Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Uzlaşmanın kerameti!

Adamın biri Hırvatistan'dan The Economist'e mektup yazmış. Der ki: Siyaset etkili ekonomik çözümlerin geliÅŸtirilmesine engel oluyor diyorsunuz. Buna da 'The Curse of Politics' demiÅŸ, baÅŸlık atmışsınız (yumuÅŸatarak lanet kelimesi yerine  siyasetin belası diye çevirelim). Güzel de, iktisatçılar sık sık gerçek dünyanın siyasi ve hukuki gerçeklerinin üstünden zıplayıp atlayan, uçan, matematik güzelliklere ve dünya ile alakası olmayan modellere angaje olduklarına göre, aslında baÅŸlıkta 'The Curse of Economics' demek daha doÄŸru olmaz mıydı (ekonominin belası diyelim)? 
Bu sözlere üçüncü bir boyut eklememiz gerekiyor aslında. İşin bir de vatandaÅŸ boyutu var. Bakın hükümet otomotiv sektörüne destek vermek için vergi indirimi uyguladı. Geç diyebilirsiniz, daha yaygın olmalı idi diyebilirsiniz, süreyi tartışabilirsiniz. Ama vatandaÅŸ tuttu, indirimden faydalanarak büyük çapta ithal otomobil satın aldı. Sonuçta iÅŸin 'avantası' çoklukla bizim ekonomiye deÄŸil, ithalatı yaptığımız ülkelere yaradı! VatandaÅŸ burada bencil davranmak yerine düÅŸünemez mi idi, yahu biraz da içeride üretilen araçlardan alsa idik diye?

Burada yasakçı siyasi yorum da gelebilir. Hükümet ithal arabaları destek dışı tutsa idi diyebilirsiniz. Güzel de sorumluluk sahibi vatandaÅŸ kendisi doÄŸruyu bulamaz mı?

Tabii bir de siyaset kelimesini kullanırken nasıl bir siyasetten bahsettiÄŸimiz önemli. 1978 yılında Ecevit, Demirel, Erbakan müÅŸtereken AB'ye girmemiz teklifini, halı kendi ayaklarının altından çekileceÄŸi için, reddetmiÅŸlerdi. Bunun faturasının kaç milyar dolar olduÄŸunu bir düÅŸünün hele. 1991 erken seçiminde S.Demirel ve siyaset ortağı sosyal güvenlik sistemini erken emeklilik ile periÅŸan ettiler. 1999, 2006 yıllarında atılan sosyal güvenlik reformu adımları da Anayasa mahkemesi'nde periÅŸan edildi. Sonuçta ülkeye yüzlerce milyar dolar fatura çıktı. Bugün sosyal güvenlik 35 milyar dolara yakın yıllık açık veriyor, daha otuz yıl da verecek, çünkü birçok insan erken emekli olmayı tercih etti, sonuçta  ortalama emekli yaşımız ÅŸu anda 46. VatandaÅŸ erken emekli olmaktan utanıyor mu? 

Siyasette önemli bir faktör uzlaÅŸma. Biz kolay uzlaÅŸamayan, koalisyonları da hiç baÅŸarıya götüremeyen bir toplumuz. UzlaÅŸma kültürümüz çok zayıf. Brezilya BaÅŸkanı Lula, Brezilya'da çok baÅŸarılı oldu deniyor. Halbuki Brezilya petrol ülkesi, bu nedenle bizim yaÅŸadığımız ihracat ve cari denge sorunlarını yaÅŸamıyor. Ülkede  yeni off shore petrol de bulundu. Lula'nın baÅŸarısı attığı ekonomik reform adımlarından daha çok, siyasi baÅŸarılarından, koalisyonu sürdürebilmesinden kaynaklanıyor. Gerçek baÅŸarısı koalisyonu birden fazla dönem kavgasız sürdürmüÅŸ olmasında. Bizim kültürümüzde bu tür uzlaÅŸma olamıyor. Futbolda bile uzlaÅŸamıyoruz.  

Hindistan geçen hafta sonu seçim yaptı.
Sonia Gandhi'nin partinin başını çektiÄŸi Hindistan Ulusal Kongre Partisi ikinci defa seçimleri kazandı. Parti ilk koalisyonda daha aşırı sol partilerle koalisyon kurmaya mecbur olmuÅŸ ve arzu edilen adımları tam atamamıştı. Ama Hindistan vatandaÅŸları Sonia'nın partisine tekrar oy verdiler. Parlamento'daki  543 sandalyenin 206 tanesi Sonia'nın partisine gitti. Bir evvelki seçimden de 57 fazla sandalye kazanmış oldu. Åžimdi sadece 11 ek sandalye ile koalisyon kurarsa, radikal olmayan sol partiler ve bağımsızların desteÄŸi ile, hükümeti kurabilecek. Bu kadın, Sonia, 62 yaşında, İtalyan asıllı, Katolik, doÄŸru dürüst Hint dili bile konuÅŸamayan bir yabancı gelin. Ama kendisi hükümetin başına geçme ihtirasına hiç sahip deÄŸil. BaÅŸbakan olmayacak. Kendisinin yerine, Hindistan'da bir azınlık dininden gelen, iktisatçı ve bir evvelki dönem de BaÅŸbakanlık yapmış olan Mahmodan Singh yeniden BaÅŸbakan olacak. Hindistan'da iktisadi baÅŸarı siyasi baÅŸarı getirdi de demek gerek.

Sonia da Lula gibi koalisyon ve uzlaÅŸma kültürüne sahip. Bu kiÅŸiler tangonun iki kiÅŸi ile yapıldığını biliyorlar. Tekrar edelim, biz ise sadece basit bir oyun olan futbolda bile uzlaÅŸamıyoruz.
Dün uzun zaman sonra Fenerbahçe Åžükrü SaracoÄŸlu Stadı'na gittim. Galatasaray, Fenerbahçe, BeÅŸiktaÅŸ kavgası olmadan UEFA finalini seyrettim. Nefis bir sosyal gece idi. Futbol tatminkar olmasa da büyük keyif alarak eve döndüm. Neden nefis bir gece idi? Çünkü organizasyon, Türklerin yardımı ve fedakarlıkları ile ve Federasyon'un da büyük katkısıyla ama UEFA ilkeleri ile düzenlenmiÅŸti. Ne karşı tribündekilerin annelerinin esas mesleÄŸi veya cinsel tercihleri hakkında iddialar bağırılıyordu, ne yayın kabloları kesiliyordu. Sadece keyif vardı.
2007, 2008, 2009 yıllarında üç seçim ortamında bölünen ve kavga eden ülke siyasetinin ortaya çıkardığı gerginlik ve zaman kayıplarının ülkeye faturası sizce kaç milyar dolar? Ülke siyaseti ve kavgayı seviyor, ben  siyaseti sevmiyorum, ama hem muhalefet hem de hükümet her iki tarafın da katkısının altını çiziyorum.
Halbuki bakın krizi çıkartan ABD'ye. Seçimden iki ay evvel hem giden hükümet, hem de gelecek hükümet temsilcileri uzlaÅŸtılar, bütçe ve para politikası ilkelerinde anlaÅŸtılar. En büyük felaketleri yaÅŸayan ABD en önce toparlanacak, daha da küçük daralma yaÅŸayacak. UzlaÅŸmanın kerameti burada!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3