de bu yaÅŸa eriÅŸemeden hayatını kaybetmiÅŸ babasını...
Aklıma, Teoman'ın 'Babamın öldüÄŸü yaÅŸtayım' ÅŸarkısı geliyor.
Anneler Günü'ne denk gelen programlarında, haftanın maçlarını yorumlarken Åžansal Büyüka ve Erman ToroÄŸlu hararetli bir tartışmaya tutuÅŸmuÅŸtu. Hayır, ikilinin bu defaki heyecanlı atışmaları maçlarla ilgili deÄŸildi, anneler ve babalarla ilgiliydi.
Büyüka, annesi baÅŸta, bütün anneleri kutladı, onlara ÅŸükran duygularını, o kendine has üslubuyla ekranda dile getirdi. Elini kalbine götürüp, 'anneler kalplerimizde' dedi. Erman hoca 'itirazım var' dedikten sonra babalara haksızlık yapıldığını, hep Anneler Günü'ne önem verildiÄŸini söyledi, 'babalar unutuluyor, onlar yokmuÅŸ gibi davranılıyor' diyerek sözlerini sürdürdü. Bayağı tartıştılar, görüÅŸ birliÄŸine de anlaşılabilir sebeplerle varamadılar.
Evet, yeni bir Babalar Günü yaklaşıyor. Bu yazıyı da 'bir hafta önceden, erken bir Babalar Günü yazısı' olarak düÅŸünüyorum.
Anneler Günü'ndeki kadar olmasa da babalarımıza olan sevgimizi, saygımızı veya özlemimizi dile getireceÄŸimiz senenin o müstesna günlerinden biri geliyor. İşin kapitalizm boyutunu, alışveriÅŸle ilgili kısmını geçiyoruz, kampanyalar baÅŸladı bile.
Hıncal Uluç'un her yıl tekrarladığı o dokunaklı yazısını okuyacağız bir defa daha. Babalarımızdan miras aldığımız yaÅŸam deneyimleri, ilkeler, alışkanlıklar ve içimizde, bir daha atılamayacak dek saÄŸlam kökleÅŸmiÅŸ sahici duyguları hatırlayacağız.
Babalarımız, çoÄŸumuz için hayattaki en önemli motivasyon kaynaklarıdır. Onların sevgisine layık olmak ve takdirini kazanmak isteriz hep.
Baba ve anne ile kurulan iliÅŸkiler tüm yaÅŸamımızı ve bütün iliÅŸkilerimizi belirliyor. İşte bunun için denir ya, 'her yakın iliÅŸki aslında anne ve babaları da kapsayan en az altı kiÅŸiliktir.'
Anne daha çok iç dünyamızı, baba ise dış dünyayı, yaÅŸamın zorluklarını ve onlarla mücadeleyi imler. Anne bizim için sevgiyi, ÅŸefkati ve duygusallığı temsil ederken, babalar güç, otorite, akıl, mücadele ve saygıyı... Anne kalptir, baba beyin.
Otorite ile kurduÄŸumuz ilk iliÅŸki babalarımızla gerçekleÅŸiyor. Oradaki çatışma, uzlaÅŸma ve bunların sonucu oluÅŸan çerçeve bütün yaÅŸam boyu güç ve otorite olan iliÅŸkimizi belirliyor. Unutulmasın ki 'baba, aşılması gereken bir figürdür.' Babalarımız da bizden bunu beklerler, bayrağı daha ileri taşımamızı.
Bu, ömür boyu süren bir çabanın adıdır. Onların bizi daima izlediklerini biliriz.
Babasız büyüyen çocukların dramı cidden ağırdır. Bir de babaların yaÅŸadığı acılar, dramlar var... Günlerdir bir babanın, kızının vahÅŸice öldürülmesinin ardından yaÅŸadığı tarifi imkansız kederi izliyoruz. Artık onu teselli edecek tek bir konu var: 'Adaletin yerini bulması.'
Cem'le Münevver'in yazışmalarından, Münevver'in çok da iyi yetiÅŸmiÅŸ ve temiz yürekli bir genç kız olduÄŸunu anlıyoruz, zaten okulunda da baÅŸarılıymış.
Olayın bir boyutu daha var, onu ihmal ediyoruz. Cem'in ailesi, babası...
Çocukların kaderi anne-babalar üzerinden yürürken, bazen de babaların kader çizgisi çocuklarının yaÅŸadıkları ile kırılır, deÄŸiÅŸir.
Cem'in babasının yaÅŸadıklarını, hissettiklerini tahmin etmeye, anlamaya çalışıyorum. Olayın, adaleti ilgilendiren kısmını ve esrar perdesini, komplo teorilerini bir yana bırakıyorum. OÄŸlu firarda, kendisi hapiste bir baba daha var. Acaba o nasıl bir psikoloji içinde? Darmaduman olan ailesinin geri kalan hayatı için nasıl bir gelecek görüyor? Yine Cem'le Münevver'in mesajlaÅŸmalarından Cem'in nasıl bir genç olduÄŸunu görüyoruz. Maalesef onun için Münevver gibi 'iyi yetiÅŸmiÅŸ' diyemeyeceÄŸiz.
İşte o tablo bir baba için en ağır acıyı yaÅŸatıyor. Babalar daima sorumluluk hissederler böylesi durumlarda. BaÅŸka hiçbir ceza, en ağır hapishane koÅŸulları bile daha kötü deÄŸildir.
YaklaÅŸan Babalar Günü bana babalarımızı düÅŸündürttü, özellikle de Münevver'in acılı babasıyla, Cem'in esrarengiz babasını...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3