Ülkenin BaÅŸbakanı ve Genelkurmay BaÅŸkanı 'aralarındaki güven iliÅŸkisini zedeleyebilecek yeni bir sınavla' karşı karşıya.
Åžu ana kadar bu türden çeÅŸitli testleri, 'devlet aklını ön plana çıkararak' kazasız atlattılar.
Buna, 'son belge krizi' dahil...
Åžimdi, 'belge savaşında ikinci safha' açıldı.
Son mayınlı arazinin adı, 'sivil yargı mı askeri yargı mı?' diye özetlenebilir.
Çatışmaseverler ve gerginlik arayanlar yeni bir tuzak hazırlamış, devreye koymuÅŸ durumda.
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın, 'demokrasiye komplo iddiası' diye sloganlaÅŸan 'Albay Çiçek konusunu' nasıl gördüÄŸünü, içinde ne gibi fırtınalar koptuÄŸunu anlamaya çalışıyorum.
ErdoÄŸan, 'sahteyse vahim, gerçekse daha vahim' demiÅŸti.
Acaba BaÅŸbakan içinden bu iki şıktan hangisinin doÄŸru çıkmasını ister?
Yakın çevresinden bunu anlamaya çalışıyorum, ÅŸaşırtıcı biçimde, 'Türkiye adına bu belgenin gerçek çıkmasını ister' sonucuna ulaşıyorum. Nedenini aktarayım.
'SAHTEYSE DAHA VAHİM'
Belge gerçek çıkarsa 'gereÄŸi' yapılır. Tasfiye süreci iÅŸler. BaÅŸbakanlık'ta o belgenin emir komuta zinciri içinde hazırlandığı senaryosuna hiç prim tanınmıyor, küçük de olsa ihtimal verilmiyor. DiÄŸer senaryoların hepsi 'olasılık dahilinde' görülüyor.
Gelelim 'sahteyse' şıkkına...
İşte buna 'vahim' gözüyle bakılıyor.
O belge 'üretilmiÅŸ' ve 'geçersiz bir kağıt parçası' ise Türkiye adına daha kaygı verici ihtimalleri gündeme getirir.
BaÅŸta güvenlik sorunu.
Türkiye 'operasyonlara, özellikle de dış kaynaklı veya dış destekli operasyonlara açık bir ülke haline gelmiÅŸ' demektir.
Bir güç, tek bir sahte evrak düzenleyerek kurumlar arasında gerginlik yaratmayı, koskoca ülkenin gündemini günler boyunca iÅŸgal etmeyi ve ciddi politika deÄŸiÅŸikliklerini baÅŸarabiliyor demektir.
Bundan daha tehlikeli bir sorun olabilir mi?
İlker BaÅŸbuÄŸ'un, TSK'ya yönelik saldırıları 'beka sorunu' diye defalarca nitelendirmesi anlamlı deÄŸil mi?
ESASTA BİRLEŞİYORLAR
BaÅŸbakan, İlker BaÅŸbuÄŸ'un bir saatlik açıklamasını 'yerinde ve makul' bulmuÅŸ.
Başbakanlık kaynakları 'usul ve esas' ayrımına bakıyorlar.
ErdoÄŸan'la BaÅŸbuÄŸ'un 'demokrasi ve
hukuk devleti' ESASINDA, 'darbe karşıtlığı' temelinde aynı görüÅŸü paylaÅŸtıkları deÄŸerlendiriliyor.
Askeri yargılama, sivil yargılama tartışmalarını ise 'USóL' farkı olarak görüyorlar.
Bu, saÄŸlıklı bir bakış açısı.
İlker BaÅŸbuÄŸ, 'irtica ile mücadele planı' konusuna ilgili mevzuat, yasalar ve Anayasa çerçevesinde askeri yargılama perspektifinden bakıyor. Konunun sivil yargılamaya giren kısmına da 'kapı kapatmıyor.' BaÅŸka türlü davranması beklenebilir mi? O bir Genelkurmay BaÅŸkanı.
BaÅŸbakan ise askeri yargılamanın sonucuna saygı duymakla birlikte, sivil yargılamanın iÅŸlemesini de istiyor. O da bir siyasetçi.
Her ikisinin sorumluluk alanları farklı, kurumları, tabanları farklı....
Söylemleri elbette birbirinden ayrışacak.
Önemli ve belirleyici olan 'esasa iliÅŸkin yaklaşımlarıdır'.
Zirvede mutabakattan rahatsız olan kesimler ise ayrıştırıcı söylemlerini keskinleÅŸtiriyorlar. 'Aydın despotizmi' olanca kışkırtıcılığı ile sahnede.