AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-07-02
Mesleğin kıdemli bir isminden eleştiri almak beni üzmez, bilakis sevindirir. Hele medyada artık alışkanlık haline gelen 'belaltı' zaviyesinden değil, Hıncal Uluç'unki gibi babacan bir üslupla olursa...
Tesadüf bu ya... Celalettin Cerrah'ın görevden alınmasıyla ilgili 'Hıncal Uluç'un sorularına niye kimse cevap vermiyor' diye yazdım, aynı gün Sabah yazarı da HT'nin 'İşte o testere' manşetini eleştirmeme itiraz etmiş. Medyada pek sık rastlanan, en çok da medyanın kendisini ilgilendiren, bizim vakamızda ise ayrı kortlarda oynanan tenis maçı tadında bir durum ortaya çıktı. Bu nedenle meseleyi kişiselleştirmeden cevaplamakta fayda görüyorum.
KISKANÇLIK İŞTE
1 - Hıncal Uluç'un 'Siirtli N.E.'nin göğüs dekoltesinin Akşam dışındaki gazetelerde mozaiklenmeden yayınlanması' yönündeki eleştirisi isabetli, çünkü bir kez daha Akşam'ın yayın politikasındaki hassasiyetin altını çizmiş oluyor.
2 - Benim, 'hem de bir kadın olarak' bu fotoğrafın yayınlanmasından değil de testere fotoğrafından rahatsız olup olmadığım sorusuna gelince... Elbette rahatsız oldum! O yazıda sorgulanan, üzerinde dumanı tüten bir cinayet aletinin basında faş edilmesi, ardından da 'ailenin bilgisi vardı' diye yalan atılması... Ancak kadın olmamın, testere veya dekolte haber pornografisine tepki göstermemle alakasını anlayamadım. Dekolte mozaiklenmeyince buna itiraz etmek kadın gazetecilerin, kanlı bir testerenin yayınlanmasına duyarlılık göstermek erkek gazetecilerin işi mi olmalı?
3- Sayın Uluç uslubumu saldırgan bulmuş, olabilir... Ancak suç aleti testerenin, üzerinde kurbanın saçı ve kanıyla yayınlanmasını eleştirmemi 'kıskançlık' diye yorumlanması, ironi olsa gerek. Herhangi bir gazetenin faili yakalanmamış bir cinayetin takipçisi olması insanı ancak umutlandırır. Ama 'cinayetin takipçisiyiz' kılıfı altında, haberin pornografisini yapmak başka.
4- Sanırım Uluç'un asıl itirazı, 'gazete bilirkişilerinin HT'ye transfer ümidiyle sesini çıkarmıyor' diye yazmama. Üzgünüm sayın Uluç, bana gerçekten yanlış öğretmişler! İşini iyi yapmak, efendi olmak değil, çamur atmak, kumpas çevirmek daha çok prim yapıyor bu dünyada...
Benim sorularım şöyle: Korkunç bir cinayette kullanılan suç aletinin fotoğrafını, tüm ayrıntılarıyla yayınlanmak doğru mudur, değil midir? Bu yayın, zanlının yakalanmasına veya 'gençlerin arkadaş seçmesinde dikkatli olması'na nasıl hizmet eder?
PAZAR'LIK
Yeni kuşak web'de
www.aksam.com.tr'de kısıtlı olanaklarla da olsa internet gazeteciliğinin baş döndürücü hızına yetişmeye çalışıyoruz. Henüz blog yazarlığını tam anlamıyla başlatmadık, ama ilk adım olarak hafta sonları yeni kuşak yazarlara yer veriyoruz. Bu 'taze' isimlerin arasında Gülüm Dağlı, Burak Cengiz, Eyüp Tatlıpınar var. Şimdi de Aslı E. Perker akşam online'da yazmaya başladı! 'Başkaların Kokusu' ve 'Cellat Mezarlığı' romanlarının yazarı Perker'in ilk yazısı 'Amerika'da Lolita'yı okumak'...
Laiklik ve muhafazakarlık ekseninde bu kadar kafa karışıklığı yaşanan, Amerikalı olmanın New York'ta Pastis'e gitmekten ibaret olduğu sanılan bir medyada Perker'in yazısı ufkunuzu açacak, mutlaka okuyun!
(http://www.aksam.com.tr/ 2009/06/20/haber/yasam/1261/amerika_da_lolita_yi_okumak.html)