Devletin taraf olduÄŸu uluslararası tahkim davalarına iliÅŸkin -biri kötü diÄŸeri iyi- iki önemli haber aldım.
Kötü olanıyla baÅŸlayayım:
T.C. Hazinesi, elektrik dağıtım özelleÅŸtirmelerine iliÅŸkin uluslararası tahkimdeki bir davada geçtiÄŸimiz günlerde tam 100 milyon dolar tazminata mahkum oldu. Bu dava, sözleÅŸmeleri imzalanmasına karşın, Danıştay'ın hükümetçe verilen imtiyazları sonradan iptal etmesi nedeniyle Enerji Bakanlığı tarafından uygulamaya sokulmayan elektrik dağıtım özelleÅŸtirmelerinden dolayı uluslararası tahkimde T.C. Devleti'ne karşı açılmış davaların sonuncusu idi. Bu davaların ilkini İstanbul Avrupa yakası elektrik dağıtımı hakkında, devlet aleyhine DoÄŸan Grubu açmış, fakat tahkim heyeti devlet lehine karar vererek davayı reddetmiÅŸti. Sonrasında açılan davalar ise devlet aleyhine sonuçlandı.
Buradaki temel hukuksal sorun, hükümetin bir ÅŸirkete imtiyaz vermesi üzerine, bu ÅŸirket ile devlet arasında imzalanan sözleÅŸmenin, bu imtiyaz kararı sonradan idari yargı tarafından iptal edildiÄŸinde hukuken geçerli kalıp kalmayacağı veya devletçe feshinin haklı olup olmayacağı idi. Tahkim heyetleri ilk davadan sonra görüÅŸ deÄŸiÅŸtirip, bu sözleÅŸmelerin sonradan verilen Danıştay kararlarından etkilenmeyeceÄŸine hükmetti. Bunda ise en önemli etken, Ankara Hukuk'taki konunun uzmanı bir profesörün hakem heyetlerini bilimsel yönden ikna eden mütalaası oldu. Bilimsel ahlakına sonuna kadar kefil olduÄŸum bu profesör, yazdığı mütalaanın hukuken doÄŸruluÄŸundan emin. Ancak devletin bu kadar yüklü tazminata mahkum edilmesinden de vicdanen rahatsız.
Uluslararası tahkimde heyetler üç hakemden oluÅŸmasına karşın, birer hakemi taraflar seçtiÄŸinden, kararda asıl belirleyici olan tarafsız baÅŸhakemler. BaÅŸhakemi ise, taraf hakemleri üzerinde anlaÅŸamazlarsa ilgili tahkim kurumu (örneÄŸin ICC) belirliyor.
Özellikle son davada en küçük dağıtım bölgelerinin biri (AndaÅŸ) için bu kadar yüklü tazminata hükmedilmesi herkes için sürpriz oldu. Emsal önceki davalara göre tazminatın bunun onda biri düzeyinde olması beklenirdi. Son davadaki tazminat miktarı, diÄŸer tüm davalardaki tazminat miktarının toplamına eÅŸit. Acaba devlet savunmasında taktik hata mı yapıldı? Tazminat çıkacağı göz göre göre belli iken, uzlaÅŸma yolu dahil, tazminatın çok daha düÅŸük çıkması için gerekli çaba sarf edildi mi? Konunun gerçek uzmanlarından yeterince yararlanıldı mı? Enine boyuna bir muhasebe yapılmasına ihtiyaç var.
Daha da önemlisi, hukuken sorunlu olmayan ve Danıştay'dan dönmeyecek ÅŸekilde özelleÅŸtirme yapmayı veya hiç olmazsa, imzalanan sözleÅŸmeleri bu ihtimali göz önünde tutarak dizayn etmeyi beceremeyip, ülkeyi bu kadar ağır tazminata mahkum ettiren o zamanın siyasi iktidarından hesap sorulamayacak mı?
İyi habere gelince, telekomünikasyondaki serbestleÅŸmesi sürecinde devlete ve devlet adına eski TK ÅŸimdiki BTK'ya uluslararası tahkimde açılan tüm davalar (9 dava) devlet lehine sonuçlanmış. Bu baÅŸarıda da bu kurumda çalışan ve konuyu çok iyi bilen bir uzmanın katkısı büyük olmuÅŸ.
Demek ki oyunu kuralına göre oynarsanız, ahbap-çavuÅŸ iliÅŸkilerine deÄŸil gerçek uzmanlığa itibar ederseniz ve de hukuken haklıysanız uluslararası tahkimde kazanırsınız. Ülke kaynaklarımız kıt olduÄŸundan yabancı yatırıma ihtiyaç duyduÄŸumuza göre, bu yatırımların uluslararası plandaki en önemli hukuksal güvencesi olan tahkimi 'öcü' gibi göstermek, 'üzüm yemek deÄŸil baÄŸcıyı dövmek'. Bu iÅŸleri 'kasaba kurnazlıkları' ile idare etmeye çalışırsanız da uluslararası 'kurtlar sofrası'nda 'ÅŸamar oÄŸlanı'na dönersiniz!