AKÅžAM

Er ya da geç taraflar ortak paydada buluşur

Mısır, Suudi Arabistan ve benzeri ülkelerdeki karanlık ve çaÄŸdışı yönetimlerin anti-demokratik yapılarına mutlak destek veren ABD ve müttefiÄŸi Batı aynı çifte standartı nükleer program konusunda da gösteriyor. İsrail'in elindeki yaklaşık 500 nükleer, kimyasal, biyolojik bombayı görmezden gelen Batı, İran'ın nükleer programını engelleme amacıyla her yola baÅŸvuruyor. 


Aynı Batı ÅŸimdi de seçim tartışmalarını bahane ederek İran'ın iç iÅŸlerine karışmaya hazırlanıyor. Birçok Batılı lider, İranlı liderlere demokrasi çaÄŸrısında bulunurken aslında yıllardır ekonomik ambargo uyguladıkları İran da yapının sarsılmasını ve bundan yararlanmayı amaçlıyor.
İsrail ise son kargaÅŸanın geliÅŸim süreci ve sonucunu  kollayarak bir zamanlar (Åžah dönemi) en önemli müttefiÄŸi ve ÅŸimdi en tehlikeli düÅŸmanı olan İran ile hesaplarının kaderini belirleyecek.

ŞİİLİK DE ZARAR GÖRÜR
İşte bu gerçeÄŸi fark eden İranlı yöneticiler, iç ve dış geliÅŸmeleri de gözeterek krizin bir an önce atlatılması için yoÄŸun çaba harcıyor.
Çünkü onlara göre bu krizin devam etmesi durumunda yalnızca ülke ve bu ülkeyi yönetenler olarak kendileri deÄŸil aynı zamanda yönetimin felesefesi ve itici gücü din ya da mezhep olarak Åžii'lik de zarar görecektir. Bu ise İslam aleminde ilk ve tek Åžii İslam Cumhuriyeti'nin sonu demek olacak. 30. yılını kutlayan Åžii İslam Cumhuriyeti'nin sarsılması ya da sarsılma sürecine girerek yıkılma olasılığı ise takiyesi ile ünlü İranlı mollaların varlık nedenini de ortadan kaldıracaktır.
İşte bundan dolayıdır ki krizin tüm tarafları iç ve dış provokasyonlara raÄŸmen ortak paydada buluÅŸmak için er ya da geç kendi aralarında anlaÅŸacaklardır. Üzerinde anlaÅŸma saÄŸlanması durumunda bu ortak paydanın iç ve dış politika baÄŸlamındaki unsurları ne olabilir?
Önce iç politikaya bakalım.
İmam Humeyni devriminin 30. yılında devrim ateÅŸinin insanları heyecanlandırmadığını gören mollalar aslında çok farklı nedenlerden dolayı kendi heyecanlarını da kaybetmiÅŸe benziyor. Belki bundan dolayıdır ki sistemin tüm kurumlarında çok ciddi tartışmalar yaÅŸanıyor ve politik önderlerle dini liderler içinde farklı görüÅŸler giderek keskinleÅŸiyor.
Bir kesim daha da katılaÅŸarak ülke ve dinin korunabileceÄŸini düÅŸünürken karşı taraftakiler 'dünyanın giderek deÄŸiÅŸtiÄŸini ve bu deÄŸiÅŸime uyum saÄŸlayamayanların sonunun Saddam gibi olacağını' söyleyerek insanların beklentilerinin karşılanması gerektiÄŸini söylemektedir. Büyük ve iddialı söylemlerin zamanının geçtiÄŸine inanan bu çevrelere  göre bireysel özgürlükler ve yaÅŸam koÅŸullarının iyileÅŸtirilmesi bu beklentilerin başında geliyor...
YaÅŸam koÅŸullarının iyileÅŸtirilmesi gereÄŸine inanan, bu amaçla iktidar olmayı hedefleyen ve devlet ile dine sahip çıkmayı kendileri için temel görev kabul edenlerin özgürlük anlayışı ise farklı.

