Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

İlker Paşa ne diyor, köşe yazarları ne anlıyor?

Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ büyük emek ve titizlikle hazırlanmış bir konuÅŸma yaptı önceki gün. İçeriÄŸi uzun yıllar konuÅŸulacak, atıfta bulunulacak. Özellikle Cemaat ve 'Türkiyeli' kimliÄŸine yaptığı vurgular konunun uzmanlarınca analiz edilmeyi bekleyen temalardan bazıları.
Ama o entelektüel derinlik nerede Türk Basını'nda?
BaÅŸbuÄŸ, konuÅŸmasını bitirir bitirmez kapının önünde canlı yayınlara baÄŸlanan liberal gazeteciler birer papaÄŸan gibi aynı cümleyi söyleyip durdular.
Birinci gündem: 'Taraf, Vakit ve Zaman neden çaÄŸrılmadı?' ÖÄŸrenmiÅŸler bir yerden, bu üç küçük gazetenin adını zikredip duruyorlar...
Peki Birgün gazetesi neden yok? Evrensel neden çaÄŸrılmadı? Ama daha önemlisi, neden hiç kimse bu gazetelerin adlarını telaffuz etmiyor?
Çünkü iÅŸlerine gelmiyor... Maalesef bu tartışmada bile bütün kriterler kiÅŸisel...
Oysa Genelkurmay BaÅŸkanı daha ilk cümlelerde kriterini açıkladı: 'Askeri eleÅŸtirin ama asker düÅŸmanlığı yapmayın'... Çok açık verilmiÅŸ bir mesajdı aslında, bir yandan da bu üç gazeteyle ilgiliydi. Bunu bile anlamadılar...
İkinci gündem: Kim ayaÄŸa kalktı, kim ayaÄŸa kalmadı, meselesi. 'Ben kalkmadım' ya da 'Ben alkışlamadım' diye övünenler...
Ne kadar basit, ne kadar sıradan, ne kadar magazin gündemi varsa kendisine entelektüel diyenler daima bir parçası olur; gizliden gizliye hep böyle ÅŸeylere meraklıdırlar...
Bu mu Türk Basını'nın düzeyi?

SAYIN BAÅžBUÄž,
190 gazeteci davet etmiÅŸsiniz...
Bir kısmını dışarıda bırakıyorum, ama kendini televizyonda görme hastalığına tutulmuÅŸ bazıları var ki konuklarınız arasında, deÄŸer mi hiç onlara konuÅŸma yapmaya?
Hazırlanmaya, metni defalarca okumaya, kitaplar okumaya, iyi bir ton tuturmak için, içeriÄŸi zengin olsun diye uÄŸraÅŸmaya...
Neden kendinizi yordunuz ki? Siz ne diyorsunuz, onlar nerede?
Sanırım, sizin söylediklerinizi analiz edebilecek kapasiteleri olmadığı, söylediklerinizi anlayamadıkları için tartışma düzeyini bu kadar düÅŸürüyorlar. Bırakın onlardan 'Türkiyeli' kimliÄŸini, Cemaat eleÅŸtirisini anlamayı, mönü daha çok ilgilerini çekiyordu eminim.
Zaten bu yüzden de bazılarının yapabildiÄŸi tek yorum 'KonuÅŸma çok uzadı, yabancı isimlerden bahsetti' düzeyinde kaldı.
Ne acı deÄŸil mi her gün askere akıl öÄŸretenlerin hali... TSK'ya ayar vermeye çalışan basın önce kendisini toparlamalı, bu toplantıda bir kez daha bu ortaya çıktı.
Maalesef, basınımızın ciddi bir 'düzey' problemi var...
O yüzden, Sayın BaÅŸbuÄŸ, boÅŸuna uÄŸraÅŸmayın bunlara laf anlatmakla... Bunları ciddiye almakla... Almayacaklardır...

ÇONGAR PARANTEZİ
Bütün bunları söylemiÅŸken, Yasemin Çongar'la ilgili bir parantez açmam gerekiyor. Dün, basında yer alan yorumlar arasında Çongar'ın İlker BaÅŸbuÄŸ'un konuÅŸmasını analiz eden yazısı belki de en tatmin edici olandı.
Söylediklerine katılmayabilirsiniz, ama belli bir entelektüel düzeyde yazılmış, doyurucu ve tam da BaÅŸbuÄŸ'un koyduÄŸu entelektüel çıtaya denk bir yazıydı.
Ve ne garip ki konuyla ilgili en sağlam yazı, orada olmayan bir yazar tarafından kaleme alındı.
Ellerine sağlık.

