Irak'ın iÅŸgalinden kısa bir süre önce aylarca Erbil'de kalmıştık. Otelde, yolda, lokantada insanlarla anlaÅŸabilmek için Kürtçe'yi kafa göz yara yara konuÅŸmaya baÅŸlamıştım.
O günlerde gazeteci arkadaÅŸlarım, benim Kürtçe öÄŸrenme çabama bıyık altından gülerdi.
Ben ise, 'Bir gün gelecek Kürtçe bilmeyen gazeteci bölgede zorlanacak' derdim.
Önceki gün Diyarbakır'da Osman Baydemir yüz binlerce insana Kürtçe hitap ettiÄŸinde hem öÄŸrenmeyi terk etmekten ötürü kendime kızdım hem de haklı çıkmaktan ötürü gülümsedim.
Nereden nereye?
1992'de atılan aynı sloganlardan, taşınan aynı kıyafetlerden ötürü aynı kitle Cizre'de gözümün önünde tarandı.
Dün bırakın miting alanını, Diyarbakır sokaklarında miting alnına gitmek için taşıt bekleyen onlarca PKK'lı kıyafeti giymiÅŸ (Ayağında elbette mekaplarıyla) puÅŸili Kürt gördüm. BildiÄŸim kadarıyla hiçbiri gözaltına alınmadı.
GÜNEÅž BALÇIKLA
SIVANMIYOR
Nevruz günü Diyarbakır'daki o devasa alan ve çevresi tıka basa doluydu. Bu hareketin geldiÄŸi yeri anlamak için bir ölçü oluÅŸturuyordu.
(Bu arada Diyarbakır valisinin haber bürolarını arayıp -75 bin kiÅŸi toplandı yazın- ricasına dair iddia, ÅŸayet doÄŸruysa, sözün bittiÄŸi yerdir.)
Nitekim, dünkü büyük gazeteler meselenin bu boyutunu görmediler. Belki de görmemeyi tercih ettiler.
GörebildiÄŸim sadece RuÅŸen Çakır, her zamanki gibi, dürüst bir ÅŸekilde bu tarihi fotoÄŸraf karesini okuyucularıyla paylaÅŸtı.
BAYDEMİR SAMİMİ Mİ?
Osman Baydemir, tanıdığım günden bu yana, ilgi ve merakla izlediÄŸim, ancak ÅŸüpheyle yaklaÅŸtığım bir insan.
Çevreme; tanıyanlarına, hep ÅŸu soruyu sordum, 'GörüÅŸlerinde samimi mi?'
Aldığım yanıt hep farklı oldu.
Ancak zaman içinde ÅŸunu gördüm. GeleceÄŸi çok parlak bir Kürt siyasetçisi. Büyük düÅŸünüyor. Büyük oynuyor. Son derece zeki. Hareket içinde bir baÅŸka dinamik oluÅŸturduÄŸu, farklı bir kuÅŸağı ve anlayışı temsil ettiÄŸini kim tartışabilir?
Özellikle Nevruz alanında verdiÄŸi mesajlar, belagati, kitle ile iletiÅŸimi son derece etkileyici idi.
Botan bölgesinde aydınların giydiÄŸi yerel kıyafetle sahneye çıkan Baydemir, Kürtçe, ÅŸu çarpıcı cümle ile baÅŸladı: 'On yıllardır Nevruz ateÅŸini söndürmeye çalışıyorlar. Bilmiyorlar ki o ateÅŸ Kürt halkının gönlündedir.'
ÇÖZÜM İMRALI'DA MI?
Fakat, süreci bir bütün olarak deÄŸerlendirdiÄŸimizde DTP'nin asıl mesajı çok önemliydi.
Hem Leyla Zana, hem de Ahmet Türk, doÄŸrudan BaÅŸbakan ErdoÄŸan'a, açıkça ÅŸu mesajı verdiler:
'Türkiye, Kürtleri kazanma veya kaderine terk etme noktasındadır. Bizi kaderimize terk etmeyin. Cesur olun. Tüm Kürtlerin gözü sizde. Kürtler elbette seçeneksiz deÄŸildir. Tasfiye deÄŸil çözüm istiyoruz. Bizi (Öcalan'ı) muhatap alın.'
Bu cümle ÅŸu anda DTP'nin ve PKK'nın durduÄŸu pozisyonun net özeti.
Erbil toplantısı, ÅŸayet gerçekleÅŸirse, PKK'nın silah bırakacağı bir sonuçla nihayetlenmeyecek.
PKK ve DTP, Öcalan'sız bir barış süreci baÅŸlatmayacak.
Peki, AKP cephesinde durum ne?
DerinleÅŸen ekonomik kriz artık bir gerçeklik.
Yerel seçimler ise ister istemez referanduma döndü.
AK Partinin aldığı oy miktarı, geçen seçimlere kıyasla erirse 'demokratik açılımları' gerçekleÅŸtirmede zorlanır mı?
GüneydoÄŸu'da kritik vilayetleri kaybetmesi buna tuz biber eker mi?
Bu tarihi soruların yanıt vadesi o kadar kısaldı ki, sahiden kırılmanın (olumlu veya olumsuz) arifesindeyiz.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.