AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-02

kategori2

Olmayan haberin yorumu

Sevgili okurlar, ben bir genel seçim akşamı henüz sandıklar kapanmadan önce TRT'de canlı yayına çıkıp seçim sonuçlarını yorumlamıştım.
Muhabirlik yıllarımda katiyen gerçekleşmemiş olaylardan manşet çıkarmak gibi zengin bir deneyimim olduğundan henüz tamamlanmamış seçimin sonuçlarını da bayağı güzel yorumlamıştım.
Tanrı vergisi olduğuna inandığım bu yeteneğim nedeniyle ben aslında iyi bir televizyon habercisi olabilirdim buna inanıyorum.
Çünkü bakıyorum da İstanbul merkezden arayan kişi sürmekte olan MGK toplantısının bitmesini bekleyen muhabiri canlı yayına bağlatıp 'içeride neler olup bitiyor' diye sorabiliyor.
Böyle bir soruya verilebilecek iki alternatif cevap var:
 Bu talep kendisine yöneltilen muhabir benim gibi kıdemli ve tecrübeli olmadığından  merkezden arayan kişiye 'Elinin körü, lan dangalak görmüyor musun toplantı henüz bitmedi, sonucunu ne bileyim. Müneccim miyim ben. Şimdi atlar İstanbul'a gelirim, merkezde çalışmakta olan herkesin anasının örekesine teğet geçiveririm tamam mı' diyemediğinden bu durumda genellikle şuna benzer şeyler yaşanıyor;
'Sayın seyirciler bu çok KRİTİK bir toplantı. KRİTİK MGK toplantısının KRİTİK ve dramatik geçmesi bekleniyor.'

Aslında tüm söylenebilecek laf bundan ibaret ama maalesef haberci konuşmayı sürdürmek zorunda ve tabii ki sürdürüyor da mecburen;
Bu arada toplantının yapıldığı binanın önünde toplanmış medya ordusu güvenlik tedbirleri nedeniyle çevreye simitçilerin yakınlaştırılmasından şikayetçiler. Beklemekten herkes sıkıldı, sıkıntıdan birbirine evlenme teklifinde bulunan meslektaşlar dahi var. Bazı arkadaşların eşcinsel oldukları da bugün ortaya çıktı. İsterseniz ben size arkadaşların giydiği kıyafetleri anlatayım da bütün Türkiye, Ankara gazetecilerinin moda anlayışları hakkında bir fikir sahibi olsun. Bunların erkek olanlarında ancak Freudyen açıklamalarla anlaşılaşılabilecek bir 'baskı altında tutulan üst düzey bürokrat olmak arzusu' (ancak ileri düzeyde hasta olan bir insan böyle bir şeyi arzulayabilir- ST)  bulunduğundan  yaz günü bile sevimsiz renklerden seçilmiş takım elbise ve kravat ile dolaşırlar. Kadınları ise moda anlayışları nedeniyle çok rahatlıkla hemen taşrada öğretmen olabilmeye uygun görünümdedirler (Rana ile gayrimeşru ilişkiye girdiğimiz yıllarda onun kışın giydiği çingene pembesi renginde bir paltosu vardı. Ben kıza Ankara'da pek göze çarpmasak diyorum o bunun karşılığında bunu yapıyor. Benim tamamen delirme sürecim de o yıllarda başladı zaten-ST). Bir dakika, bir dakika, flaş flaş. Bizce Hasan Cemal'den bile daha sıkıcı olabilmeyi başararak kırılması güç olan bir rekorda imzası bulunan Fikret Bila buraya geldi şimdi onu canlı yayına alacağım (Ben onun boş vakitlerinde moda dergilerine modellik yaparak ek gelir kazandığını düşünüyorum-ST). Arkasından da Yavuz Donat'a bağlanırız (Böyle şeyler gerçekten olabiliyor Ankara'da. Ben televizyon izleyicilerinin nasıl olup da aşırı sıkıntıdan toplu halde intihar etmediklerini anlayamıyorum. Ben şahsen MGK gecesinde haber olmayacağını bildiğimden genellikle Türk medyasının en akıllı 10 kişisinin toplam zekasından çok daha zeki olan John Stewart'ın programını izledim. İsteyen bulur bu programı. Hayatınızı kolaylaştırmak gibi bir niyetim yok, o programın nerede kaçta gösterildiğini anlatmayacağım. Bu tür bilgileri en iyi Yavuz Donat verir, hatta kabul ederseniz vakti geldiğinizde bizzat evinize gelir programın olduğu kanalı açıp bir süre sizinle izleyebilir bile-ST).

