Ali Ulusoy ali.ulusoy@aksam.com.tr

kategori2

12 Eylül ihtilalcileri yargılanabilir mi?

CHP Lideri, 12 Eylül 1980 ihtilalini yapanların yargılanmasını engelleyen Anayasa'nın geçici 15. maddesinin kaldırılmasına destek vereceklerini açıkladı. Böylece bu ihtilalcilerin yargılanmasının önünü açtığını zannediyor olmalı. Oysa kazın ayağı hukuken hiç de öyle deÄŸil. Çünkü Anayasa'yı da deÄŸiÅŸtirseniz 12 Eylül 1980 ihtilalini yapanları yargılamak hukuken mümkün deÄŸil.

İhtilal yapmak, hem yeni Ceza Kanunu hem de önceki Ceza Kanunu açısından, 'hükümetin ve Parlamento'nun çalışmasını zorla engellemek' kapsamında bir fiil olduÄŸundan, ağırlaÅŸtırılmış müebbet cezası gerektiren bir suç niteliÄŸinde görülüyor. Ancak 2004 yılına kadar yürürlükteki Ceza Kanunu'na göre bu suçtan dolayı ceza verilebilmesi için öngörülen maksimum süre 20 yıl. Yani 12 Eylül 2000 tarihi itibarıyla söz konusu ihtilalcilerin cezalandırılması imkanı hukuken sona ermiÅŸ. 2004'te yürürlüÄŸe giren yeni Ceza Kanunu'nun bu zamanaşımı süresini 30 yıla çıkarması bu kiÅŸiler açısından sonucu deÄŸiÅŸtirmiyor.
Öte yandan, Anayasa'nın geçici 15. maddesi, bu kimselerin yaptığı ihtilalden dolayı cezai ve diÄŸer yönlerden 'sorumlu tutulamayacaklarını' açıkça öngörüyor. Bu hüküm bunlar açısından 'maddi' yönden bir 'lehte kanun' niteliÄŸinde. Geçici 15. maddeyi ÅŸimdi yürürlükten kaldırsanız bile, faillerin sonradan gelen lehte kanunlardan yararlanacağına dair temel kural gereÄŸince de ihtilalcilerin yargılanması hukuken imkansız. Yani aslında hukuken ÅŸu anda geçici 15. maddeyi kaldırıp kaldırmamak arasında hiçbir fark yok. Bu hükmün artık psikolojik etkisi dışında hiçbir hukuksal etkisi kalmamış durumda. Bu kimseleri kurtarma misyonunu zaten yerine getirmiÅŸ ve bundan artık geri dönüÅŸ yok.
Tıpkı Abdullah Öcalan'ın 'idam' cezası yeniden konularak 'idam' edilmesinin artık hukuken olanaksız olduÄŸu gibi. Üstüne bir bardak soÄŸuk su içmekten baÅŸka...
Anamuhalefet Partisi Lideri iÅŸin hukuki boyutunu bilerek bu açıklamayı yaptıysa, 'ucuz' bir 'siyasi ÅŸov' ile karşı karşıyayız demek. EÄŸer iÅŸin hukuki boyutunun böyle olduÄŸundan haberi yoksa, hukuk danışmanlarının yeterliliÄŸini sorgulamasında yarar var.
İşin bir de siyasi boyutu var.
12 Eylül ihtilali nedeniyle ihtilalcilerin mi yoksa ülkeyi o zaman o hale getiren siyasetçilerin ve onlara alet olanların mı daha fazla sorumluluÄŸu var? Bence ikincilerin. Ülkedeki hiç kimsenin can güvenliÄŸinin bulunmadığı bir ortamda, devlet olmanın en önemli unsuru olan 'kamu düzenini' saÄŸlayanları cezalandırmak meÅŸru olur mu? Bunlar ayrıca ÅŸahsi bazı suçlar iÅŸlemiÅŸse o tabii ki ayrı.
İşin ilginci, o zaman sırf ideolojik nedenlerle hem karşıt görüÅŸtekilere hem de tarafsız insanlara yaÅŸamlarını zindan eden militanlar ÅŸimdi nasıl da demokrat kesilmiÅŸler. Orta 1 öÄŸrencisi olarak 'devrimci' olmayı 'havalı' bir ÅŸey zannederken, sınıfımızda elinde silahla ülkücü öÄŸretmen kovalayan 'devrimcileri' gördükten sonra nasıl da hayal kırıklığına uÄŸradığımı hatırlıyorum.
Daha da önemlisi, 12 Eylül ihtilalinden sonra yapılan Anayasa Referandumu'nda halk %96 kabul oyunu aslında 'İhtilale' verdi. Bence halk bu referandumla 12 Eylül ihtilalcilerini kendi vicdanında 'aklamış' ve bu 'defteri kapatmıştır'. Halkın o zaman kapattığı bu defteri tekrar açmanın ve neredeyse oy birliÄŸi ile meÅŸrulaÅŸtırdığı bu ihtilali yeniden 'yargılamanın' hiçbir anlamı yok.
Yoksa siyasetçiler siyasi 'oyuncak' bulma sıkıntısı mı yaÅŸamaya baÅŸladılar?!!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3