AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-06-30
Hatırlanırsa, biz ABD'nin toparlanmasını Almanya ve Avrupa genelinden iyi ekonomik haberler gelmesinin takip etmesi sonrası, Türkiye'nin de pozitif ve güçlü ekonomik gelişme sürecine gireceği beklentisi ile hesap yapmaktayız.
ABD'den gelen haberler fena değil. Soros bile iyimsere döndü ve New York gecelerinin prensi Roubini bile Bloomberg'e 'İyi haberler var!' beyanatı vererek çok hafif de olsa iyimser takıldı.
Ancak Almanya ve euro bölgesinden gelen haberler de henüz iyi değil. Her ne kadar ZEW ve İfo gibi araştırma kurumları tarafından derlenen geleceğe dönük beklentiler anketleri olumlu sinyal verse de, Berlin'den gelen Almanya haberleri henüz tatmin etmiyor.
Almanya'nın GSYİH verileri dört çeyrektir daralma sergiliyor. Son dört çeyrekteki daralma yüzde 7 boyutunda ve bu olgunun arkasında tek bir neden var: Yabancılar uzun zamandır daha az Alman ürünleri almaktalar.
Almanya'nın ihracatı toplam GSYİH'nın yüzde 47 kadarı, yani Almanya dünyanın dış talebe en bağlı ülkelerinden biri olduğu için inlemekte.
Diğer taraftan da ihracat son bir yılda yüzde 17 düşmüş durumda.
Hatırlanırsa ABD'de ihracat GSYİH oranı olarak yüzde 13, Japonya'da yüzde 17.4 , Çin'de yüzde 36.5, Fransa'da yüzde 26.2 ,İngiltere'de ise yüzde 28.9. Hiçbir ülke Almanya kadar dışa endeksli değil.
Merkel ve Alman iş çevresi Alman ekonomisinin temelde sağlam olduğunu, Almanya'nın dış ticaret açısından rekabet gücü olan bir ülke olduğunu ve bu krizin de geçici olduğunu düşünüyor ve bu nedenle de sadece şirketlerin çalışanlarını işten çıkarmamalarını yani istihdam kaybını önlemek için önlemler almakta ve yabancıların yeniden Alman ihraç ürünlerine talip olmalarını sabırla beklemekte.
Tabii dünyada Alman ekonomisinin rekabet gücünün sanıldığı kadar fazla olmadığını düşünenler de var. Çünkü Almanya makine ve teçhizat üretiminde ve otomotivde avantaj sahibi ama, son dönemin temel sektörleri olan bilgisayar, yazılım, ilaç ve biyoteknoloji gibi konularda 1960 yılından bu yana hamle yapmamış diye düşünülüyor. Bir uluslararası araştırmaya göre Almanya 18 gelişmiş ülke arasında yeni iş alanlarında girişimcilik açısından sondan ikinci gelmekte.
Diğer taraftan Mc Kinsey adlı danışmanlık firmasının yaptığı son araştırmada Almanya ortalama yıllık büyümesini iki misline, yani yüzde 3 düzeyine ancak yeni iş alanları konusunda ciddi atılım yaptığı takdirde çıkartabilir deniyor. Bunun için de araştırmaya dayalı makine ve diğer endüstriyel ürünler üretiminden, hizmete dayalı ve sayıları çok artan yaşlı nüfusa satılacak hizmetlere doğru ekonominin yön değiştirmesi gerekir denmekte. Ancak Merkel ilginç bir şekilde değişim yerine durumu muhafaza temalarını konuşmakta.
BGA adlı Alman ihracatçılar derneği Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da ekonominin motoru sayılan ihracat sektörünün ciddi bir kredi krizi karşısında da olduğunu geçmiş günlerde kamuoyuna yaymış bulunuyor. Yapılan açıklamaya göre ihracatçılar orta ve uzun vadeli kredi bulmak açısından hemen hemen finansman imkansızlığı karşısındalar ve kısa vadeli kredi de çok zor şartlarla verilmekte.
Ayrıca VDA adlı Alman otomotiv endüstrisi derneği de üyelerinin kredi almakta ciddi şekilde zorlandığını açıkladı.
Bu arada Eurostat da euro bölgesi sanayi ürünleri talebinin nisan ayında yüzde 35.5 düştüğünü ve Almanya'nın da 39.5 oranında sanayi ürünleri talebi daralması yaşadığını ilan etti. Bu veriler 1966 yılından bu yana en yüksek düşüş oranları demek.
Merkel istediği kadar Avrupa Merkez Bankası'nın son dönemde para politikasında genişleme yaratmasını eleştirse de Avrupa Merkez Bankası doğruyu yapıyor ve Alman bankalarının artık kredi musluklarını açması gerekiyor.
Galiba krizi ABD çıkarttı ama, Alman bankaları da riskli işlerde beklenmedik şekilde dünya şampiyonu durumunda ve muslukları açamıyorlar!