AKŞAM GAZETESİ | Metin Taş-Sezgin Özcan | 2009-06-30

kategori2

Kas yaparken göz cıkarmayalım

Krize karşı paket halinde önlemler alındı ve alınmaya devam ediliyor. Son paket geçenlerde Başbakan tarafından açıklandı. Umarız paketler yeterli olur ve yeni paketler hatta koliler açmak zorunda kalmayız.
Kriz kapsamında sadece hükümet değil; bazı kurum ve kuruluşlar da çeşitli etkinlikler düzenliyor. Küresel ölçekte ciddi tahribat yapan krize karşı ortak hareket edilmesi ve dayanışma duygusu içinde davranılmaya çalışılması sevindirici.

ÇARE TÜKETMEK Mİ?
Krize karşı, 'Kriz varsa çare de var' sloganıyla başlatılan kampanya genel olarak olumlu bulduğumuz bir kampanya. Çünkü kriz nedeniyle daralan ekonomiyi kısa vadede talep artışı yaratarak canlandırmak mümkün. Ancak, işini ve dolayısıyla gelirini kaybetmiş kişilerden çarşıya pazara çıkıp tüketim yapmalarını istemek epey sıkıntılı bir durum.
Düşünsenize size; 'Ne olacak bu işin sonu?', 'Kriz ne zaman bitecek?', 'Krizden nasıl kurtulacağız?' türünden soru soruluyor. Siz de; 'Kriz varsa çare de var', 'Çarşı pazara çıkın, bol bol alış veriş yapın' diye cevap veriyorsunuz. Bu cevap sonrasında dayak yemezseniz şanslı sayılırsınız. En iyi ihtimalle; 'Para nerde yahu?', 'Olsa dükkan senin' tarzı bir cevap alırsınız.

RAKET ETKİSİ
Talebi bir şekilde canlandırdık diyelim. Bu bağlamda 'harcama çeki' ve benzeri yöntemler kullanılabilir. Özellikle son 30 yıldır 'dönüşüm' adı altında 'tüketim toplumu' yaratıldı. Bunun üzerine tüketme konusundaki telkinler, tüketim artışını alışkanlık haline getirirse nasıl başa çıkılacak? İktisatta 'raket etkisi' adında bir kuram var. Buna göre, gelirleri azalan bireyler yüksek gelir seviyesinde alıştıkları tüketim miktarından kolay vazgeçemiyorlar. Yani, tüketimdeki azalma gelirdeki azalmayla doğru orantılı olarak gerçekleşmiyor.
Ayrıca, halk arasında kullanılan 'Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider...' ifadesine uygun gösterişlik tüketim eğilimimiz var. Özellikle ithal ürün tüketilmesinin 'saygınlık göstergesi' olarak algılandığı bir yapıya sahibiz. Bütün bunlar dikkate alındığında, tüketimin canlandırılmasının orta ve uzun vadede başka sorunlar ortaya çıkarması söz konusu olabilir.

ÜRETEREK TÜKETELİM
Yatırımların özendirilmediği ve bu nedenle üretim kapasitesi yetersiz toplumlarda tüketim artışı dış ülkelerin desteklenmesini sağlar. Başka bir deyişle talebi canlandırdığınızda iç üretim yetersizse, fazla tüketim diğer ülke ekonomilerini destekler.
Bu nedenle, bize göre krizden çıkışın parolası 'üreterek tüketelim' olmalıdır. Bu noktadan hareket edildiğinde, açıklanan teşvik paketini olumlu buluyoruz. Ancak yatırımlara getirilen teşviklerin kısa sürede doğrudan etki göstermesi mümkün değil. Dolayısıyla bu önlemler kısa dönemde psikolojik etkiler yaratacaktır.
Kısa vadede üretim kapasitesinin artırılmasının güçlüğü göz önüne alındığında aklımıza başka bir öneri geliyor: 'yerli malı kullan' sloganının devreye girmesi. İmzalamış olduğumuz uluslar arası anlaşma ve sözleşmeler, yerli ürünler lehine ayırımcılık yapılmasını engelliyor. Bu açıdan kamu kesiminin açıktan yerli malını desteklemesi mümkün görünmüyor. Ancak, sivil toplum örgütlerinin bu konuda kampanya başlatması konusunda bir engel yok.
Bu konuda fazla kafa yormaya da gerek yok. Ankara Ticaret Odası (ATO) bu konuda bir dönem ciddi işler yapmıştı. Bunlar örnek alınarak yerli ürün kullanılması konusunda kamuoyu oluşturulması mümkün. Bunlar yapılmadan salt tüketimi teşvik etmek, kaş yaparken göz çıkarılmasıyla sonuçlanabilir. Bizden söylemesi...

AKLINIZDA BULUNSUN
Tahliye taahhüdü
Kiralamalarda kira sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenen; gayrimenkulün talep edilmesi halinde sözleşmeden önceki bir tarihte boşaltılacağının taahhüt edildiği tahliye taahhüdü geçerli değildir. Tahliye taahhüdünün geçerli olması için kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte yapılması gerekir.

Vergi indirimi hakkıyla erken emeklilik
Akrabam adına size yazıyorum. 01.06.1956 doğumlu, 12.04.1979 ilk işe giriş tarihi. 14.11.1979 tarihinde iş kazası geçirir, 'iki  elin yapacağı işleri yapamaz, getir götür işleri yapar' diyerekten mahkeme malulen emekli eder. 123 TL maaş almakta. 2752 gün SSK günü var. 3600 günden yaş haddinden nasıl emekli olabilir? Kaç yaşını doldurmalıdır? Murat Gül
Akrabanızın iş kazası geçirdiği dönemde, malullük aylığı bağlanabilmesi için iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü en az yüzde 60 oranında yitirmiş olması, toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün prim ödemiş olması gerekiyordu. Oysa sigortalı olduğu tarihten yaklaşık yedi ay sonra iş kazası geçirmiş. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azalmış olduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. Akrabanıza yapılan ödeme malullük aylığı değil, sürekli iş göremezlik ödeneği olmalı.
Akrabanızın yaştan (3600 günle) emekli olabilmesi için prim günü 3600 güne tamamlayıp, 59 yaşını doldurması gerekiyor. Diğer yandan, 06.08.2003 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 12 yıldan fazla olduğundan, vergi indirimi belgesi alması halinde, prim ödeme gün sayını 3600 güne tamamladığında yaşlılık aylığına hak kazanır.

Günün sözü
'Yirmi yaşındaki bir insan, dünyayı değiştirmek ister. Yetmiş yaşına gelince yine dünyayı değiştirmek ister ama yapamayacağını bilir.'
Clarence S.Darrow