Yunanistan, İkizce olarak bilinen Kardak kayalıklarına bayrak dikmiÅŸtir. Ankara'da tarihi bir toplantı yapılmaktadır... BaÅŸbakan Çiller kayalıklara çıkılması emrini verir...Bu karar 'Yunanistan'la savaÅŸ' demektir...Bir diplomat Yunanistan'ı 'savaÅŸ çıkartmadan yenecek' son derece zekice bir öneride bulunur. Yunanistan askeri İkizce'nin Türkiye'ye yakın olan adasına çıkmış ve bayrak dikmiÅŸtir. Bizim Yunanistan'a yakın olan adaya bayrak dikmemiz meseleyi çözer... Gözler masadaki Oramiral'e döner. Güven Erkaya gülümser, 'Bizim çocuklar 24 saat içinde bayrağımızı oraya diker.'
X o gün izinlidir... EÅŸi ve pusetteki çocuÄŸuyla Akmerkez'de dolaşırken çaÄŸrı cihazı çalışır... O zamanlar cep telefonu yoktur. Bele takılan bu cihazın küçük LCD ekranına kısa ve net bir yazı belirir 'Acil birliÄŸe gel'... EÅŸinin gözlerine bakar... Mesajı gören eÅŸi ona derin bir endiÅŸe ile gülümser. X karısını ve çocuÄŸunu öper Akmerkez'den koÅŸarak çıkar.
Kazım Karabekir iÅŸgal altındaki İstanbul'a girerken dalgalanan İngiliz bayrağına bakar ve gözyaÅŸları içinde kendi kendine bir söz verir 'Tek daÄŸ başı mezar oluncaya kadar çarpışacağım'...
Y, ÅŸimdi Türk Bayrağı dalgalanan o tepenin altındadır...Y, o sabah SAT birliÄŸinde nöbetçidir.
Z, Ankara'da görevli bir SAT subayıdır. Toplantı yapılan masaya çağırılır. Bir haritada toplu iÄŸne başı gibi gözüken kayalıklar iÅŸaret edilir. Emir açıktır, 'Bu kayalığa 24 saat içinde Bayrağımızı dikeceksiniz.'
Yukarıda okuduÄŸunuz, Kardak için çekmeyi düÅŸündüÄŸüm dokü-drama'nın senaryosundan birkaç satırdı...1992 yılında ilk yaptığım belgesel SAT'larla ilgiliydi. O vakit tanışmıştım SAT'larla...
O günden bu yana Lucky S oldu, Kardak oldu... Çok acılı günler yaÅŸadılar... Kardak'tan sonra ÅŸehitler verdiler... Yanlarında oldum. Mesela çok az kiÅŸinin bildiÄŸi SAT günü vardır... Yılda bir kez Keçilik'te aileleriyle birlikte eÄŸlenirler... O günlere bazen ailemle birlikte davetli olurdum... Bizzat ÅŸahit oldum... SAT birliÄŸi her anlamda Türkiye'dir.
Bugüne kadar paylaÅŸtıkları hikayelerden tek birini bile yazamadım... Hep isimsiz kalmak istediler 'Biz bu vatan için görev yapıyoruz... Yazmak ne demek? Sakın...' Bugüne kadar sustum. Ama ÅŸimdi konuÅŸacağım... Affedin.
Yukarıda anlattığım Kardak'ın 'sinema' senaryosuydu... Bir de Kardak'a dair yazılmayanlardan, tek bir detay anlatayım...
SAT timleri Bodrum'a gitmek için hazırlanır ve neredeyse bir TIR dolusu malzeme ile YeÅŸilköy askeri havalimanına gelir... C-130'un pilotu bidonları fark eder, 'Bunlarda ne var?' diye sorar. SAT'lar, 'Benziiiin...' derler, 'Zodiak botların kıçında motor var ya... Onları çalıştırmak için lazım olan benzin...'
Pilot gülmez, 'UçaÄŸa alamam' der. SAT'lar, çaresiz, o benzinleri dökerler.
Bodrum'a inerler ama Kardak'a çıkacak benzinleri yoktur. GümüÅŸlük yolunda gece yarısı bir benzinci bulurlar. Yanlarına her ÅŸey almışlardır ama nakit almamışlardır. Tim komutanlarından biri, cebinden kredi kartını çıkartır. Ve yüzlerce litre benzin alır. Kardak'a o benzinle çıkılır.
Bu sadece bir tanesi... Bu devlet onlara ne görev verdiyse yaptılar...
