AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-06-30
E-5 üstünde kebapçının astığı pankarttaki yazıları görmesek Babalar Günü'nü unutmuştuk. Oysa, bildiğiniz gibi konu hakkında yorumumuzun üstünden 24 saat bile geçmedi. Garip olan taraf, ilk kutlamayı Zeytinburnu'dan Murat Aydın, ikincisini Beylikdüzü'nden Yusuf Uzun'dan aldık. Yani iki belediye başkanından. Demek ki, aile bireyleri babaları sallamıyor. Oysa biz 'Süleyman Babaları' -Demirel ve Seba- unutmayız. Bundan sonra ne yapacağımızı karara bağladık. İşi düşüp 'Burhan Baba' diyenlere anında 'Cim dal dal' çekeceğiz.
Annemiz vefat ettiğinde bekledik. 'Kırkı çıkınca' Babamızın karşısına dikildik ve önemli soruyu patlattık 'Tekrar evlenmek istiyor musun'. Anında karşılığı aldık; 'Birinden 42 senede kurtuldum. Yeter'. 'Bir şişe süt için inek beslemeyin' esprisini de ilk defa onun ağzından duymuştuk.
Gelelim Bürokrasinin Babaları'na. Bolu Valisi'nin Abant'taki konuşması medyamızın büyük bölümünden alkış aldı. 'Darbelere karşı çıkma ayağıyla' Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedefe yerleştirdi. Hatası, 'Yes we can'le kürsüden inişiydi. 'Obama'dan alıntı' lafları edildi. Patentin Martin Luther King'e ait olduğunu bilen çıkmadı. Buradan Hükümet'e sormak istiyoruz, Deniz Baykal'a bindirdi diye Aydın Valisi'ni niye görevden aldınız? Mustafa Malay'ı taa Şırnak'tan beri tanırız. Gerçekten başarılıdır. Sorumuzu ikileyelim. Bolu'daki zat göreve devam edecek mi? Orduya, ihtilalleri bahane edip, öyle veya böyle bindirmek serbest mi bırakıldı? 'Asker Sussun' gayretindekilerin sesleri, sadece işlerine gelenlere mi çıkıyor?
Eski tüfek solculardan Kültür ve Turizm Bakanı Söz Sende'de geçmişinden esintiler sergiledi. 'Misafirhaneler, ordu evleri turizme açılabilir. Bunların hepsini konuşuyoruz' diyebildi. Anlaşılan 'Vurun Abalıya Kampanyası'na Ertuğrul Günay da katıldı. En iyi formülü unuttu. Eğirdir'i dağ-göl, Kuleli'yi deniz turizmine açsın. Hatta Erhaç Havaalanı'nı uluslararası planör yarışmalarına verebilir. İyice inanmaya başladık ki, 'Birileri düğmeye basmakta'.
HaberTÜRK'te Baskın Oran'ın Dicle Üniversitesi'ndeki kafadaşı Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem'i izledik. Hukuk Fakültesi öğretim üyesi, öyle sözler sarf etti ki, müthiş: 'Askeri Yargı'dan adil kararlar beklenemez. Bu mekanizma Askeri Vesayet'in önemli ayağıdır. Bu yapı bir an önce tasfiye edilmelidir'.
Gördüğünüz gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Birileri, gittikçe dozunu arttırdıkları kampanya ile TSK'ni iyice hırpalamaya başladı. Onlara tavsiyemiz çizmeyi aştıklarını fark etmeleri. Cini şişeden çıkartmasınlar!
ÖDP'yi ilk terk eden Başkanı Ufuk Uras oldu. DTP desteğiyle milletvekili olduğunu unutup 'Yeni bir sol parti kurma' sinyalleri verdi. Medyamızın, 12 yıllık viski ve yarım asırlık şarap tutkunu solcularını heyecan bastı. Yine devrim nutukları atıyorlar. Şaşkınlık içinde bunları izliyoruz. Hiç birinin aklına, Türkiye'de en uç marksist partinin 60 bin oy bile toplayamadığı gelmiyor. Eskiden Moskova'ya Küba'ya giderlerdi, şimdi oralar da bitti. Ütopyalarla uğraşmak tek eğlenceleri oldu.
'Olacak O kadar' dördüncü bölümle tatile çıkarıldı. Hatta son yayının 13. dakikasında 'Bitti' lafı bile edildi. Uzun reklam ve tanıtımlar izlettirildikten sonra yeniden başlandı. Bu defa ekrana 'Sezon Finali' yazısı oturtuldu. Ergenekon gözaltılarıyla ilgili bölümlerin, kimilerini rahatsız ettiği kesin. Türkan Saylan ile Atatürk'ün diyalogları ise müthişti. Levent Kırca'ya, eylülde biraz zor işbaşı yaptırırlar.