AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-03
Adamın biri Hırvatistan'dan The Economist'e mektup yazmış. Der ki: Siyaset etkili ekonomik çözümlerin geliştirilmesine engel oluyor diyorsunuz. Buna da 'The Curse of Politics' demiş, başlık atmışsınız (yumuşatarak lanet kelimesi yerine siyasetin belası diye çevirelim). Güzel de, iktisatçılar sık sık gerçek dünyanın siyasi ve hukuki gerçeklerinin üstünden zıplayıp atlayan, uçan, matematik güzelliklere ve dünya ile alakası olmayan modellere angaje olduklarına göre, aslında başlıkta 'The Curse of Economics' demek daha doğru olmaz mıydı (ekonominin belası diyelim)?
Bu sözlere üçüncü bir boyut eklememiz gerekiyor aslında. İşin bir de vatandaş boyutu var. Bakın hükümet otomotiv sektörüne destek vermek için vergi indirimi uyguladı. Geç diyebilirsiniz, daha yaygın olmalı idi diyebilirsiniz, süreyi tartışabilirsiniz. Ama vatandaş tuttu, indirimden faydalanarak büyük çapta ithal otomobil satın aldı. Sonuçta işin 'avantası' çoklukla bizim ekonomiye değil, ithalatı yaptığımız ülkelere yaradı! Vatandaş burada bencil davranmak yerine düşünemez mi idi, yahu biraz da içeride üretilen araçlardan alsa idik diye?
Burada yasakçı siyasi yorum da gelebilir. Hükümet ithal arabaları destek dışı tutsa idi diyebilirsiniz. Güzel de sorumluluk sahibi vatandaş kendisi doğruyu bulamaz mı?
Tabii bir de siyaset kelimesini kullanırken nasıl bir siyasetten bahsettiğimiz önemli. 1978 yılında Ecevit, Demirel, Erbakan müştereken AB'ye girmemiz teklifini, halı kendi ayaklarının altından çekileceği için, reddetmişlerdi. Bunun faturasının kaç milyar dolar olduğunu bir düşünün hele. 1991 erken seçiminde S.Demirel ve siyaset ortağı sosyal güvenlik sistemini erken emeklilik ile perişan ettiler. 1999, 2006 yıllarında atılan sosyal güvenlik reformu adımları da Anayasa mahkemesi'nde perişan edildi. Sonuçta ülkeye yüzlerce milyar dolar fatura çıktı. Bugün sosyal güvenlik 35 milyar dolara yakın yıllık açık veriyor, daha otuz yıl da verecek, çünkü birçok insan erken emekli olmayı tercih etti, sonuçta ortalama emekli yaşımız şu anda 46. Vatandaş erken emekli olmaktan utanıyor mu?
Siyasette önemli bir faktör uzlaşma. Biz kolay uzlaşamayan, koalisyonları da hiç başarıya götüremeyen bir toplumuz. Uzlaşma kültürümüz çok zayıf. Brezilya Başkanı Lula, Brezilya'da çok başarılı oldu deniyor. Halbuki Brezilya petrol ülkesi, bu nedenle bizim yaşadığımız ihracat ve cari denge sorunlarını yaşamıyor. Ülkede yeni off shore petrol de bulundu. Lula'nın başarısı attığı ekonomik reform adımlarından daha çok, siyasi başarılarından, koalisyonu sürdürebilmesinden kaynaklanıyor. Gerçek başarısı koalisyonu birden fazla dönem kavgasız sürdürmüş olmasında. Bizim kültürümüzde bu tür uzlaşma olamıyor. Futbolda bile uzlaşamıyoruz.
Hindistan geçen hafta sonu seçim yaptı.
Sonia Gandhi'nin partinin başını çektiği Hindistan Ulusal Kongre Partisi ikinci defa seçimleri kazandı. Parti ilk koalisyonda daha aşırı sol partilerle koalisyon kurmaya mecbur olmuş ve arzu edilen adımları tam atamamıştı. Ama Hindistan vatandaşları Sonia'nın partisine tekrar oy verdiler. Parlamento'daki 543 sandalyenin 206 tanesi Sonia'nın partisine gitti. Bir evvelki seçimden de 57 fazla sandalye kazanmış oldu. Şimdi sadece 11 ek sandalye ile koalisyon kurarsa, radikal olmayan sol partiler ve bağımsızların desteği ile, hükümeti kurabilecek. Bu kadın, Sonia, 62 yaşında, İtalyan asıllı, Katolik, doğru dürüst Hint dili bile konuşamayan bir yabancı gelin. Ama kendisi hükümetin başına geçme ihtirasına hiç sahip değil. Başbakan olmayacak. Kendisinin yerine, Hindistan'da bir azınlık dininden gelen, iktisatçı ve bir evvelki dönem de Başbakanlık yapmış olan Mahmodan Singh yeniden Başbakan olacak. Hindistan'da iktisadi başarı siyasi başarı getirdi de demek gerek.
Sonia da Lula gibi koalisyon ve uzlaşma kültürüne sahip. Bu kişiler tangonun iki kişi ile yapıldığını biliyorlar. Tekrar edelim, biz ise sadece basit bir oyun olan futbolda bile uzlaşamıyoruz.
Dün uzun zaman sonra Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'na gittim. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş kavgası olmadan UEFA finalini seyrettim. Nefis bir sosyal gece idi. Futbol tatminkar olmasa da büyük keyif alarak eve döndüm. Neden nefis bir gece idi? Çünkü organizasyon, Türklerin yardımı ve fedakarlıkları ile ve Federasyon'un da büyük katkısıyla ama UEFA ilkeleri ile düzenlenmişti. Ne karşı tribündekilerin annelerinin esas mesleği veya cinsel tercihleri hakkında iddialar bağırılıyordu, ne yayın kabloları kesiliyordu. Sadece keyif vardı.
2007, 2008, 2009 yıllarında üç seçim ortamında bölünen ve kavga eden ülke siyasetinin ortaya çıkardığı gerginlik ve zaman kayıplarının ülkeye faturası sizce kaç milyar dolar? Ülke siyaseti ve kavgayı seviyor, ben siyaseti sevmiyorum, ama hem muhalefet hem de hükümet her iki tarafın da katkısının altını çiziyorum.
Halbuki bakın krizi çıkartan ABD'ye. Seçimden iki ay evvel hem giden hükümet, hem de gelecek hükümet temsilcileri uzlaştılar, bütçe ve para politikası ilkelerinde anlaştılar. En büyük felaketleri yaşayan ABD en önce toparlanacak, daha da küçük daralma yaşayacak. Uzlaşmanın kerameti burada!