AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-06-30
Devlet Bakanı Egemen Bağış'a tebrikler. Türkiye'nin utanç verici hak ihlallerinden biri olan, ancak siyasilerin 'Milliyetçi taban kızar' diye ağzını açmaya cesaret edemediği Heybeliada Ruhban Okulu konusunda dobra dobra konuşmuş. Kültür Bakanı Ertuğul Günay ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da Rumca adıyla 'Halki' diye anılan okulun açılması için kolları sıvamış.
Okulun açılması, Heybeliada'nın tepesindeki bu şirin mekanın tüm dünyadaki Ortodoks kiliselerine papaz yetiştirebilecek önemli bir ruhani merkez, Ortodoks dünyası için bir cins imam-hatip haline gelmesi demek. Bu da hem Türkiye'nin prestiji açısından hem de hükümetin azınlık haklarını sahiplenmesi açısından önemli.
Türkiye yıllarca azınlıklar konusunda Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi 'faşist' bir mantıkla yönetildi. Azınlıklar Tali Komisyonu'ndan Vakıflar'a kadar devletin asıl hedefi, Rum ve Ermenilerin 'Buradan çekip gitmeleri' idi. (5-6 yıl önce bir yetkili bunu bana açıkça söyledi) Bu yüzden 6-7 Eylül olayları yaşandı. Amaç, hayatlarını iyice eziyet haline getirerek Rumların Yunanistan'a göçüydü.
Tarihten özür dilemenin yolu, okulun bir an önce açılmasıdır. Ama son yıllarda dillendirildiği gibi Yunanistan'la mütekabiliyet usulüyle değil, Türkiye'nin kendi insiyatifiyle. Unutmayın ki orası Yunan değil bir Türk kurumu. Fener Rum Patrikhanesi, 17 yüzyıldır bu topraklarda. Patrik Bartholomeos ve metropolitlerden çoğu Türk vatandaşı: Vergi veriyor, askerlik yapıyor, Türkiye'de yaşıyor. Türkiye'deki bir kurumun mağduriyetini gidermek için neden Yunanistan'dan bir şeyler bekleyelim? Batı Trakya ve benzeri konularda Yunanistan'la vereceğimiz kavga, ayrıdır. Ama Türk vatandaşlarına haklarını vermek için başka bir ülkeden hamle beklemek yanlış.
'Eyvah burası Vatikan olacak!' ya da 'Bu Patrikhane'nin ekümenik sıfatını güçlendirir' gibi sığ, komplocu ve vizyonsuz görüşleri ciddiye almıyorum bile. Türkiye'de kala kala 2500 Rum var; bunların çoğu yaşlı insanlar. Bırakın papaz yetiştirmeyi, gençler evlenecek birini bile bulamıyor; kiliseleri boş; Zoğrafyan gibi yüzlerce yıldır bilim adamı, sanatçı yetiştiren okullardaki öğrenci sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar.
Kalkı ki, Vatikan olsa ne olur? Keşke olsa. Yıllardır yazıyorum. Merkezi Türkiye'de olan ve Türk vatandaşları tarafından yönetilen Patrikhane'nin güçlenmesi Türkiye'nin çıkarınadır. Turizmden uluslararası ilişkilere kadar. Ekümeniklik? Bırakın olsun! Olsun ki ezeli rakipleri Yunan, Rus ve Sırp kiliselerine karşı eli güçlensin, Türkiye de gölgesinden korkmak yerine büyük devlet gibi davranarak göğsünü gere gere bundan faydalansın.
Patrik ekümenik olsun, hatta ona zaman zaman ATA uçağını ve Dışişleri'nden bir danışman tahsis edin, tüm dünyada gördüğü ilgi ve saygıdan siz de faydalanın. Amerika'da Musevi lobisine milyonlarca dolar harcayacağınıza, sayıca Yahudilerden kat kat fazla olan Rum asıllı Amerikalıları yanınıza alın. Çok mu abes dünyada milyonlarca kişinin ruhani lider kabul ettiği bir din büyüğünü itip kakmak yerine saygı göstermek?
Fener Rum Patriği Bartholomeos'u uzun süredir tanırım ve kendisine büyük saygım var. Ayrıca yılardır yaşadığı sıkıntılar, maruz kaldığı zulümlerin tanığıyım. (Ergenekon failleri burada yalnız değil ama önemli aktörlerdi.) AKP iktidarında Patrikhane'nin gördüğü baskı bir ölçüde azaldı; Ergenkoncular tutuklanınca ölüm tehditleri ve molotofkokteylleri son buldu.
Ama yetmez. Demokrasi kendi gibi olmayanların haklarını savunma disiplini ise, Patrikhane meselesi ve Heybeliada Ruhban Okulu, Türkiye için önemli bir testtir. Bunu, Yunanistan'dan taviz koparmak için değil, kendi vatandaşlarınıza, bu toprakların önemli bir geleneğine sahip çıkmak için yapın.