Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

ABD ekonomisi dip noktayı gördü

Bugün bir durum deÄŸerlendirmesi yapacağız. Önce dünyadan baÅŸlayacak, sonra da Türkiye'ye geleceÄŸiz.
Birincisi, ABD ekonomisi eldeki verilere göre mayıs ayı sonunda veya haziran ayı başında dip noktayı görüp, tersine dönüÅŸün baÅŸlayacağı bir noktaya gelmiÅŸ bulunuyor. Öncü göstergeler, borsa endeksleri ve tüketim zaten 2009 başında yukarı dönmüÅŸtü, artçı gösterge olan 'iÅŸsizlik ödemesi için müracaatlar' sayıları da aÅŸağıya döndü. 2009 ikinci çeyrek reel büyümesindeki daralma ilk çeyrektekinden daha az olacak gibi gözüküyor. Toparlanma daha yavaÅŸ olacak ama 2010 yılında ABD eksi büyüme yaÅŸamayacak gibi gözüküyor.
İkincisi, Avrupa ABD'den daha az hasar görecek diye düÅŸünülürken, Avrupa ve bizim için özellikle çok önemli olan Alman ekonomisinde veriler ABD'den daha kötü bir durum sergiliyor. Avrupa'da büyük ekonomilerde daha büyük daralmalar, ve göreli olarak daha kötü iÅŸsizlik oranları gerçekleÅŸiyor. Avrupa'nın dibi görmesi ABD'den daha geç gerçekleÅŸecek gibi gözükmekte. Rusya da 2009 yılında büyük daralma yaşıyor. Hem Almanya, hem de Rusya turizm ve ticaret açısından bizim için önemli ülkeler. Bu nedenle onların bir an evvel toparlanmaya baÅŸlamasına duacıyız!
Üçüncüsü, eÄŸer Türkiye'ye dönersek, Türkiye bu krize üç noktada güçlü girdi. İlk faktör olan döviz konusunda, ülke 2001 krizinden bu yana Merkez Bankası döviz rezervlerini 80 milyar dolara, banka sistemi de döviz rezervlerini 50 milyar dolar kadar yükseltmiÅŸti. Bu gerçekleÅŸme ülkeden döviz çıkışı olduÄŸunda baskının kur ile göÄŸüslenmesine olanak saÄŸladı ve bir süre sonra da kurlar geri geldi, bu ÅŸekilde ülke 1994 ve 2001 gibi döviz kökenli bir çöküÅŸ yaÅŸamadı. Ayrıca önemli ikinci noktada bankalarımız 2001 krizi sonrasında BBDK ve TMSF tarafından alınan tedbirlerle, güçlü sermaye tabanı ve küçük döviz pozisyonları taşımaya geçtiklerinden, ülkenin tüm dünyada Kanada ile beraber bankası batmayan sadece iki ülkeden birisi olması da rahatlık getirdi. Ayrıca ülkemizde mortgage denen ipotek kredilerinin boyutunun kısıtlı olması, eksantrik türev ürünler ve menkul kıymetleÅŸtirme dümenleri olmaması da bizi rahatlatan faktörler oldu. Ayrıca 2009 yılı başına kadar Türkiye'nin üç yıl peÅŸ peÅŸe seçime raÄŸmen bütçede büyük tahribat yaÅŸamamış olması da önemli bir durum idi. Ancak Kasım 2008'de tüm dünyada reel sektörü vuran, sanayi üretimi, dünya mal dış ticareti, uluslararası finansman olanaklarını ortadan kaldıran 'ithal bunalım' da dünyanın Almanya gibi büyük sanayi ülkelerini, ve ihracatçı ülkeleri de vurduÄŸu gibi bizi de vurdu. Üç yılda gerçekleÅŸen üç seçim ortamında da iç siyasi kavgalar, Ergenekon ve parti kapatma çabaları gibi negatif faktörlerin ekonomimizi zayıflattığı da inkar edilmemeli. Sonuçta Türkiye 2009 yılında eksi büyüme yaÅŸayacak. 2008  son çeyreÄŸi yüzde 6.2 daralma sergilerken, 2009 ilk çeyreÄŸi de , Merkez Bankası'nın açıkladığı gibi çift haneli daralma sergileyecek. Sanayi sektöründe dün açıklandığı gibi mart ayında yüzde 21 civarında daralan üretim, ihracatın daralmasının bir sonucu! Ancak daralan ihracat ve düÅŸen emtia, enerji ve gıda fiyatları daha hızla daralan bir ithalat gidiÅŸatı ortaya çıkardığından cari denge açığımız hızla daralmaya baÅŸladı ve enflasyon da düÅŸtü. Bu iç talep ve dış talep zafiyeti ortamında Merkez Bankası hızla faizleri düÅŸürdü. Daha da düÅŸürmeye devam edecek. Türkiye'nin 2008 birinci çeyrek reel büyümesi yüzde 7.3 idi. Dolayısıyla ciddi bir baz etkisi ile kriz birleÅŸince 2009 ilk çeyreÄŸi büyük daralma sergileyecek.
Türkiye'nin ÅŸanssızlığı ihracatta büyük çapta Almanya, Rusya gibi yüksek çöküÅŸ yaÅŸayan ülkelere endeksli olması. Reel kesimin çöküÅŸü de bu nedenle bizde daha uzun sürecek, çünkü Almanya ve Avrupa ABD'den yukarıda belirtildiÄŸi gibi daha geç ve zayıf bir toparlanma sergileyecek.
Son olarak da ekleyelim. Yatırımcı faizin düÅŸtüÄŸü, dövizin de deÄŸer kaybettiÄŸi, yabancı yatırımcıların yeniden ülkeye girdiÄŸi ortamda borsa veya borsa kökenli yatırım fonları dışında yatırım alternatifi bulamaz hale geldi.
Ancak burada uzun vade problemlerine deÄŸinmiyoruz. Ülke kısa ve orta vadede toparlandıktan sonra, uzun vadede, hatta 2010 ortasından itibaren, sosyal güvenlik açığı, enerji bağımlılığı, tasarruf zafiyeti ve yabancı tasarrufa bağımlılık, buna dayanarak yatırımın dış tasarruf ile finansmanı gibi sorunları ve artmış bütçe açığı ve artmış  borç gibi konularla yeniden savaÅŸmaya baÅŸlayacak! Bu nedenle de bir an evvel IMF anlaÅŸmasını yapsak daha iyi olur!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3