AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2009-06-29

kategori2

7/24 canı sıkılanlar dikkat!

'Canım sıkılıyor' cümlesini 1 haftadan fazladır kuruyorsanız sağlığınız tehlikede!  Birazcık da mutsuzsanız depresyondasınız

Hepimizin 'Canım bir şey yapmak istemiyor' dediği zamanlar olmuştur. Canınız sağ olsun, yapmayın...
1-2 gün kendinizi dinlendirmenizde hiçbir mahzur yok. Hiçbir şey yapmak istememe haliniz uzarsa, örneğin 1 hafta 10 günü aşarsa iş değişir. İç sıkıntısı, ağlama, hayattan zevk almama, mutsuzluk gibi bulgular da varsa aklımıza 'depresyon' gelir.
Araştırmalar depresyon sıklığının son 40 yıl içinde 10 misli arttığını gösteriyor. Yalnız bunla kalsa iyi, depresyonun görülme yaşı da gittikçe düşüyor. 40 yıl önce ilk depresyonun görülme yaşı ortalama 30 iken günümüzde 13-14 yaşındaki çocuklara 'depresyon' tanısı konuyor. Konuyu dağıtmayalım 'canınızın bir şey yapmak istememesi' hali depresyonun diğer bulguları ile birlikteyse bir uzmana görünmenizde yarar var. Eğer iş depresyon boyutlarında değilse veya can sıkıntısından bir an önce kurtulmak istiyorsanız aşağıda söylediklerime kulak verin.


'YÜRÜYÜŞ'LE RAHATLAYIN
Hepinizin en az bir kere başına gelmiştir, canınızın çok sıkıldığı ve hiçbir şey yapmak istemediğini gören bir arkadaşınızın ısrarı ile zorla evden dışarı çıkmış, bir partiye veya alışverişe gitmiş, bir süre sonra kendinizi daha iyi hissedip 'İyi ki geldim' demişsinizdir. İşte 'Duygular hareketleri takip eder' derken kastettiğim şey budur: Bazen canımız istemese de kendimizi zorlayarak yaptığımız hareketler ruh halimizi olumlu yönde etkiler.
Ruh halimizi olumlu yönde etkileyen hareketlerin başında yürümek gelir. Yürümek, en az 6 milyon yıldır yaptığımız neredeyse yemek yemek, su içmek kadar doğal bir harekettir. Aklınızda olsun, 'Canım hiçbir şey yapmak istemiyor' dediğiniz bir anda dışarı çıkıp yürümeye başlayın. Hedefsiz ve amaçsız... Hızlı veya yavaş fark etmez, etrafınızı gözleyerek, gökyüzünü seyrederek, çevrenizi dinleyerek yürüyün. Ne kadar iyi geldiğini görecek, bana hak vereceksiniz...

10 arkadaş bul kanserden kurtul

RUH halimizi olumlu yönde etkileyen bir diğer aktivitede arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerdir. Biz insanlar, bu dünyada yaşayan pek çok canlı gibi topluluklar halinde yaşamaya programlanmış sosyal yaratıklarız. Maymunlar gibi birbirimizin bitlerini ayıklamayız ama yan yana durmayı, dokunmayı, sohbet etmeyi severiz. Bu yüzden canınızın bir şey yapmak istemediği zamanlarda bir arkadaşınıza gitmek ruh halinizi bir anda değiştirebilir. Ne demiştik; duygular hareketleri takip eder. 1-2 cümle, bir kahve, eski bir anı bir bakmışsınız gülmeye başlamışsınız...
Arkadaş edinmekten daha zor olanı arkadaş kalmaktır. İnsanlar yaşlandıkça daha seçici olur, yeni arkadaş edinmekte zorlanırlar. Biraz da huysuz ve alıngansanız tamam, bir bakıverirsiniz ki en ihtiyacınız olduğu zamanda etrafınızda arkadaş kalmamış. Son günlerde zengin sosyal hayatın ömrü uzattığına dair haberler çıkıyor. Sosyal hayat deyince aklınıza dans partileri gelmesin, bildiğimiz arkadaşlık ilişkilerinden bahsediyorum. Avustralya kaynaklı bir çalışma çok arkadaşı olan yaşlıların ölüm risklerinin arkadaşı olmayanlara göre yüzde 22 daha az olduğunu gösterdi. Bir başka çalışma arkadaşı olmayanların şişmanlamaya daha yatkın oldukları gösteriyor. Harvardlı doktorlar Alzheimer olmak istemeyenlerin arkadaş sayılarını artırmalarını tavsiye ediyorlar, nedeni de arkadaşlık bağlarının beyin fonksiyonlarını güçlendirmesi. Sorunlarını birbiriyle paylaşan, iyi ve kötü günlerde yan yana olan arkadaşlar, birbirlerinin hayatta kalma ve hastalıklarla mücadele etme arzusunu artırıyorlarmış. Meme kanserine yakalanan kadınlar üzerinde yapılan bir çalışma ise 10'dan fazla arkadaşı olanların ölüm risklerinin arkadaşı olmayan kadınlara göre 4 misli daha az olduğunu göstermiş.