Yargıtay'ın 'Fotokopiden ibaret belge, hukuki sonuç doÄŸuramaz' kararı, fırtınayı dindirecek mi? Ya askeri savcılığın, imzanın Albay Çiçek'e ait olmadığını açıklaması, ÅŸüpheleri yok edecek mi?
Hiç sanmam. 'Belgenin kanıtlanamıyor olması, bu planın yapılmadığını göstermez' türünden itirazlar, Yargıtay'ın kararını sorgulayacak kalemler, askeri savcılığın objektif olamayacağını iddia edenler illa ki çıkacaktır. Buna karşılık belgeye baÅŸtan beri inanmayanlar, diÄŸerlerini fena halde tefe koyacak...
Benim açımdan son 2 haftada 'AKP'yi ve FG'yi bitirme planı' üzerine dönen tartışmalar, sinir bozucu olduÄŸu kadar öÄŸretici oldu. Nasıl mı?
1. Bazıları, darbe planlarının halen yürürlükte olduÄŸundan o kadar emin ki, deÄŸil fotokopi, belirsiz bir kaynaktan gelen e-mail veya fotoÅŸopla üretilmiÅŸ bir fotoÄŸraf karesine bile belge demeye dünden hazır. Bu grup, en azından 'ÅŸeriat gelecek' diyen laik kesim kadar paranoyak.
2. Sürekli yıpratıldığından ÅŸikayet eden askeri en çok 'yıpratan', kendi içlerinden biri, emekli Oramiral Atilla Kıyat'ın sözleri oldu: 'Bu kadar salak insanların darbe yapması mümkün deÄŸil'. Aynı Kıyat, Büyükanıt'ın e-muhtıradan sonra istifa etmesi gerektiÄŸini söylemiÅŸti...
3. Kamuoyu, CSI misali yeni bilgilere vakıf oldu. Prof. Dr. Sami Selçuk, Fikret Bila'ya 2 gün önce net bir ÅŸekilde anlatmış: 'El ürünü her türlü yazı ve imza incelemesi, elle yazılmış yazı veya atılmış ıslak imzanın incelenmesiyle anlaşılır. Çünkü, incelenen, kalemin bıraktığı izlerdir. İmza atılırken bir güç kullanılır ve güce dayalı olarak da kağıt üzerinde izler ve özellikler oluÅŸur. Oysa fotokopide bu tür izler ve özellikler yoktur. Bu nedenledir ki fotokopi üzerinden sonuç alınmaz. Yazıbilim açısından kabul görmez.'
4. 'TSK'nın Hilmi Özkök'ten sonra en demokrat Genelkurmay BaÅŸkanı' olarak nitelendirilen Org. BaÅŸbuÄŸ için 'ayrılacak' söylentileri bile çıktı. Ancak BaÅŸbuÄŸ, soÄŸukkanlılığı elden bırakmadı, zamansız açıklamalara girmedi ve kazandı.
5. 'Çiçek imzalı fotokopi'nin en hoÅŸ tarafı, CHP lideri Deniz Baykal'ın 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açılabileceÄŸini söylemesi oldu!
ÖNCE ERGENEKON TAVRI
Baykal ne kadar samimi, zamanla göreceÄŸiz... Ancak TBMM Anayasa Komisyonu BaÅŸkanı Burhan Kuzu'nun, Baykal'ın bu sözlerine karşılık topu Anayasa'nın geçici 15. maddesine ve Baykal'ın 28 Åžubat'ı savunmasına atması, anlaşılır bir savunma deÄŸil...
Ortada, 12 Eylül darbesini yapanların yargılanması için iddianame hazırlayan, hakkında takipsizlik kararı verilen Savcı Sacit Kayasu örneÄŸi olmasa, inanacağız belki!
Ergenekon'un, varsa 'yeni' darbe planlarının üzerine sonuna kadar gidelim... Ama 'önce Ergenekon, sonra 12 Eylül' tavrı, BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Kenan Evren'le hala aynı karede yan yana gelmesi, siyasi iradenin 'darbelere karşı posta koyarız' imajını hiç de inandırıcı kılmıyor.
Askeri müdahaleyle darbe farkı!
12 Eylül tartışmaları konusundaki sözlere en ilginç yorumlardan birine NTVMSNBC'de rastladım... Emekli Tümgeneral ArmaÄŸan KuloÄŸlu, '12 Eylül gerekliydi' tezini savunarak darbe ile askeri müdahale arasında ayrım yapmış:
'Darbede bir keyfilik vardır; askeri müdahalelerde ise bir zorunluluk ortaya çıktığından dolayı bunlar yapılmıştır zamanında.'
Darbe, adı üstüne darbedir; yani askeri müdahaledir! 'Zorunluluk' ise göreceli bir kavram... Darbeyi keyfi olarak tanımlarsanız, askeri müdahale de pekala keyfidir.