Yanılmıyorsam Erich von Daeniken'in iddiasıydı. Bilim tüm alanlarıyla bakmalıydı uzak geçmiÅŸe. Yoksa gördüklerimizi, bulduklarımızı anlayamaz, yorumlayamazdık. Arkeolojik kazılarda bulunan pilleri, sentetik kumaÅŸları, platin kopçalı kusursuz uzay giyimleri içinde garip yaratıkların resimlerini, ünlü Nazca DüzlüÄŸü'ndeki onlarca km uzunluÄŸunda topraÄŸa iÅŸlenmiÅŸ hava alanlarını çaÄŸrıştıran ÅŸekilleri 'okumak' zor olurdu...
Aynı şekilde Michael Jackson'ı da 'okumak' zordur...
Adamcağız kalpten öldü. Ya da vücudunu hor kullandığı için... Ya da ruhu vücuduna sığmadığı için... Ya da bu dünyaya bir numara büyük geldiÄŸi için... Ya da sıradanlıklar imparatorluÄŸunda sıradışı olduÄŸu için... Ya da sadece zor (!) olduÄŸu için...
Hayattayken ona yapılanlar, ÅŸimdi ölümünün ardından misliyle sürdürülüyor... (ErtuÄŸrul Özkök'ün dünkü yazısı hariç)
Devrim niteliÄŸindeki albümleri, dansları, tüm zamanların en çok iÅŸini yapmış parçaları, yaptığı hayır hasenat iÅŸleriyle ciddi bir 'fenomen' haline gelmiÅŸ, popüler kültürü çözümlemek isteyen her babayiÄŸidin mutlaka yolunu düÅŸürmesi gereken bir adamı hiç deÄŸilse ölümünden sonra anlamaya çalışsaydık... Ardından sadece bunlar mı konuÅŸulmalıydı?.. Söylenmeyen kalmadı. Borç içinde yüzüyordu... Depresyondaydı... Çok ağır ilaçlar alıyordu. Teninin rengini deÄŸiÅŸtirmek için yaptığı uygulamalar sonucu deri kanseri olmuÅŸtu... Tacizciydi... Küçük çocuklara düÅŸkündü... Karısıyla evliliÄŸi proforma idi...
Son yorum/haber de Michael Jackson'ı İstanbul'a getirmeyi baÅŸarmış organizatör, sevgili kardeÅŸimiz, Ahmet San'dan. Açıklamasından aynen alıntılıyorum:
''Maalesef, o çok inandığı Allah onu yanına aldı. Bir kandil gününde vefat etti. Yıllardır hala dostluÄŸumu devam ettirdiÄŸim Müslüman olan aÄŸabeyi Jermain Jackson'dan bir türlü Michael Jackson'ın Müslümanlığa geçtiÄŸini doÄŸrultamamıştım ama hiçbir zaman da 'Hayır' cevabını almadığım için Michael'ın da İslam'a sığındığına emindim...'
Bu mudur? Budur...
Bir fıkrayı getirdi aklıma bu açıklama. Iraklı ve İranlı iki bilim adamı uluslararası bir toplantıda sohbet ediyorlarmış. Iraklı demiÅŸ ki, 'BaÄŸdat ve civarında yapılan kazılarda bakır kablolar çıktı. Demek ki, bizim medeniyetimizde binlerce yıl önce telefon kullanılıyordu...' İranlı hiç aÅŸağı kalmamış: 'Tahran civarında yapılan kazılarda ise yıllardır araÅŸtırdık. Hiçbir ÅŸey bulamadık. Demek ki, bizimkiler binlerce yıl önce telsiz telefon kullanıyorlardı!'
İlahi Ahmet San... Sen çok yaÅŸa e mi!.. KeÅŸke Michael'ı okumak bu kadar kolay olsaydı...
İkoncanlar 'zır cahilleri' (!) etkiliyor
Dün bizim gazetede vardı... Gelin okuyalım: 'Åžezlongcan!.. Bu da 'İkoncan' ÅŸezlongu! Eda TaÅŸpınar tatil sezonunu Marmaris'te açınca Türkbükü'ndeki ÅŸezlongunu Deniz Berdan'a kaptırdı. İki güzel de 'İkoncan' lakabıyla tanınıyor.'
Nasıl haber ama? Hiç itirazım olmaz. Her kör satıcının bir kör alıcısı vardır... Hele kör alıcıların yoÄŸun olduÄŸu alanlarda... FotoÄŸraf da poz da son derece estetik ve hoÅŸ... Allah özenerek yaratmış. Sahibi de 'emanete' hiç ihanet etmeden özenerek bakmış...
Bakmış da bir yere kadar... Benim de itirazım zaten o 'yer'e...
Bütün hekimler, uzmanlar, 'yaÅŸam koçları' bas bas bağırıyor: 'GüneÅŸe çıkmayın!' Özellikle incelen atmosfer ve 'sera efekti' nedeniyle güneÅŸ ışınları süzülmeden, doÄŸrudan ve etkili bir ÅŸekilde geliyor yeryüzüne. Kabak gibi güneÅŸ altına yatarak, baÅŸta deri kanseri, her türlü melanete çanak tutabilirsiniz...
Bu arkadaÅŸlar ne yapıyor? 8 saat falan yaÄŸlana yaÄŸlana ÅŸiÅŸ kebap gibi oradan oraya dönerek teslim ediyorlar kendilerini güneÅŸe. Ne adına? Publicity adına... Medyada mürekkep payı almak adına... Peki bunları örnek alan gencecik 'okumuÅŸ zır cahiller' var mı? Hem de mebzul miktarda...
Bu 'İkoncan' denen 'tür' hiç mi sorumluluk duymaz, kendilerini taklit eden 'zır cahillere' karşı?.. Bir düÅŸünseler, kaç kiÅŸinin kanser olmasına neden oluyorlar acaba... Hiç fena olmazdı...