TÜRKİYE'Yİ İZLİYORLAR
Oysa her dört adaya oy veren İranlı seçmenlerin büyük bölümü farklı anlayışta olsa da özgürlük istiyor. Birileri özgürlüÄŸü siyasal ve sosyal bir kavram olarak algılar ve bunun mücadelesini verirken, baÅŸkaları özgürlüÄŸü iÅŸ olanaklarının artırılmasında ve maddi-manevi anlamda huzurlu ve rahat yaÅŸamada bulmaktadır. Türkiye ise her iki kesimin yakından izlediÄŸi ülke.
Sokaktaki sade bir İranlı ''Türkiye'yi  Müslüman bir ülke, AK Parti'yi de İslamcı bir parti' olarak bilmekte ve Kasr-ı Åžirin'den bu yana 370 yıldır dost geçindiÄŸi bu ülkeyi yakından ve etkilenerek izlemektedir. Çünkü İranlıların yarısı Türkçe bilmekte ve sürekli farklı yayınları ile Türk televizyonlarını izlemektedir.

Geri kalan yarısı da bölgedeki tüm insanlar gibi Türkiye'nin 'demokratik, laik, çaÄŸdaÅŸ, özgürlükçü ve ılımlı Müslüman' yapısı ile yaÅŸam biçimi ile yakından ilgilenmekte ve bu yaÅŸam biçimi ile Åžah dönemindeki kendi yaÅŸam biçimlerini karşılaÅŸtırarak hatırlamaktadır.
İranlılar genel olarak ''Müslüman bir ülke İran ile Müslüman Türkiye'' karşılaÅŸtırmasını yaparken aynı zamanda kendilerini yöneten mollalar ile Türkiye'yi yöneten 'Müslüman' ErdoÄŸan ve arkadaÅŸları arasındaki farkı da fark ederek kendi kendilerine hep 'Acaba hangisi daha iyi' diye sorup duruyorlar.
Özgürlük ile özgürlüÄŸe ve deÄŸiÅŸime olan özlemin İran halkının ortak hedefi ve özlemi olduÄŸunu fark eden dini ve politik taraflar kendi aralarında anlaÅŸmanın da gerekli olduÄŸunu anladılar. Mollalar ve siyasi elitler er ya da geç Ahmedinecad'ın temsil ettiÄŸi muhafazakarlar ile Musavi ve yandaÅŸlarının temsil ettiÄŸi reformcuları ortak bir zeminde buluÅŸturacaktır. Daha açık bir ifade ile Dini Lider Hamanei ile sistemin birçok anahtarını elinde bulunduran Rafsancani, Ahmedinecad'ın yeni hükümetinde Musavi yanlısı liberal ve reformcu bazı kiÅŸilere yer verilmesini saÄŸlamaya çabalıyor.

