AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-06-30

kategori2

Türkiye'ye teslim olmam

Benim deneyimime göre bu ülke ne zaman aşırı derecede politikleşse, insanlar durmadan siyaset düşünmeye başlasa ve iç gündemin dinamiği ile oluşturulan bir kavgada maç izleyen taraftarlar gibi taraf tutup sloganlar atmaya başlasalar sonumuzun hiçbir zaman hayırlı olmadığıdır.
Yaşım müsait yakın geçmişin tüm kritik dönemlerini bizzat yaşadım.
Bugünkü durum geçmişteki tüm kritik dönemlerden daha vahim.
Sadece bir kavga değil adeta bir iç savaş yaşanıyor.
Kavgadaki taraflar birbirlerine düşman gibiler. Makul konuşma, makul olanda uzlaşma arzusu katiyen yok. Dahası neyin makul olduğu konusunda fikir birliği dahi olamıyor.

Bu tür dönemler insanlarda akıl tutulmalarının yaşandığı dönemlerdir.
İnsanlar yaşanılan kavgadan başka hayatta hiçbir şeyin önemli olmadığını düşünmeye başladıklarında, Türkiye insanlarının beynini teslim alıverir.

BU ÜLKEDE YAZAR OLMAK
Bugün sizlerle her sabah hiç aksatmadan yaşadığım bir ikilemin bende yarattığı ruh sıkışmasını paylaşmak istiyorum.
Batı alemindeki yayıncılığı düzenli takip eden bir yazar olarak dünyada Türkiye'de yaşanmakta olan kavgadan çok daha önemli gelişmelerin olduğunu biliyorum. Ciddi konularda yazacaksam sadece onlar hakkında yazmayı tercih ederim ama benim asıl tercihim sadece mizah yazmaktan yana. Eski bir yayın yönetmenim bana 'Mizahta sana verilmiş bir doğal yetenek var. Sakın ha mizahı küçük görüp harcama bu yeteneği' demişti. Hayır mizahı tabii ki küçük görmüyorum aksine benim için neredeyse kutsal olan bir yazı çeşididir mizah.

Ama Türkiye sürekli teslim almak için uğraşıyor benimle.
Sabah yazı için düşünmeye başladığımda aklıma insanların suratına minik bir gülümseme kondurabilecek onlarca yazı konusu geliverir.
Ama kavga var memlekette, hatta iç savaş var. Taraf ol diyor bana hiç durmadan, tavrını koy diye bastırıyor. Kavga konusunun önemsiz olduğunu düşünmüyorum ama yazının girişinde dediğim gibi ülke ne zaman bu kadar politikleşse, insanımız ne zaman siyasetten başka şey düşünemez hale gelse sonumuzun hayırlı olmadığını da biliyorum.
 Bu yüzden bari ben teslim olmayayım bu ülkeye diye düşünmeye başlıyorum.
Ama içim de  pek rahat değil. Çünkü siyasi yazı yazdığım zaman alkış da alıyorum, üstelik siyasi yazı yazmak mizah yazmaktan yüz belki de bin defa daha kolay geliyor bana.
Geçtiğimiz pazar akşamı bir kadeh kırmızı şarabı aldım elime ve Billie Holliday'dan 'I am a fool to want you' şarkısını dinledim. Bundan sonraki yazı çizgim hakkında net bir karar aldıktan sonra o ritüelin beni daha da rahatlatacağını umuyordum.
Ama olmadı, olamadı çünkü o an yaptığımın bile Türkiye'deki kavgada bir siyasi kavga malzemesi olduğunu biliyorum.
Süregiden kavgayı bir yanıyla olağanüstü saçma yapan da bu zaten.

SİYASİ ZOMBİLER
Sadece siyaseti sadece kavgayı düşünen insan olup zombi haline dönüşmek bana uymaz. Teslim olmayacağım bu ülkeye.
Hiç siyaset yazmayacağım diye absürd bir şey söylemek gayet tabii ki  mümkün değil Türkiye'de. Arada bir siyasi tavrımı koyacağım elbette ama kavganın beynimi tamamen boşaltmasına izin vermeyeceğim.

ÇÖZÜM ACABA SİYASİ MİZAH MI?
Şimdi arayıştayım uygun formulünü bulabilirsem siyasi mizah yazacağım. bu sabah bunlımlarımı çözecek en uygun formül gibi gelmeye başladı. Gerçi AKP'liler ve yandaşları mizah duygusundan tamamen yoksunlar ama onlar da alışacaklar artık ne yapayım.
Rejimin bekçilere ihtiyaç duymadığı hele de ister emniyet güçlerinin olsun ister de askerin rejim bekçisi olmasına ihtiyacı olmayacak bir ülkede yaşayabilmek arzusuyla yanıp tutuşuyorum ben.
Yazı etiği kuralım da bu amaca ulaşmaya katkı yapmaya bir şekilde, ucundan olsa bile  katkıda bulunmaya çalışmaktan  ibarettir.

Lykia World Antalya
Siyasi karışıklığına, ekonomik krizine rağmen bu ülkede hala daha muazzam riskler alıp da cesur yatırımlar yapan işadamlarının var olduğunu görmek beni hem mutlu ediyor hem de insanın beynini teslim alan bu ülkede normale yakınlaşmamı , sakinleşmemi sağlıyor. Silahtaroğlu Ailesi Antalya'da 'Lykia World' olarak muaazam bir tesisi açtılar. Hafta sonu gittim gördüm yaşadım deneyimi. Zaten grup turizm alanında son derece deneyimli, yılların deneyimini de bu yeni tesislerine taşımışlar. Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Silahtaroğlu'nun yaptığı güzel konuşmanın ardından ben içkimi yudumlarken muazzam golf alanının güzelliğini ve insana verdiği iç huzurunu yaşamaya başladım. Müthiş bir görüntü. Lykia World'de sadece golf oynamak için gelebilecek işadamlarına sunulabilecek son derce lüks villalar da var, 'her şey fiyata dahil' tatili tercih edenlere de sunulan odalar var. İki grup bir arada yaşayabilir, tesisin iç düzenleme mantığı da buna uygun. Silahtaroğulları'nı kutluyorum bu güzel tesis için.