BUNUN BİR DE GECESİ VAR
Gece saatlerine sarkan MGK günlerinde durum başka bir alem oluyor.
Absürd tiyatro gibi, her şey bu.
Akşam saatlerine hakimiyet tamamen mütedeyyin gazetecilerde oluyor. Çünkü o saatlerde mütedeyyin olmayan gazetecilerin hemen hemen tümü sarhoş oluyor.
İçki insanda temkinli olmak duygusunu tamamen ortadan yok ettiğinden (örneğin ben bir defasında aşırı alkollüyken sado mazoşist eşcinsel barına gönüllü gitmiştim), temkinli olmak duygusu ortadan tamamen kalkmış ve kontrolden çıkmış bu insanlar kendilerini bağlanmak için arayan kanallara hemen varolan tüm mantık kurallarına aykırı olarak 'tabii ki bağlanırım' diyebiliyor.

Üzülerek söyleyebilirim ki MGK gecesinde benim yaratabileceğim olayları seyretme imkanını beş dakika ile kaçırdınız.
Çünkü bardağımı yeniden doldurmuştum ki o an aradılar beni.
 Henüz beşinci ya da altıncı kadehimde olmalıyım ki mantığım henüz yerindeydi galiba, çünkü 'Hayır bağlanamam' cevabını verdim.
O kadehimi bitirdikten sonra arasalardı her şey çok eğlenceli olacaktı buna inanın.

Çünkü o beş dakika içinde mantığımı, utanma duygumu ve temkinli olmayı sağlayan sinir uçlarımı tamamen öldürmeyi başardım. Ve seyretmediğim, hakkında tek bir şey bile bilmediğim bir olayı tam anlamıyla yorumlayacak kıvama geldim. Bir ara Rana geldi odama 'Ne oluyor?' diyerek suratıma baktı. MGK'ya katılan üyelerin tümünün ve tanıdığım tüm gazetecilerin sülalesine sövüyordum. Üstelik sülalerinin üyelerini tek tek sayarak yapıyordum bunu. Anneden ve babadan başlıyordum ve dedenin dedesine kadar tek tek gidiyordum. Bana göre bu mutlaka yapılması gereken bir şeydi, sosyal açıdan da yararlıydı, bunu sesimi yükseltmeden yaptığımı, sadece düşündüğümü sanıyordum ama aslında pencereyi açıp sokağa bağırıyormuşum Rana söyledi bana bunu.

 İçki  ne kadar güzel bir şey değil mi, insana utanç verici olan ama mutlaka yapılması gereken bazı şeyleri yapmak cesaretini veriyor (Benim sado mazoşist eşcinsel bara girmem gibi şeyleri mesela).
Rana bana kızınca ben de ona 'bu geceyi ileride oğluma ailemizin onur gecesi olarak anlatmanı rica ediyorum' dediğimi sanıyorum ama Rana konuşmamın taklidini yaptığında -aslında tamamen Türkçe- şu ana kadar kayıt altına alınmamış olan, tanımı olmayan bir lisanla konuştuğumu anladım.
MGK gecesinde canlı yayına bağlansaydım her şeyin müthiş olacağı, gecenin yıldızı olacağım kesindi.