AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-03

kategori2

Futbol yorumu, teknik adam ve istatistik!

Henüz karar veremedim. Acaba ülkemizde ekonomi yorumları mı daha saçma,  yoksa futbol yorumları mı? Aşağıda birkaç futbol yorumu var, bir de siz bakın.
Değerli dostum Erman Toroğlu dedi ki 'Fatih Terim Piontek'in  yanında yetişti, Mustafa Denizli  Derwall'in yanında yetişti, Bülent Korkmaz kimin yanında yetişti ki?' Bunu Korkmaz futbolu çakmaz, futbol antrenörlüğünü yapamaz anlamında kullanıyor. Peki o zaman soralım, eğer futbolu anlamak için çıraklık sistemi gerekli ise Erman Toroğlu (ve tabii Deniz Gökçe de) kimin yanında yetişti de, futboldan ve teknik adamlıktan anlıyorlar? Yok eğer futbol yönetmek için çıraklık değil de futbol oynamak gerekli ise de, o zaman soralım, Bülent Korkmaz en üst düzey futbolcu, en uluslararası sporcu olan biri değil mi idi, hem Erman hem de Deniz'den çok daha başarılı?
Benzer saçmalar sık sık ortaya çıkar. Mesela kaleciden antrenör olmaz tezi vardır. Bu daha da komik. Çünkü futbol takımında 11 kişi var, biri kaleci on tanesi ise ortada oynuyor. Şimdi siz sayın on tane futbolcudan olma başarılı Türk antrenörü, ben de göstereceğim bir adet başarılı kaleciden olma antrenör! İstatistik bunu gerektirir değil mi?
Kaldı ki futbol analisti, yorumcusu  olmak, futbol teknik adamı olmak için, futbol oynamış olmak bile gerekmez. Mantık sahibi olmak gerekir. Ünlü ve uluslararası başarılı Göztepe antrenörü Adnan Süvari ne düzeyde futbol oynamıştı? Daha da ünlü Mourinho ne düzeyde futbol oynamıştı? Kadın doğum mütehassısının kendisinin doğum yapmış olması mı gerekiyor? Kanser tedavisi yapacak doktor kendisi de kanser geçirmiş mi olmalı? Çalışarak, inceleyerek, okuyarak öğrenilmiyor mu bazı şeyler?  
Son dönemde Kewell sol ayaklı olduğu için savunmada oynayamaz, çünkü ters taraftan gelen topa vuramaz tezi vardı. Bu doğru olsa idi, sadece sağ ayaklı savunma oyuncusu da öbür taraftan gelen topa vuramaz tezi geçerli değil mi? O zaman da iki ayaklı olmayan savunmada oynayamaz tezi ön plana çıkmalı demek doğru değil mi?
Mustafa Denizli sık sık şansımız yüzde 51 der. Nereden ölçmüş ki? İstatistikte, ya şans sıfır dersen, ya da yüzde yüz dersen tersi ispat edilebilir şeyler söylemiş olursun. Sıfır ve bir  dışındaki olasılıklar tersi ispat edilemez şeylerdir. Şansımız yüzde bir demekle, yüzde doksan dokuz demek eşit anlamdadır. Çünkü 'kapıyı açık' bırakıyorsunuz. Yüzde bir diyen de yüzde doksan dokuz diyen de kazanabilir de kaybedebilir de, yani ayni 'bilimsel' pozisyondadır.
Şimdi bir de yeni bitmeler çıktı. Efendim bu küstah yeni bitmelere göre futbol istatistik üzerine kurulu imiş. Tabii de hangi istatistik? Bir tür istatistik kullanımı mantıklıdır. Ölçmeye yarayan istatistik! Bizim takımın kaç pozisyonu var, rakibin kaç? Biz kaç korner attık, rakip kaç korner attı? Bu tür istatistikler tabii ki anlamlı olabilir, çünkü durumu tespit eder. Ancak fazla abartılmamalıdır. Çünkü futbolda daha çok poziyon bulanın yenildiği yüzlerce maç vardır.
Kaldı ki bir takımın topa fazla hakimiyetinin anlamı nedir? Barselona iseniz tabii topa hakim olma iyidir, bir strateji olarak faydalıdır. Ancak eğer Fenerbahçe iseniz topa fazla hakim olmak yavaş oynama anlamına gelir. Futbolu da genelde hızlı oynayanlar kazanır!
Tabii birçok garip kuş da istatistiği geleceğe dönük tahmin için kullanır. En komiği da tarih bilgisi verenlerdir. Efendim son elli yılda bizim takım rakip takımı 100 maçın 98 tanesinde yendi, bu nedenle de gene yener derseniz, bu tür, istatistiği gelecek tahmini için kullanmak, nedensellik iddiası içerir. Ama bu tür kullanım saçmadır. Hume ve Bacon gibi filozoflardan beri biliyoruz ki empirik gözlem ve korelasyon, nedensellik ve zorunluluk içermez. Yüz tane beyaz koyun görmek tüm koyunların beyaz olduğu tezine hak vermez. Cart diye bir siyah koyun karşınıza çıkabilir.
Guiza İspanya'da otuza yakın gol atıp geldi diye, burada da atacak diye bir şey yok. Nitekim atamadı.
Fenerbahçe son dönemde Beşiktaş takımını sık sık yendi diye, şimdi de  yenecek diye bir şey yok! Ligde yendi diye, çok daha önemli kupa maçında yenecek diye bir şey de yok. Nitekim yenemedi!
Ama çoluk çocuk bunu bilmez, bir de atar tutar!
Ancak en büyük futbol yorumu saçmalığı kulüp yöneticilerinindir. Yarın Aziz Yıldırım'ı temel alarak futbol konusunu işleyeceğiz!