AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-07-02
Albay Çiçek tutuklandı mı, MGK bitti mi diye kanallar arasında zaplarken fark ettim: Türkiye'de ekonominin ilk çeyrekte yüzde 13.8'lik rekor daralmasıyla ilgili yorumları dinlemek aklımın ucundan bile geçmedi. Zaten TV'ler, günün ilk saatlerinde verilen acı haberi çoktan yalayıp yutmuş, haftalardır yükselen tansiyonun doruk noktası olan zirvenin bitmesini ve Albay'ın sorgusunu takip etmekteydi.
Herhalde dünyanın hiçbir yerinde, 1945'ten beri en büyük daralmanın yaşandığının açıklandığı gün, böyle bir tablo yaşanmaz... Ama zaten bu ülkenin kendine has koşulları olduğunu yekten kabul etmiyor muyuz?
Düşünsenize, krizde batan İzlanda'nın en fazla küçüldüğü ilk çeyrekte, biz altıncı sıradayız. Pek çoğumuzun haritada bile göstermekte zorlanacağı Letonya ve Estonya'nın takipçisi olarak! Mesela bir zamanlar 'Malezya olur muyuz' diye korktuğumuz ülkede küçülme oranı ise yüzde 6.2. Kuala Lumpur'da yayınlanan The New Strait Times'a göre, ikinci çeyrekte hafif bir iyileşme bekleniyor.
Anlayacağınız, bir Malezya olamadık!
30 HAZİRAN'DA NE OKUNDU
İşin tuhafı, dün saatler boyu 'Gözler kritik MGK'da' başlıklarıyla verilen haberlere internet okurunun prim vermemesiydi. Ekonomide tarihi daralma haberi iki misli fazla okundu. Buna rağmen 30 Haziran'da aksam.com.tr'de en çok okunan haberlerin eline su dökemedi. Neydi bunlar?
1. Bikiniden tanga yaptı
2. Yatarak tedavide ücretli dönem.
3. AKP'nin Gülen'i askeri yargıdan kaçırma planı
4. Fener'de sancılı 'Dede' günü
5. Beyaz'dan göbek şov
Elbette internet okurunun magazin, spor ve komplo tutkusundan yola çıkarak tüm Türkiye'yi tanımlamaya kalkmak yanlış olur. Bu sıralamaya bakarak, ancak en çok okunan yazarların neden çok tıklandığını anlamak mümkün. Ama internet kullanan Türklerin pek azının memleket meselelerine kafa patlattığı da bir gerçek. Bir diğer grup ise asker-siyaset çemberindeki sürekli gerilimden o kadar bunalmış vaziyette ki o haberleri bilhassa okumuyor, tıpkı sinirini bozan haberleri izlemeyip zapladığı gibi.
Devletimiz huzur içinde olsun. Çoğunluk, bildirinin en önemli maddesi olan 'Devletin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşüncelerin ülkemize fayda sağlamayacağı'nın farkında. Ve en büyük problem, bu cümlelerin tekrar tekrar kurulmasından kaynaklanıyor.
Şifreleri çözelim, doğru okuyalım!
28 ŞUBAT'TAN sonra en uzun MGK olarak tarihimize geçen zirvenin ardından yapılan yorumlara dair mini notlar:
- MGK'dan çıkan kuru bildiri kimseyi tatmin etmedi, tamam... Ama ortamı en çok gerenler, sürekli kurumlar arasındaki uyumsuzluğu vurgulayanlar değil mi?
- Son günlerin en moda tanımlamaları: Doğru okumak ve şifreleri çözmek. Sanırım hiçbir okuduğumuzu, dinlediğimizi anlayamıyoruz çünkü sürekli 'bunu doğru okumak lazım' deniyor. Devlet büyükleri de hep şifreli konuşuyor, olaylar o kadar gizemli ki ancak mors alfabesi gibi çözümlenebiliyor.
- Merak ediyorum: Türkiye tarihinde 'kritik olmayan' bir MGK oldu mu? Acaba askerle siyasetçi buluşmasının bizi bu kadar germeyeceği bir dönem gelecek mi?