AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-03
Bu hafta sonu Avrupa'nın önde gelen ekonomilerinden gelen haberler hiç de iç açıcı değil.
Hatırlanırsa biz bu sütunda Batı medyasında geçerli olan bir ayırımı ön plana çıkarmıştık. Ekonomiler genelde ikiye ayrılıyordu. 'İhraç et ve tasarruf et' modeli olan başta Almanya olmak üzere Çin, Japonya gibileri. Diğer taraftan da 'ithal et ve tüket modeli' olan ABD, İngiltere ve İspanya gibileri.Tabii Türkiye'nin yapısı bu modellerden hiçbirine benzemiyor. Biz model olarak 'ihraç et ve ihraç ettiğinden fazlasını tüket' tipi atipik bir modele sahibiz.
Normalde ihraç et ve tasarruf et yaklaşımı ekonomik model olarak en sağlam model değerlendirmesi ile anılıyordu. Ancak bugün Almanya ve Japonya'nın durumu bu modelin oldukça itibar kaybetmesini getiriyor. Almanya'nın bu yıl yani 2009 yılında yüzde 6 hızla daralacağı ve 2010 yılı için de pek iyimser olunamaması, Avrupa'nın en büyük ve güçlü ekonomisinin yüzde 47 oranında ihracata endeksli olmasının faturası olarak görülmeli. Başka bir deyişle aşırı doz ihracata endeksli olmak da bir bağımlılık, hatta bir zayıflık! Müşteriler battı mı sen de otomatik olarak batıyorsun. Yani her şeyin fazlası fazla! Japonya da Almanya'ya benzer boyuta ihracata dayalı ve 2009 yılında benzer boyutta daralma yaşayacak.
Diğer taraftan ithal et ve tüket modelinin de global bir kriz ortamında hızla taraftar kaybedeceği de açık. Zaten ABD krizi çıkartan ülke, ama İngiltere ve İspanya'nın şu andaki durumu da ortada! ABD bizce krizi çıkartan ülke olmasına rağmen pragmatik bir yaklaşımla hem de seçim ortamında olmasına rağmen, peş peşe maliye ve para politikası önlemlerini gündeme getirmiş olması nedeni ile en hızlı toparlanma adayı haline gelmiş bulunuyor. Demek ki pragmatik ve pratik olmanın da bir değeri varmış.
İçe dönüklerin en problemli ülkesi İspanya! İspanya 13 yıla yakın bir süre inşaat ve konut sektörüne dayanan bir büyüme dalgası yaşamıştı. Şimdi konut, inşaat ve büyüme durdu. Çünkü iç ve dış talep durdu. Bu haftaki medya haberlerinde İspanya'nın bu yıl 4 milyonu aşan bir işsiz sayısı ile (sadece ilk çeyrekte 800 bin kişi işsiz kaldı) Avrupa Birliği ortalamasının iki misli oranda yüzde 17.4 işsizlik yaşadığı ve işsiz sayısının ocak ayından bu yana inanılmaz bir hızla günde 9000 kişi arttığı görülüyor. Franco'nun öldüğünün ertesi yıl başlayan istatistiklerin çıktığı 1976 yılından bu yana, İspanya, 2009 yılı ilk çeyreğinde gelmiş geçmiş en kötü işsizlik dönemini yaşamakta. İspanya'da işsizlik sadece bir kere, 1998 yılında kısa bir süre için yüzde 18 değerine yükselmişti. Bu sefer bu oranı da aşacak ve yüzde 20'nin üzerine çıkacak gibi gözüküyor. İçe bağımlılık da sorun!
Durumun vahametini gözönüne koymak için içe dönük İspanya ile dışa dönük İrlanda'nın bir arada (İrlanda da ciddi şekilde batmış bulunuyor) Euro bölgesinin GSYİH'sının yüzde 14 kadarını üretmekle beraber, son 12 ayda Avrupa'nın toplam işsizliğinin yüzde 75 kadarını ürettiklerini ortaya koymak yeter diye düşünülüyor. İspanya'nın cari denge açığının GSYİH oranı olarak yüzde 7.5 olduğunu da hatırlatalım!
İspanya yumurtaların çoğunu tek sepete koymak (inşaat) günahını işlemiş bir ithalatçı ülke galiba! İrlanda da dışa çok endeksli idi.
Dikkat edelim 'bizim model', 'ihraç et ve ihracatından fazlasını tüket' henüz tartışılmadı! Onu da detaylı tartışmayı planlıyoruz. Ayrıca İngiltere ve Almanya'yı daha detaylı bir şekilde mikroskobun altında tutacağız!