AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-03
Yıllar boyunca Türkiye'de yapılan kamuoyu araştırmalarında güvenilirlik sorulduğunda kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, kişi olarak da Uğur Dündar çıkar. Bu sonuçlar neredeyse onlarca yıldır istisnasız hep aynıdır. Türk askerinin de Uğur Dündar'ın da beğenmediğiniz, tasvip etmediğiniz tarafları olabilir. İkisinin de eleştiriye açık olduğunu düşünüyorum, bunca zaman haklarında pek çok olumsuz görüş dillendirildi zaten.
Ancak ne tesadüf ki hem Ordu'ya hem de Dündar'a yönelik sistematik bir kampanyanın başlaması da arka arkaya oldu.
Dün, Milliyet'in manşetinde Uğur Dündar'ın özel hayatının nasıl didik didik edildiği, 'soruşturulduğu' haber yapılmıştı. Zaten bir süre önce de iktidar yalakası gazetelerden biri Dündar'ı vergi kaçakçısı gibi göstermeye çalışmış, dinci küçük bir gazete de iğrenç bir yayın yaparak özel hayatını kurcalamaya kalkmıştı.
Geçenlerde odatv.com'da yer alan bir haber de çok yakında tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapıldığı gibi müstear isimle Uğur Dündar aleyhine bir kitap basılacağını duyuruyordu.
Birileri düğmeye basmış belli ki; sistematik bir yıpratma kampanyasının fitili ateşlenmiş. Korkarım, önüne geçilmezse bu gibi saldırılar daha da yoğunlaşacak, daha da çirkinleşecek, daha da belaltına inecek.
İslamcı ve yandaş medyanın kısa tarihinden gördüğümüz kadarıyla aralarındaki tetikçilerin ortak özelliği herhangi bir etik değeri, ahlaki filtrelemesi olmayan gazetecilik kaidelerinden yoksun insanlar olmaları. En çok sevdikleri şey belaltı: Sanki kendi içlerinde kalmış gibi başkalarının özel hayatlarını, cinsel yaşamlarını merak edip sorgulayıp, büyük bir iştahla yayımlamaktan çekinmiyorlar.
Kısacası pornocular. Yayınlarının müstehcenliğinin sadece porno kültüründe eş değeri var. Bu gazetelerin başkalarının özel hayatlarıyla ilgili bastıkları yazıların muzır neşriyat kapsamına alınması gerektiğinin altını çizerim.
Bu cüretkarlığa başvurmaları ve zamanlama asıl önemli olan.
Takip ediyorsunuz, birtakım gazeteler psikolojik harbin yayın organı olarak çalışıyor ve ne zamandır Türk Ordusu'nu yıpratacak manşetlerle çıkıyor. Yaptıkları haberler her seferinde yalanlanıyor ama bu onları durdurmaya yetmiyor. Hatırlayın, F-Tip örgütlenmenin merkezi Utah'tan sızdırılan bir belge Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un ağlama duvarı önündeki fotoğraflarını sızdırmış, yine belaltı çalışmıştı.
İşin garibi, TSK'yı böylesi yıpratma çabalarına karşılık Türk halkının büyük bölümünün Ordu'ya inancında bir sarsılma olmuyor. Bu yıpratma çabaları marjinal kalıyor.
Bugün uğraşılacak hedef olarak Uğur Dündar'ın seçilmesi de tam da TSK'nı yıpratılmasına benzer bir durum.
Dündar bir süre önce ana haber sunmaya başladı ve Star Haber beklenmedik bir ilgi gördü. Daha ilk günden birincilik bandına oturdu ve o gün bugündür de sarsılmadı. Haberin arkasında ulusalcı bir isim olan Yılmaz Özdil'in de etkisiyle Star Haber'in tonlaması Cumhuriyetçi, muhalif, üslubu ise epey sert olarak kabul gördü.
Birilerinin rahatsız olması, hiç kimsenin canını yakmayan ana haberlerden sonra bu yeni dilin alıcı bulmasına karşı bir kampanya yapılması da beklenirdi.
Ama istedikleri kadar uğraşsınlar, istedikleri kadar belaltı çalışsınlar kendi çirkef yöntemlerinin bir alıcısı olmadığı ortada. Rahatsızlık verebildikleri tek nokta bir sinek vızıldaması kadar. Ne tirajları ne etkileri var...
Uğur Dündar izlenmeye ve kamuoyu oluşturmaya devam ediyor. Tetikçiler ise kendi marjinal dünyalarında sadece çırpınıp çırpınıp duruyorlar.
Ey İslamcı pornocu...
Al saldırını, kendine sakla. Çünkü bütün çabaların nafile!
Milliyet, Hasan Cemal'in yazılarını okumuyor mu?
Büyük bir ilgiyle takip ettiğim Milliyet'in imzasız 'kulis' köşesinde dün Today's Zaman gazetesinin Hüsamettin Cindoruk'u Ergenekoncu olarak ihbar ettiğine dair bir haber yer alıyordu. Today's Zaman'da böyle bir yazının çıkması manidar: Zira dış dünyaya, büyükelçiliklere Cemaat inceden inceye bir mesaj veriyor bu gazete üzerinden.
Ancak bunu eleştiren Milliyet, 15 Mayıs 2009 tarihinde Hasan Cemal'in yazısında da Hüsamettin Cindoruk'un Ergenekoncu diye etiketlendirilmesini atlamış olmalı.
Hasan Cemal 'Demirel ve Cindoruk'la ilgili hayal kırıklığım üzerine' yazısında 'Askercilikle, Ergenekon'culukla demokratlık olmaz' demiş.
Today's Zaman Cindoruk'u dış dünyaya karşı Ergenekoncu diye gösterirken, Türkiye içinde bu görevi de böylece Hasan Cemal üstlenmiş oldu.
İçinden otel geçen lokanta
Dünkü Hürriyet'in Pazar ekinde Ahmet Arsan 'İslami Kesim'in çakmaları' tablosu yayımlamış... 'Çakma İzzet Çapa' olarak da Ramazan Bingöl'ü taçlandırmış.
Bingöl ilginç bir kişilik; onun da İslami kesimde yenilikleri meşhur. Mesela onun ilk İslamcı gurme olduğunu ve Yeni Şafak'a restoran-gastronomi yazıları yazdığını biliyor musunuz? (Aslında bu açıdan 'Çakma Ali Rıza Kardüz' unvanını da hak ediyor.)
Ancak beni Ramazan Bingöl Et Lokantası'nda asıl şaşırtan içinde bir otel odasının olması. İslamcıların pek sevdiği altınlı varaklı ve gösterişli tarzda dekore edilmiş bir otel odası devasa restoran kompleksinin üst katında yer alıyor. Zeynep Fadıllıoğlu görse dudağı uçuklar! TEM kenarında bu lokantanın otel odasına Anadolu'dan gelen işadamları rağbet ediyormuş.
Doğrusu, gece kulübüne yatak konduğunu görmüştüm ama bir kebapçıda beş yıldız konforunda bir otel odası ilk kez gördüm ve de doğal olarak şaşırdım.
İstanbul'a sık sık gelen ve ömrü otellerde geçen ünlü gazeteci ve trendsetter Tyler Brule'ye bir geceyi de burada geçirmesini önereceğim.