Bundan bir süre önce bir arkadaşımla konuÅŸurken Facebook'taki profil resmini deÄŸiÅŸtirmesinden konuyu açtım. Farklı bir poz deÄŸildi, bir baÅŸkasına ait olan bir fotoÄŸraftı. Bu gibi hareketler Facebook kültürü içinde bir anma anlamına gelir, ama arkadaşımın profil resmindeki kiÅŸi anılmak için henüz çok gençti.
21 yaşındaymış.
İntihar etmiş.
AkÅŸam buluÅŸmak için arkadaÅŸlarıyla sözleÅŸip, bir-iki saat sonra çıkmış okulun damına ve kendisini aÅŸağıya bırakmış.
Genç bir erkeÄŸin ölümü, hele hele intiharı, her zaman için ilgi çekicidir ama son zamanlarda bu gibi ölümler o kadar arttı ki pek çoÄŸu haber bile olmuyor. Bu intihar hakkında da bilgi yok.
BaÅŸladım kendi kendime deÅŸmeye... Facebook'ta tanımadığınız insanların fotoÄŸraf albümlerini karıştırmak için bir açıklık, bir ara yol vardır: EÄŸer onun albümünde sizin arkadaşınız varsa, onun fotoÄŸrafına bakarken diÄŸerlerini de gezebiliyorsunuz.
Ben de böyle yol aldım.
21 yaşındaki genç ölünün fotoÄŸrafları olanca canlılığıyla orada duruyor. FotoÄŸraflara bakılırsa hala yaşıyor. Bunlar arkadaÅŸlarla topluca eÄŸlenme, ev partileri, deniz seyahatleri, okulda takılma günlerinin kareleri. O fotoÄŸrafların birinden bile ipucu yakalamak mümkün deÄŸil. Yaşıyor hala. Devam eden bir hayatın yansımaları gibi. Bir tek hüzünlü bakış, bir tek 'Benim canım sıkıldı bu hayattan' ifadesi mi olmaz. Ama yok iÅŸte.
Neden öldüÄŸüne dair hiç kimsenin de net bir fikri yok. Kız arkadaşıyla tartışmış, son zamanlarda çok ot içiyormuÅŸ, ailesiyle arası kötüymüÅŸ gibi bir sürü kliÅŸe söylüyorlar. 21 yaşında kim bu sorunlardan mustarip deÄŸil ki?
Beni en çok etkileyense, nedense baÅŸkalarına anlattığımda aynı yankıyı uyandırmayan, o fotoÄŸrafların orada hala yaşıyor oluÅŸu.
Ölen kiÅŸiyle beraber maalesef Facebook hesabı da tarihe gömülmüyor. Birileri sanal ortamda da olsa o kiÅŸiyi yaÅŸatıyor. Duvarına yazılar yazıyor, fotoÄŸraflar yüklüyor, dahası o da siz silmedikçe arkadaÅŸ listenizde kalıyor.
Bu tuhaf duygularıma bir yenisi geçtiÄŸimiz gece eklendi. Aldığım bir telefon Mehmet Emin Toprak'ın öldüÄŸünü bildirdi bana. Bundan bir süre önce Erol Günaydın'ın evinde toplandığımızda aynı masadaydık. Halis AÄŸa'nın yeÄŸeni olan Mehmet Emin Toprak, ilginç görüntüsü ve sohbetiyle hemen ilgimizi çekmiÅŸti.
Kendisi Demokrat Parti'nin Türkiye'deki temsilcisiydi; bildiÄŸimiz Amerikan demokratlarının. TuÄŸçe Tatari, bu ilginç ÅŸahsiyetin portresini bir süre önce yazmıştı.
O gece çok eÄŸlenmiÅŸtik. Yaptığımız bütün ÅŸakaları kaldıran, kendisiyle dalga geçebilen bir insandı. Ben ona bütün gece 'Söyle bakalım kaç paran var' deyip durdum; 'Anlat bakalım, AyÅŸe Toprak kaç para aldı boÅŸanmadan' ya da 'Nasıl sattınız o BoÄŸaz'daki köÅŸkü' gibi...
Ölmemesi gereken, eÄŸlencesi henüz bitmeyen bir insandı. Çok üzüldüm. Dahası, ÅŸu yaÅŸta ne kadar çok ölüm haberi aldığımı düÅŸündüm, kaygılandım.
Onun mizah duygusuna sığınarak 'Obama da cenazeye gelecek mi' diye espri bile yaptım.
Mehmet Emin Toprak da Facebook'taki arkadaş listemde duruyor şimdi. Birileri onun sayfasını da yaşatıyor. 22 ortak arkadaşımız da orada. Duvarına yazılar yazılıyor.
MJ'in yakın arkadaşına ne oldu?
Hatırlarsınız deÄŸil mi, 900'lü hatlar furyasını. O yıllarda bir arkadaÅŸ çıkmış, kendi kendine verdiÄŸi isimle JC McCoy, 'Gençler size Michael'dan haberler ileteceÄŸim' diye servet yapıyor. Kananlar arıyor. Bizim telefon 900'lü hatlara kapalıydı.
Tanıyanlar, arkadaşın Michael Jackson'la yakınlık iÅŸini iyice abarttığını anlatıyor. Renault Flash modeli arabasında 'Michael rahatsız oluyor' diye sigara içirmezmiÅŸ, ortadan kaybolduÄŸunda 'Bubbles'a (MJ'in ÅŸempanzesi) ben bakarım' dermiÅŸ, evinde 'Michael böyle istiyor' diye ayakkabıları çıkartırmış...
Blue Jean dergisinden adını hatırlıyorum ben. Sonra radyolar ve müzik kanallarından. 90'lar başının nev'i ÅŸahsına münhasır simalarından biriydi. O yıllarda Türkiye'de her yalanın alıcısı vardı zaten.
The Simpsons'ın Michael Jackson'ın seslendirdiÄŸi bir bölümü vardır: Akıl hastanesinde yatan bir hasta kendisini MJ olarak tanıtır ve Bart'ı kandırır.
Sanki JC McCoy'dan etkilenmiÅŸlerdir diye düÅŸünürüm.
Bu arkadaşı yıllar sonra Siyaset Meydanı'nda sinema tartışılırken görmüÅŸtüm. 'Amerika'da sinema okumuÅŸ' titriyle katılmıştı programa; İngilizce bildiÄŸinden bile ÅŸüphe ederim.
Sonradan, büyük bir sır olarak onun Number One TV'de yıldızı parlayan Burçin Acer'in kardeÅŸi olduÄŸu ortaya çıktı. Burçin'in bu konudan pek bahsetmek istemediÄŸi de... 'Ne JC'ci canım, bizim Burak' dediler.
Åžimdi MJ yok, bu 'con artist' ne oldu acaba? Michael son demerol'ü alırken yanında mıydı? Baba Joe ve La Toya kardeÅŸi o mu teselli ediyor? Kesin Müslümanlık hikayesini de biliyordur. Bubbles ona mı kaldı? Yoksa Bahreyn'e mi yerleÅŸti?
Ey 90'ların büyük kandırıkçısı, hadi kafanı sudan çıkart ve ses ver... Yaşıyor musun yoksa MJ'in acısına dayanamayıp kendini imha mı ettin?