AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2009-06-29

kategori2

Derin bir uyku için 'bağımlı' olmayın

Ülkemizde uyku ilaçları kullanımı büyük bir hızla artıyor. İlaç firmaları durumlarından memnun. 20-30 yıl sonra insanlar uyku ilacı almadan yatağa giremeyecek

Araştırmalar her on kişiden birinin uykuya dalmakta güçlük çektiğini, üçünün de ara sıra uykusuzluk çektiğini gösteriyor. Bilgisayar ve televizyon nedeniyle uyku düzenleri altüst olan çocukların ve gençlerin durumu ayrı bir konu. Bu gidişle çok değil 20-30 yıl sonra insanların çoğu uyku ilacı almadan yatağa giremeyecek. 
Uykusuzluk stresimizle yeteri kadar baş edemediğimiz gösteren önemli semptomlardan biridir. Bazen yoğun endişe halinin ilk bulgusu olarak ortaya çıkabilir. Uyku sorunu olanlar önce gazetelerden okudukları papatya çayı, ılık banyo gibi hepinizin işittiği ve bildiği yolları denerler. Sonra yavaş yavaş akıllarına  'Acaba yatarken bir ilaç mı içsem?' sorusu gelmeye başlar ve eşe dosta sormaya başlarlar 'Şöyle iyi uyutan, ertesi gün kötü kaldırmayan, alışkanlık yapmayan, yeşil reçete gerektirmeyen, pahalı olmayan bir ilaç var mı?'
Maalesef yok.
PSİKİYATRLAR DİKKATLİ
Çoğu insan uykuya geçmenin bir elektrik düğmesine dokunmak veya radyoyu kapatmak gibi anlık bir işlem olduğunu düşünüyor veya öyle olmasını istiyor. Gerçek şu ki 'uykuya geçme' pek çok faktör tarafından etkilenen oldukça karmaşık bir süreçtir. Havanın kararmasından tutun etrafımızdaki dünyanın soğuması, çevrenin sessizleşmesi, yanımızdaki kişinin esnemesi gibi pek çok faktör bir araya gelerek bizi uykuya hazırlar.
Ülkemizde uyku ilaçları kullanımı büyük bir hızla artıyor. İlaç firmaları durumlarından memnunlar, yeni nesil ilaçları nedense Türkiye'ye getirmiyor, Nuh Nebi'den kalma bol yan etkili ilaçlarla idare ediyorlar. 
Konunun uzmanı olan psikiyatrlar bağımlılık yapan uyku ilaçlarını gerekmedikçe yazmama konusunda son derece dikkatliler. Buna karşılık bazı hastaların eş dost tavsiyesine göre uyku ilacı almakta bir mahsur görmediklerini fark ediyorum. Maalesef bu hastaların çoğu kısa bir süre sonra ilaç almadan uyuyamaz hale geliyor.

'Z' grubu ilaçlar Türkiye'de yok

Yan etkİlere dİkkat

UYKU ilaçlarının yan tesiri yok mu?
Var, hem de çok. Bizim ülkemizde kullanılan uyku ilaçları iki gruba ayrılıyor. Birinci grupta antidepresanlar var. Bu ilaçlar uykusuzluğun altında yatan depresyonun çözümünde de yardımcı oldukları için psikiyatrlar tarafından tercih ediliyor. En büyük yan tesirleri ilk günlerde hastayı rahatsız etmeleri (ağız kuruluğu, çarpıntı vb.) ve ertesi sabah sersemlik hissine neden olmaları. Buna karşılık büyük bir avantajları var; bağımlılık yapmıyorlar.  
Gelelim ülkemizde yeşil reçete ile satılan uyku ilaçlarına. Benzodiazepin grubu ilaçlar (Diazem, Nobrium, Nevrium, Valium, Xanax, Restoril vb.) bu gruptalar. Bu ilaçların en büyük mahzuru bağımlılık yapmaları. Xanax aslında bir uyku ilacı olmamasına rağmen rahatlatıcı etkisi yüzünden ülkemizde bir uyku ilacı gibi kullanılıyor. Halbuki bağımlılık yapıcı etkisi oldukça yüksek bir ilaçtır. FDA benzodiazepin grubu ilaçların uyku getirme amaçlı kullanımını 15 gün ile sınırlamıştır. Yeşil reçete ile satılan ilaçları uzun süre almanız halinde bağımlı olabileceğinizi, ileride ilaç almadan uyuyamama riski olduğunu sakın unutmayın. 
Uyku ilaçlarının en önemli yan tesirlerinden biri ertesi gün yaptığı sersemlik hissidir. Bu nedenle trafik kazası yapmak riskleri yüksektir. Bunun dışında gece uykuda yürüme, konuşma, yemek atıştırma gibi davranışlar görüldüğü bildirilmiştir. Hastaların çoğu ertesi sabah gece yaptıklarını hatırlamaz.
Dikkat! Uyku ilacı ile birlikte alkol alınması bu tip anormalliklerin daha fazla görülmesine neden olur ve tehlikelidir. Uyku ilaçlarının bir kötü etkisi de ilacı aldığının gecenin ertesi gece uykuya dalmayı güçleştirmesidir. Bir kez ilaç aldınız mı ertesi gece de ilaç almanız şart hale geliyor. Devamlı uyku ilacı kullanan hastalarımdan duyduğum şikayetlerden birisi de hafızadaki gerileme, unutkanlıktır. 
Gençlerin uyku ilacı kullanmasına kesinlikle karşıyım. Uyku ilacı almadan önce ilaçsız uyumak için gerekli çabayı göstermeleri, başaramıyorlarsa mutlaka bir psikiyatr
ile görüşmelerini öneririm.