AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-07-02

kategori2

Ülkemin insanının gerçek algısı

Gerçeği önemli bir ölçüde dünya görüşümüzün desteklediği gözlüklerle görüyoruz. Gerçek, her ne ise o, olduğu gibi görülemiyor. Gerçeği gördüğümüz gözlüğe aşırı güvenme, bizi gaflete sürükleyebiliyor. Kalp mühürlenmesi, akıl tutulması, bağnazlık gibi olumsuzluk özellikler, gözlüğümüzün farkında olamamaktan kaynaklanıyor.

Türkiye'de bir 'belge' bulunuyor. Askerin 'demokrasi'ye müdahalesi belgesi olarak sunuluyor. Nedir bu sözdeki demokrasinin anlamı? Ülkemizde kendi dünya görüşlerine göre algılanan bir demokrasi kavramı dolanır durur yıllardır. Belki en temelde, kendi dünya görüşümüzün serbestçe yaşanabildiği yönetimin adına verdiğimiz bir isim gibi duruyor, çoğu zaman. Şimdilerde, sandıktan çoğunluk olarak çıkanın yönetimi ele almasının adına demokrasi deniliyor. Yalnızca böyle olduğu sanılıyor, demokrasinin. Halk sizi seçmişse demokrasi gerçekleşmiştir. Oysa asıl sorun sandıktan sonra başlıyor. Demokrasi eşittir sandık. Böyle sanıyorsak demokrasiyi, demokrasi bu ülkede ölü doğdu demektir.

Demokrasi, gerçeğe baktığımız gözlüklerin farkındalığı ile başlar. İnsan saygısı ile sürer. Karşımızdakini dinleme isteği, iletişime gönüllü oluş, bu saygının gereğidir. Partilerimizin örgütlenişi, bu örgütleniş üzerinden siyasetin yürütülüşünde demokrasi ruhu yoktur. Bu ülkede yaşayan birçok insanın hayat tarzında demokrasi ruhu, demokrasi tavrı yoktur. Tek tek bireyler olarak varlığımızı sürdürüşümüzde, hayata karşı aldığımız tavırda demokrasi yok.

Çoğunluk isek demokratız sanıyoruz. Çok acı. Aynı zamanda gülünç.
Elbette bu ülkede ordumuz kendi öz eleştirisini yapmalıdır. Çocukluğu ordu içinde yoğrulmuş, babası, amcası, önemli dostları asker olan, orduyu seven biri olarak bu özeleştirinin çok gerekli olduğunu söylüyorum. Kendisine karşı yöneltilen bu psikolojik savaşa karşı, sahip olduğu değerleri, gerçekliğe baktığı gözlüğü, yeniden yeniden gözden geçirip, eleştirel tavırla tazelemelidir. Bu donanım onda vardır. Bunun için kültürel ve düşünsel eğitimi küçümsememeli, bakış ufkunu genişletmeye çabalamalıdır.
Belge bulunuyor. Belgenin ne söylediğini nasıl okumak gerekir? Medyada aynı belgeyi o kadar farklı okuduklarını görünce şaşıyorsunuz. Dünya görüşünüze göre aynı belge farklı anlamlara gelmeye başlıyor. Bizim insanımızda, insanımız sözü biraz abartılı olmuş olabilir, siyasete odaklanmış insanımızda diyeyim, gerçeklik her ne olursa olsun, inatla onu istediği gibi görme eğilimi var. O zaman belgenin ne önemi kalıyor? Yargı öyle de karar verse böyle de karar verse gerçeklik benim dediğim gibidir, deniyor. 'Gerçek, benim inandığımdır'a geliyoruz sonunda.
Siyaset bir güç mücadelesidir, elbette. Kendi gözlüklerimizden gördüğümüz gerçekliği 'asıl' gerçek diye dayatmanın kavgası olmamalı. Demokrasi, karşıtlarımızın gözlükleriyle gördüklerini anlamaya istekli olmakla başlar. Karşıtlarımızdan öğrendikçe gelişiriz. Gördüğümüz her belge bizi haklı çıkarıyorsa o belgelerde bir iş var demektir. Hiç yanılmadığımızı düşünüyorsak, yanılıyoruz demektir. Siyasette mücadele gerçeğe bigane kalarak yapılamaz. Gerçek, kendine kör kalanları kör eder. Amacımız bu ülkenin, bu dünyanın güzelleşmesi, hakça yaşanacak bir yer olması ise, bu amaç, gerçeği kendi inançlarımızın baskısıyla çarpıtarak gerçekleşemez. Gerçek öğretmenimiz olmalı, yanılabileceğimizi bize gösterebilmelidir. Bizi haklı kılan belgeler karşısında şımarmamak gerekir. Gerçek kapımızın eşiğinde, bizi yanlışlamak için beklemektedir. Bu ülkenin geleceği yanlışlarından öğrenebilecek, gerçeği kendi dünya görüşünün tekeli altına almamış güzel insanların omzunda yükselecektir.
Belgelerini okuyamayan bir kültür varlığını sürdüremez. Neden? Gerçeklikle bağlarını yitirdiği için. Belgelerini kendi inançları doğrultusunda okumak isteyenlerin verdiği kavga, belgenin o ülkenin varlığına katkıda bulunabilecek biçimde okunmasına yol açmalıdır. Unutmayalım ki, siyasette gerçek, biraz da biz kavga edenlerin iradesi doğrultusunda şekillenir. Burada da, ülkesini, insanını, dünyayı iyi tanımak, ülkemizin varoluşuna gerçeklik kazandırmakta önemlidir.
Sağ olasın belge! Her ne söylüyorsan söyle, yeter ki ülkemin insanına gerçeklikten kopmamasını söyle. Çek kulağını gerçeğe gafil olanların, bu ülkenin geleceğine yakışmıyorlar.