İşte budur... Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ bütün kuvvet komutanlarını, Genelkurmay'da görevli tüm general ve amiralleri yanına alarak çıktı ve noktayı koydu... Noktayı hem vücut-mekan diliyle koydu hem de söz diliyle...
Açıklamalarının tüm ayrıntıları üzerine konuÅŸulabilir. KonuÅŸulacak, yazılacaktır da... Öte yandan söylediklerinde en ağırlıklı nokta ÅŸudur: TSK bundan böyle darbe ve muhtıra kavramlarıyla bir araya getirilemez. Bunu yaparak TSK'yı yıpratmaya çalışanlara 'yekvücut' olarak karşı çıkacağız... Ayrıca TSK, hukukun üstünlüÄŸüne sonuna kadar saygılı kalacaktır... Bizde 'gizli kapaklı iÅŸler' olmayacaktır... Bunun teminatı da baÅŸta ben olmak üzere tüm komuta kademesidir...
EÄŸer bu 'kağıt parçası' bir iÅŸe yaradıysa; askerin kendini yeniden konumlandırmasını açıkça bir kez daha ifade etmesine yaramıştır. Bundan sonra ne olacağı, sivil savcılığın hangi takibatta bulunacağı, yasal sürecin nasıl iÅŸleyeceÄŸi ikincil derecede önemlidir.
Bir yıl önce de yazmıştım. Genelkurmay yeni dönemde iletiÅŸim odaklı bir yaklaşım sergilemektedir... İletiÅŸim kanallarını öylesine açmıştır ki, eskiden kapalı kutu olarak durması doÄŸal olarak kabul edilirken; bugün açıklamada ve soru - cevaplı bir basın toplantısında 14 gün gecikti (!) diye eleÅŸtiriyoruz...
Türkiye, dünyanın ve ülkenin içinden geçmekte olduÄŸu transformasyon (dönüÅŸüm) sürecinde (bazılarının kulakları çınlasın) Allah'tan 'bu komutanlarla' yol alıyor...
Kemal Karpat Hocam'a layıktır!
Özellİkle üç nedenle çok sevindiÄŸimi söylemeliyim. Birincisi, Prof. Dr. Kemal Karpat'ın böyle bir 'onurlandırılmayı' yıllardır hak ettiÄŸini düÅŸünüyordum... Geç de olsa Türkiye bu kez bir vefa borcunu yerine getirmiÅŸ oldu... Buna çok sevindim...
İkincisi ÅŸu: TBMM bu onur ödülünü niye veriyor? Sadece Karpat sevinsin diye mi? Hayır. İşin içinde bir mesaj var. Millete ve de dünyaya... Ben örnek ve önder kimlik - kiÅŸilik olarak böyle birini görüyor ve topluma böyle bir duruÅŸ öneriyorum, diyor TBMM; Tülin Åžahin'i, Erkan Özerman'ı, Naomi Campbell'i Türk toplumuna ve dünyaya örnek olarak sunuyorum demiyor...
Peki, Kemal Karpat Hoca bakın ne demiÅŸ: 'Beni önce Batı tanıdı ve anladı. Türkiye'de ancak son 15-20 senede yazdıklarım daha iyi deÄŸerlendiriliyor ve anlaşılıyor. Eninde sonunda her insan hakkını alacaktır. Yaptığının karşılığını görecektir. Ancak bu bazen erken, bazen geç olabilir. Türkiye son 20-25 yılda yeni bir geliÅŸme ve düÅŸünce çizgisine girdi. Eskiden mevcut olmayan, söylenmeyen, düÅŸünülemeyen ÅŸeyler söylenmeye, düÅŸünülmeye baÅŸlandı. Böylece benim yazdıklarımla bugünkü Türkiye düÅŸüncesi birbirine çok yaklaÅŸmış oluyor...'
Karpat'ın İkinci Abdülhamid dönemini anlatan en derinlikli çalışmalarından biri olarak kabul edilen kitabının adı 'İslamın SiyasallaÅŸması'...
'The Politicization of Islam - Reconstructing Identity, State, Faith, and Community in the Late Ottoman State' adıyla önce Oxford University Press yayınlarından 2002 yılında çıkmış... Türkiye'ye ve Türkçe'ye kazandırılması 2004 yılına rastlıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları'na nasip oluyor bu ÅŸans... Türkiye'nin reaksiyon hızı gördüÄŸünüz gibi hiç de küçümsenecek gibi deÄŸil (!)... Allah Kemal Karpat Hoca'ya uzun, esenlikli ve verimli yıllar nasip etsin. TBMM'yi de bu önemli kararından dolayı kutluyorum. Sınıfı bu kez baÅŸarıyla geçmiÅŸler. Bir kutlama da medyaya yapmak istiyoruz aslında... Haber orada burada küçücük çıktı. Karpat Hoca'yı Türk halkına tanıtma görevini hakkaniyetle yerine getirme sırası onlarda artık... Hoca'nın Türk halkına getirdiÄŸi katma deÄŸer ve medyada hak ettiÄŸi 'mürekkep payı', sizce de estetik cerrahı ve sosyete doktoru olduÄŸu haberi dün bütün gazeteleri kaplayan Dr. Aslı Berker Hanım'dan bir nebze olsun fazla olmayı hak etmiyor mu?..