AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-06-30

kategori2

'Aile dizisi sevişmesi'nin kural ve şartları

Hastayım şu Türk 'aile dizisi' konseptine. Sözüm ona, Türkiye'de ailelerin fındık fıstık çay çekirdek eşliğinde, çoluk çombalak televizyon karşısına yerleştiği dizileri tarif ediyor. Kaç tane öyle dizi var sahi? Akşamın sekizinden gece yarısına kadar, hasta ruhlu aşklar, entrikalar, ayak kaydırmalar, kazıklamalar, diri diri adam yakmalar, kafasına sıkmalar, ölümcül hastalıklar, bir yalanın peşinde heder olmalarla dolu bin çeşit diziyi, gerçekten de çolukla çocukla mı seyrediyor insanlar? Alo RTÜK'ü arayanlara bakılırsa öyle, maalesef. Kadın/adam 'çocuk dünyasına aykırı bu işler, hadi bakalım doğru yatağa' demiyor da... Neymiş, Bihter'le Behlül çok uzun ve ateşli sevişmişler! İnsanları anlamıyorum.

 SEYİRCİ KAN TER İÇİNDE
Gerçekten de zerre kadar anlamıyorum. Aynı kız, iki bölüm önce pılıyı pırtıyı toplayıp Behlül'le kaçarken herkes memnun mesut. Tırıs tırıs eve geri dönerken ortalık sus pus. Kayınvalide, adama yolunacak kaz muamelesi yaparken kimseden çıt çıkmıyor. Kumar, dedikodu, özel hayatın ihlali, kin, kıskançlık, aile içi psikolojik şiddet gırla giderken kimse 'Vay Türk örf ve adetleri hiçe sayıldı' demiyor. Ama gel gelelim, şiir gibi bir sevişme sahnesi ortalığı birbirine katıyor. Yok utanma ve sıkılma duygularını harekete geçirmiş de, bilmem ne. Yalan sevgili okur. Külliyen yalan.
Sevişmeyi, sevişenleri çekemiyorlar. Kıskanıyorlar. Vallahi. Behlül, Bihter'i tenhada yakalayıp tecavüz etseydi, arkasından da 'İstediğin bu değil miydi?' diye kötü adam kahkahaları atsaydı, akabinde Bihter'in saçları oracıkta beyazlasa ve üstüne Adnan tarafından sokağa atılsaydı... Türk aile yapısına bi'şeycikler olmazdı. Sular seller gibi aile boyu ağlayarak izlenir, aşk batağına saplanan taze güzelin acıklı dramından ders çıkartılırdı (Bu zırvalıklardan ders çıkartmakta üstümüze yoktur).

GÜNAHA SON ÇAĞRI    
Fakat bunlar olmadı. Behlül, Bihter'in 'günaha son çağrı'sını kabul etti. İzinden gitti. Amcasını unuttu. Aşka soyundu. Reytingler ortada; Aşk-ı Memnu'nun final sevişmesi nefesler tutularak izlendi. Herkes kan ter içinde kaldı. Fanatikler arasında yoğun bir telefon trafiği yaşandı. Bütün kızlar Bihter'in, bütün erkekler de Behlül'ün yerinde olmayı istedi. Diledi. İç çekti. Yutkundu. Bazıları da dizini dövdü. Düşündü düşündü, uzanamadığı ciğere 'mundar' dedi. Olay bu.

STANDART İKİYÜZLÜLÜK
Eleştiriler arasında en inanılmaz olanı da 'Toplumsal değerler göz ardı edilerek utanma ve sıkılma duygularını harekete geçirmiştir' saptaması. Dizinin ta başındaki, romanın da ana çatışması olan; anne - kızın kendi kirli savaşları ve gelecek kaygılarıyla adamın birini çıtır çıtır yemelerine itirazı olmayan bir seyirci kitlesinin, bugün kalkıp 'çok uzun ve ateşli seviştiler, örf ve adetlerimize aykırı' ayağına yatması, bu toplumun standart ikiyüzlülüğünden başka bir manaya gelmez. Bırakın artık bu işleri. Bu mantığı. Bu çarpıklığı.
Yazarınız, Aşk-ı Memnu'daki sevişme sahnesinde emeği geçenleri tebrik ederek bitiriyor bu yazıyı. O ki 'Adnan gibi bir adamın yanında Behlül'ün esamesi bile okunmaz' deyip, Bihter cadısını bir kaşık suda boğacak olanlardan.

Başkan'a canlı canlı sorun
1 Temmuz Çarşamba gecesi, Kanaltürk'ün yaz ekranında yeni bir programa başlıyoruz. Canlı yayınlanacak bir Haber - Aktüalite - Magazin programıyla hafta içi her gece karşınızda olacağım. Ve ilk konuğum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş. İstanbul hakkındaki tüm soru, şikayet ve önerileriniz için sizleri ekran başına davet ediyorum sevgili okur. Buyursunlar...