Nezakette Altan Öymen kriteri
Harp Akademileri'ndeki konuÅŸmaya baÅŸlamadan önce İlker BaÅŸbuÄŸ'u karşılamak için salondaki gazeteciler arasında yaÅŸanan 'ayaÄŸa kalkma' problemine karşı kiÅŸisel bir çözümüm vardı. Nezaket kurallarını en iyi bildiÄŸim kiÅŸiyi takip ettim.
İkinci sırada oturan Altan Öymen mesleÄŸimizin duayenidir. Ama daha da önemlisi her zaman nezaketi ve görgüsüyle bilinir. 'O nasıl davranıyorsa, doÄŸrusu budur' dedim kendi kendime. Ve haklı çıktım.
İlker BaÅŸbuÄŸ salona gelince Altan Öymen ayaÄŸa kalkınca, hepimizin ayaÄŸa kalkması gerektiÄŸini de anladım.
Aslında Öymen'in çok basit bir kriteri var: Davet sahibine saygı... Bunun asker disiplini altında ezilmekle falan ilgisi yok. Çok basit bir görgü kuralı: Davet sahibine ayaÄŸa kalkılır, konuÅŸması bittikten sonra da nezaketen alkışlanır.
Kaldı ki, dünyanın her yerinde belli yerlerin protokol kuralları vardır. Nobel Töreni'nde ayaÄŸa kalkıyorsak, İsveç Kralı'nın yemeÄŸinde protokole uyuyuyorsak kendine özgü protokol uygulayan Genelkurmay davetinde de ayaÄŸa kalkılır...
Bu gibi protokol kurallarını eÄŸip bükmek bireysel tercihe kalmıyor maalesef; yıllar içinde, üzerinde konuÅŸulup tartışılarak, düÅŸünülerek oluÅŸturulmuÅŸ bir bütündür protokol. Burada saygı ÅŸahsa deÄŸil kuruma, makama gösterilir. Ve elbette bir hiyerarÅŸisi vardır.
Dün, bir askeri yetkiliyle de konuÅŸtum ve 'Biz askeri protokol gereÄŸi, deÄŸil Genelkurmay BaÅŸkanı, bizden bir üst sınıftan biri bile gelse her zaman ayaÄŸa kalkarız' dedi.
Peki gazeteciler?
'Onlar da bu davetin konukları oldukları için, eÄŸer çekim yapmıyorlarsa, sadece konuÅŸmayı dinlemeye gelmiÅŸlerse, onlardan da nezaket gereÄŸi ayaÄŸa kalkmalarını bekleriz.'
Bu tartışmayı neden uzatıyoruz ki?
Bir de kravat tartışması var. Genelkurmay'ın yolladığı davetiyede 'Takım elbise' yazıyordu. Dünyanın her yerinde davetiyede yazan takım elbise kravatlı bir takım anlamına gelir. Protokol kitaplarında da açıkça belirtilmiÅŸtir bu...
'Takım elbise' yazan bir davete kravatsız gitmek, en basit ifadesiyle saygısızlıktır. 'Etiquette' bunu gerektirir.
Tabii, kravat takmayı reddetme ihtimaliniz de var: O zaman davete de katılmazsınız...

NTV kendini kandırıyor
Tufan Türenç'in Hürriyet'te yazdığı bir yazı tartışmayı alevledi... Konunun merkezindeki Tarık Akan da, tıpkı Türenç gibi NTV'de sözlerinin sansürlendiÄŸini iddia ediyor, ama NTV iki seferdir bunun aksini iddia ediyor.
Oysa NTV yöneticilerinin anlamadığı bir ÅŸey var: Mesele Tarık Akan'la ilgili deÄŸil, sorun NTV'nin ne zamandır girdiÄŸi bu yeni yol...
İşaret fiÅŸeklerinden biri Bedri Baykam'ın bu ekranda sadece liberallerin konuÅŸtuÄŸuna dair eleÅŸtirisiydi... 'YazıiÅŸleri' programındaki basın seçmeleri herkesin malumu... Seçim gecesi konuÅŸmacı olarak davet edilenlerin de yüzdesi ortada...
Bütün bunlar tepki topluyor... Hal böyleyken Tarık Akan'ın kesilen sözleri sansürden baÅŸka nasıl yorumlanır ki? NTV'nin daha hassas olması gerekirdi...
Dahası, montajı yapan editörün inisiyatifi de çok inandırıcı deÄŸil. Bütün yayın organlarında askeriyeyle ilgili demeçler için çok üst düzey bir editoryal kontrol gerekir.
Ama bütün bunları bir yana bırakalım, bu kanalın sicilini hatırlayalım...
Müjde Ar, Abdullah Gül'ü eleÅŸtirdiÄŸi için rejiden uyarıldığını söylemiÅŸti...
Cumhuriyet Mitingleri gibi toplumsal olaylarda NTV canlı yayına geçmedi, 11. Dalga'da da en son haber veren kanal oldu...
GeçmiÅŸte, Mustafa Balbay ve Emin ÇölaÅŸan'ın yaptığı programı 'yukarıdan baskı var' diye kaldırdığını bizzat ÇölaÅŸan açıkladı...
Bütün bunlar ortadadır, belgelidir... Tarık Akan meselesi de bu yüzden bu kadar büyümüÅŸtür.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3