Hastayım ÅŸu Türk 'aile dizisi' konseptine. Sözüm ona, Türkiye'de ailelerin fındık fıstık çay çekirdek eÅŸliÄŸinde, çoluk çombalak televizyon karşısına yerleÅŸtiÄŸi dizileri tarif ediyor. Kaç tane öyle dizi var sahi? AkÅŸamın sekizinden gece yarısına kadar, hasta ruhlu aÅŸklar, entrikalar, ayak kaydırmalar, kazıklamalar, diri diri adam yakmalar, kafasına sıkmalar, ölümcül hastalıklar, bir yalanın peÅŸinde heder olmalarla dolu bin çeÅŸit diziyi, gerçekten de çolukla çocukla mı seyrediyor insanlar? Alo RTÜK'ü arayanlara bakılırsa öyle, maalesef. Kadın/adam 'çocuk dünyasına aykırı bu iÅŸler, hadi bakalım doÄŸru yataÄŸa' demiyor da... NeymiÅŸ, Bihter'le Behlül çok uzun ve ateÅŸli seviÅŸmiÅŸler! İnsanları anlamıyorum.
SEYİRCİ KAN TER İÇİNDE
Gerçekten de zerre kadar anlamıyorum. Aynı kız, iki bölüm önce pılıyı pırtıyı toplayıp Behlül'le kaçarken herkes memnun mesut. Tırıs tırıs eve geri dönerken ortalık sus pus. Kayınvalide, adama yolunacak kaz muamelesi yaparken kimseden çıt çıkmıyor. Kumar, dedikodu, özel hayatın ihlali, kin, kıskançlık, aile içi psikolojik ÅŸiddet gırla giderken kimse 'Vay Türk örf ve adetleri hiçe sayıldı' demiyor. Ama gel gelelim, ÅŸiir gibi bir seviÅŸme sahnesi ortalığı birbirine katıyor. Yok utanma ve sıkılma duygularını harekete geçirmiÅŸ de, bilmem ne. Yalan sevgili okur. Külliyen yalan.
SeviÅŸmeyi, seviÅŸenleri çekemiyorlar. Kıskanıyorlar. Vallahi. Behlül, Bihter'i tenhada yakalayıp tecavüz etseydi, arkasından da 'İstediÄŸin bu deÄŸil miydi?' diye kötü adam kahkahaları atsaydı, akabinde Bihter'in saçları oracıkta beyazlasa ve üstüne Adnan tarafından sokaÄŸa atılsaydı... Türk aile yapısına bi'ÅŸeycikler olmazdı. Sular seller gibi aile boyu aÄŸlayarak izlenir, aÅŸk batağına saplanan taze güzelin acıklı dramından ders çıkartılırdı (Bu zırvalıklardan ders çıkartmakta üstümüze yoktur).
GÜNAHA SON ÇAÄžRI
Fakat bunlar olmadı. Behlül, Bihter'in 'günaha son çaÄŸrı'sını kabul etti. İzinden gitti. Amcasını unuttu. AÅŸka soyundu. Reytingler ortada; AÅŸk-ı Memnu'nun final seviÅŸmesi nefesler tutularak izlendi. Herkes kan ter içinde kaldı. Fanatikler arasında yoÄŸun bir telefon trafiÄŸi yaÅŸandı. Bütün kızlar Bihter'in, bütün erkekler de Behlül'ün yerinde olmayı istedi. Diledi. İç çekti. Yutkundu. Bazıları da dizini dövdü. DüÅŸündü düÅŸündü, uzanamadığı ciÄŸere 'mundar' dedi. Olay bu.
STANDART İKİYÜZLÜLÜK
EleÅŸtiriler arasında en inanılmaz olanı da 'Toplumsal deÄŸerler göz ardı edilerek utanma ve sıkılma duygularını harekete geçirmiÅŸtir' saptaması. Dizinin ta başındaki, romanın da ana çatışması olan; anne - kızın kendi kirli savaÅŸları ve gelecek kaygılarıyla adamın birini çıtır çıtır yemelerine itirazı olmayan bir seyirci kitlesinin, bugün kalkıp 'çok uzun ve ateÅŸli seviÅŸtiler, örf ve adetlerimize aykırı' ayağına yatması, bu toplumun standart ikiyüzlülüÄŸünden baÅŸka bir manaya gelmez. Bırakın artık bu iÅŸleri. Bu mantığı. Bu çarpıklığı.
Yazarınız, AÅŸk-ı Memnu'daki seviÅŸme sahnesinde emeÄŸi geçenleri tebrik ederek bitiriyor bu yazıyı. O ki 'Adnan gibi bir adamın yanında Behlül'ün esamesi bile okunmaz' deyip, Bihter cadısını bir kaşık suda boÄŸacak olanlardan.
Başkan'a canlı canlı sorun
1 Temmuz ÇarÅŸamba gecesi, Kanaltürk'ün yaz ekranında yeni bir programa baÅŸlıyoruz. Canlı yayınlanacak bir Haber - Aktüalite - Magazin programıyla hafta içi her gece karşınızda olacağım. Ve ilk konuÄŸum, İstanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Kadir TopbaÅŸ. İstanbul hakkındaki tüm soru, ÅŸikayet ve önerileriniz için sizleri ekran başına davet ediyorum sevgili okur. Buyursunlar...