Mesela merak ediyorum acaba bu subaylar BÇG'de yani batı çalışma grubunda görev yaptılar mı? Yani aslında bu bir hesaplaÅŸma mı? Bilemiyorum...
Mesela ÅŸimdi Metris Cezaevi'nde yatan Levent BektaÅŸ... Bu devlet Levent BektaÅŸ'ı Amerika'ya kursa yolladı. Levent BektaÅŸ orada öylesi bir performans sergiledi ki bugüne kadar hiçbir yabancıya verilmeyen üstün baÅŸarı sertifikaları aldı...
Son olarak kurs komutanı olmuÅŸtu. Yani SAT'ları eÄŸitiyordu... Åžu sözünü asla unutamam, 'Amerika'da benim aldığım eÄŸitimi alan benzer rütbedeki subaylar ayda en az 4-5 bin dolar maaÅŸ alıyor. Biz ise geçinemiyoruz. Risk yüksek ama gelecek güvencesi cılız... Hepsini geç önemli deÄŸil... Ancak artık bu ÅŸartlarla kimse SAT olmak istemiyor. YetiÅŸtirecek çocuk bulamıyoruz. SAT grubu bitiriyorlar. Oysa burası gerçekten silahlı kuvvetlerin gözbebeÄŸidir.'
Aynı Levent, bu geçim derdine dayanamayıp, mesai dışında iÅŸ yapan son derece yetenekli bir subayı; silah arkadaşını gözünün yaşına bakmadan ihraç etti.
Aynı Levent, yapılan beceriksizliklere isyan edince istifa edip bir araç kiralama firmasında çalışmaya baÅŸladı.
'Dalan'ın arazisinde silahlar bombalar çıkmaya baÅŸladı' haberi televizyonlarda son dakika verilmeye baÅŸlanınca Levent arkadaÅŸlarını arayıp telefonda gülerek ÅŸunları söylüyormuÅŸ; 'Bizim birliÄŸin bahçesine gömülenleri bulsalar... Kıyameti koparır bunlar...'
Levent BektaÅŸ bu konuÅŸmayı telefonda ve gözaltına alınmadan birkaç saat önce yapıyor... Orada durun...
Sen, Ergenekon terör örgütüne üye olacaksın, kaos çıkartmak için suikast hazırlığında olacaksın, cezaevinden talimat alıyor olacaksın (İhbar mailinde tutuklu sanık Levent GöktaÅŸ'tan aldığı talimatla bu silahları gömdüÄŸü söyleniyor), tüm Türkiye dinleniyor olacak, dalga dalga operasyonlar devam ediyor olacak, istihbarat konusunda, istihbarata karşı koyma konusunda asker eÄŸiten uzman biri olacaksın ve sen bu hazırlığını; gömdüÄŸün binlerce mermiyi, bombayı telefonda gevrek gevrek arkadaÅŸlarına an-latacaksın... Olacak iÅŸ mi? Aklınız alıyor mu?
Benim aklım almıyor... Bu insanları yıllardır tanıyor olmaktan ötürü deÄŸil... İnanın... En ufak eÄŸitim tatbikatına çıkarken bile eÅŸlerine nereye gittiÄŸini anlatma-yacak eÄŸitimde insanlardan bahsediyoruz... Suikast için gömdüÄŸü bombaların yakalandığını gören biri; bir profes-yonel, o dakikalarda telefonda gülerek bunları anlatır mı? Yoksa daima devlet dairesinde görev yapmanın huzuru ve güveni içinde olan biri mi böyle konuÅŸur? Yanıtı aklınız ve vicdanınız versin.
Adalete inancım tam... Bugün deÄŸilse de yarın... Burada deÄŸilse de ahirette...
FotoÄŸraf çok açık.
Ercan, Levent, Emre ve diÄŸeleri... Bu ülkenin kaderini deÄŸiÅŸtirdiler. Bildiklerimizle ve bilmediklerimizle... Canlarını ortaya koydular... Adlarını hiçbir zaman bilmedik.
Åžimdi isimleri çarÅŸaf çarÅŸaf yayınlanıyor...FotoÄŸrafları basılıyor ve en acısı 'terörist' damgası yiyorlar.
Kardak'a bayrak diken bilekte ÅŸimdi kelepçe var.
Levent Bektaş ve arkadaşları bu halkın evlatlarıdır...
Bu devlet onları yetiştirdi...
Bu vatan için ölümlere koÅŸtular...
Bu bayrağın namusunu korudular.
Bir insan hem kahraman hem hain olamaz.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.