Genelkurmay Askeri Savcılığı, 12 gün süren incelemesini tamamladı ve dünkü gazetelere de yansıdığı ÅŸekilde kamuoyunca 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' olarak bilinen belgenin sahte olduÄŸunu kesin bir dille açıkladı. İnceleme ÅŸimdi sivil savcılıkta ve asker haklı olarak bu belgenin nereden çıktığını, nasıl sızdırıldığını merak ediyor.
Ancak bu geliÅŸme bile basındaki bazı kesimleri mutlu etmiÅŸe benzemiyor. İlk bakışta bile sahte olma ihtimali epey güçlü olan bu fotokopi belge sızdırıldığında TSK'yı infaz etmeye yeminli basın timleri devreye girmiÅŸti. Bu iÅŸtah hala kabarık. Herhangi bir temkine gerek duymadan belgenin doÄŸru olduÄŸunu varsayanlar, öyle görünüyor ki, yine suçu Genelkurmay'a atmak için çabalayacaklar.
Dünkü gazetelerde Genelkurmay'ın 'sahte' açıklamasının inandırıcı olmadığından tutun da sahte belge üzerinden yeni sorular üretenlere yine alıştığımız psikolojik harp korosunun sesi duyuluyordu.
Yayımladığı bu belgeyle
yalan habercilik siciline bir çentik daha atan Taraf gazetesi pozisyonunu koruyor. Yalanın doÄŸru olduÄŸunda ısrar
ediyorlar.
Oysa gazetenin yöneticisi Yasemin Çongar, geçen hafta bu belgenin sahte olabileceÄŸi ihtimaline deÄŸinmiÅŸ ve bunun Ergenekon'un çöküÅŸü anlamına geleceÄŸini belirtmiÅŸti.
Birbiri ardına yalanlanan belgelere bu sonuncusunun da eklenmesi kuÅŸkusuz Ergenekon soruÅŸturmasının kamuoyu gözündeki inandırıcılığını zedeleyecektir.
Ama ondan daha önemlisi, bu belgenin hakiki bir dönemeç olduÄŸudur. Başından beri de söylemek istediÄŸimiz budur: Bu belgeden sonra Türkiye'de hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmayacak.
Bu belge krizinin bize öÄŸrettiÄŸi Ergenekon soruÅŸturmasının amacından sapıp askerleri yıpratmaya yönelik bir psikolojik harp olduÄŸudur. Bu yüzden de gerçek çıkması kadar sahte çıkmasının da çok vahim sonuçları var.
Daha ilk günden beri, Türkiye'nin Amerika-İsrail eksenine, 'Ilımlı İslam' projesine dönüÅŸmesinin önündeki en büyük engel olan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak, itibarsızlaÅŸtırmak için bir tertip düzenlendiÄŸi belgelenmiÅŸ oldu.
TSK, Türkiye'nin özerk ve bağımsız yapısını savunuyor. Hatta yeni ittifak arayışları, dünyadaki güç dengelerinin deÄŸiÅŸimi bile askerlerce geçmiÅŸ yıllarda hesaplanmıştı. Amerika'nın çıkarlarına uymayan bu görüÅŸlerini dillendiren, Türkiye'nin Rusya ve Çin'le yakınlaÅŸmasını savunan paÅŸalarsa Ergenekon kapsamında gözaltına alındı.
Bunun son adımı askere 'anti demokratik' imajının yapıştırılıp yıpratılmasıydı. Ancak plan tutmadı.
Åžimdi artık açık açık bir 'sivil darbe'den söz edebiliriz...
Hani darbeyi sadece askerler yapardı?
Bu belgeyi düzenleyenler, sızdıranlar kim ve amaçları ne? Nasıl bir merkezden yönetiliyorlar ve hangi sistematik hareketin parçaları? Bir an önce açığa kavuÅŸması gereken sorular bunlar.
İşin özünde Türkiye'yi yeniden tasarlama çabasının olduÄŸu çok açık.
Bu da bir darbe, bir rejim deÄŸiÅŸikliÄŸi giriÅŸimidir... Bir sivil darbedir.
Bugünlerde 12 Eylül darbesinin mimarlarının yargılanma ihtimalinden söz ediliyor... Peki sivil darbe giriÅŸimcileri ne zaman bu ülkenin insanlarına hesap verecekler?
En ayrıcalıklı 20
Bir yandan Leonard Cohen'in 'Live in London' albümünü dinliyorum, bir yandan da seyahat programımı Açıkhava'da vereceÄŸi iki konsere göre yapıyorum. Daha önce iki ayrı ÅŸehirde iki kere izlemiÅŸ olmama raÄŸmen kendi kentimdeki konserlerini de kaçırmayacağım Cohen'in. Eminim, bambaÅŸka bir büyüsü olacak İstanbul'un Cohen üzerinde. Malum, yıllardır bekliyoruz onu.
Konser, Jazz Festivali kapsamında İKSV tarafından düzenleniyor. Ve Vakıf, belki de tarihinde ilk kez kendi çalışanlarına bile 'davetiye' vermiyor. Yani bu konseri araya ne kadar tanıdık sokarsanız sokun bedava izleme ÅŸansınız yok. Dahası, en pahalı ve en ucuz biletler anında satıldı.
Herkes ama herkes bilet alacak: Hepimiz böyle biliyorduk. Zaten ilk günden beri iyi yer kapmak için de büyük bir yarış sürüyor.
Öte yandan bugünlerde kenti kasıp kavuran bir Cohen konseri dedikodusu var... 'Bütün hayvanlar eÅŸittir, ama bazıları daha eÅŸittir' gibi bir mantığa çıkıyor bu dedikodu: Herkes biletle girecek konsere ama İKSV ayrıcalıklı 20 kiÅŸiye davetiye verecekmiÅŸ. Åžimdi Cohen'i bedava izleyecek bu en elit kadro merak ediliyor.
Bu yazın galibi Ajda
YAZ ÅŸarkılarından bahsederken kiÅŸisel favorimi belirtmeyi ihmal ettim... ÇeÅŸme'de geleneksel olarak her yer 'karışık Türkçe albüm' alınır ve yaz bitene kadar dinlenir, tüketilir. Bu albümlerin ÇeÅŸme'deki adı 'Åžekerpare'dir ve iyisini herkes hazırlayamaz. Bu yaz da gelenek deÄŸiÅŸmedi ama benim 'Åžekerpare' CD'mde hiç durmadan dinleyip durduÄŸum ÅŸarkı Göksel'in Ajda Pekkan cover'ı 'Baksana Talihe.'
Nostalji furyasından hiç hoÅŸlanmam, Göksel'in eski ÅŸarkılardan oluÅŸan albümünü de doÄŸrusu çok merak etmiyorum ama 'Baksana Talihe'nin yapılmış en iyi Ajda Pekkan cover'larından bir olduÄŸu ortada. Ajda Pekkan cover'ı furyasını baÅŸlatan YeÅŸim Salkım'ın 'Yeniden BaÅŸlasın'ı ve Deniz Seki'nin 'Dile Kolay'ı gibi...
Bu arada öyle ya da böyle bu yaz Ajda Pekkan yazı... 'Resim', 'Nikah', 'Baksana Talihe' derken bir DJ'in elinden çıkma 'Oyalama Beni' remix'i de her yerde çalınıyor... Ajda'da boÅŸ yok...