KRİZİ YENME FORMÜLÜ
Böylece halk desteÄŸine sahip bir Ahmedinecad'ın bundan böyle alacağı tüm kararlar ve uygulayacağı tüm programların herkes tarafından kabul görmesi daha kolay olacak.
Dini Lider Hamaney ve çevresindeki mollaların desteÄŸine de sahip olacak olan bu karar ve tutumlar, Rafsancani'nin başında bulunduÄŸu anayasal kurumlar tarafından da engellenmeyecek. Böylece kriz atlatılacak ve taraflar arasında yumÅŸama saÄŸlanarak zaman kazanılacak. Kazanılan bu zaman içinde de reformcular muhafazakarların çizgisine biraz yaklaÅŸacak ama muhafazakarlar da reformcuların istek ve beklentilerini karşılamaya çalışacak. Yani Hamaney'in 'Devrimden bu yana gördüÄŸüm en iyi cumhurbaÅŸkanı' dediÄŸi Ahmedinecad hükümeti sokaÄŸa dökülen milyonlarca İranlının özgürlük ve demokrasi isteklerini karşılayacak. İnsanlar özgürlüÄŸün sınırlarını bilecek ve bunu din ve devlete karşı kullanmamaya özen gösterecek. Taviz verdiÄŸini düÅŸünen muhafazakar çevreler ise uygulamanın seçtikleri Ahmedinecad tarafından yapıldığını görerek  karşı çıkmayacak ve 'O ne yaparsa iyi yapar' diyerek yeni sürece destek verecek ya da en azından karşı koymayacak. Karşı koyanlar olursa da onları 'din adına'  Hamanei ikna edecek. Tüm bu yeni sürecin ölçü ve kriterini ise uygulamanın kendisi belirleyecek. Bu süreç saÄŸlıklı iÅŸlerse tüm taraflar ülkeyi, dini ve kendilerini kurtarmış olacak, sıra dış politika konularına gelecek. Bu konuların başında ise kuÅŸkusuz nükleer program geliyor.

Mollalar Batı'yı şaşırtabilir
Obama'nın Tahran'a yönelik olumlu mesajlarını fırsat bilen mollalar reformcuların da motivasyonu ile hem kendileri hem de İran için yeni roller peÅŸinde koÅŸabilecek. Afganistan, Irak ve genel olarak OrtadoÄŸu'da İran'ın yardım ile desteÄŸini arayan ve 1953 darbesini 'biz yaptık' itirafında bulunan Obama'dan gelebilecek yeni sinyallere göre tutum ve davranışlarını belirleyecek olan mollalar ve dolayısıyla Muhafazakar-Reformcu İttifak önümüzdeki dönemde dış politikada ve özelikle Batı ile iliÅŸkilerde beklenmedik adımlar atabilir.
Kontrollü bir nükleer programa yeÅŸil ışık yakacak bir Batı ise bu İttifak'ın iÅŸini kolaylaÅŸtıracak ve Tahran'ı ÅŸimdi içinde bulunduÄŸu denklemlerin dışına çıkararak yeni düzenlemeler yapabilir. Böyle bir yeÅŸil ışık ve dolayısıyla dış politikada olası deÄŸiÅŸiklikler mollaların iÅŸini içeride de kolaylaÅŸtıracak. Çünkü Ahmedinecad'a oy veren milyonlarca insan yeni dönemde kendi seçtikleri cumhurbaÅŸkanının sergileyeceÄŸi yeni politikaları da kolay kabullenebilecektir. Hele bu politika kendi maddi durumlarının iyileÅŸmesine ve yaÅŸam standartlarının yükselmesine katkı saÄŸlayacaksa...

BATI İRAN'A YÖNELİR
Çünkü Batı ile uzlaÅŸan bir İran bu yeni politikası ile kendisine karşı uygulanan ambargonun son bulmasını Batı ile her türlü ekonomik ve ticari iliÅŸkinin kurulmasını saÄŸlayacaktır.
Yine Batı ile uzlaÅŸan bir İran, Hizbullah, Hamas ve benzeri gruplara destek vermeyeceÄŸi için mali kaynaklarını daha çok iç projeler için kullanacaktır. Batı ise yeni dönemin deÄŸiÅŸimlerinden mutlu olduÄŸunu kanıtlamak için  30 yıldır uzak durduÄŸu İran'a çok farklı ve sıcak duygularla yaklaÅŸacak, kendi ekonomik çıkarlarını da gözeterek bu ülkedeki yatırımlara yönelecektir.
Geriye iki engel  kalıyor: Biri Batı'nın genel olarak samimiyeti, diÄŸeri ise 'Biz bu devrim ateÅŸini doÄŸalgazla yakmadık ki;  30 yıl sonra sönmesine izin verelim' diyen İranlılar.


Bakalım kim, nasıl ve ne kadar takiye yapıyor?

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3