AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-03
Medyada dış alemden gelen kötü haberler bizim vatandaşların da moralini bozuyor. Bu nedenle de, paradoksal bir şekilde, ülke içinde iyimser bir şeyler yazıp çizenlere hakaret etmek gibi, yeni bir 'spor dalı' ortaya çıktı.
Halbuki dün ünlü Nobelli iktisatçı ve New York Times yazarı Paul Krugman bile, ABD'nin yıl sonunda pozitif büyümeye geleceğini vurgulamış ve tüm dünyaya iyimserlik şırıngalamıştı. Kendisi aslında geçmişte (son bir yılda) N.Roubini ile beraber en kötümserlerden olmuştu. Bir gün evvel ise, bu sefer Almanya'da ilan edilen PMI verileri büyük iyimserlik taşıyordu ve biz bu olguları sütuna taşımıştık. Bu iki ülke toparlayınca biz de devreye girer, toparlarız.
Tabii ki bazı ülkeler çok kötü durumda, ama biz onlar gibi çok kötü durumda değiliz. Çünkü ülkemizde banka batmadı ve döviz çöküşü yaşanmadı. Sadece iç ve dış talep durdu, istihdam kötüleşti.
Bir karşılaştırma verelim! Ukrayna yıllardır siyasette uzlaşamayan bir ülke. İç kavgaları aynen bize benziyor. IMF tarafından bu yılın toplamında yüzde 8 civarında daralması beklenen Ukrayna, IMF'ten vaat edilen 16.4 milyar dolar acil yardımın yarısını da kullanmış bile. Buna rağmen, AP haber ajansı tarafından aktarılan verilere ve Ukrayna Devlet Başkanı V.Yushchenko'nın tahminine göre, bu yılın ilk üç ayında yüzde 23 civarında daralmış olacak. Çünkü temel ihracat maddesi olan demir çelik talebi hızla daralmış. Ancak bu tahmin bile iyimser bulunuyor. Başkan ile kavgalı Başbakan Bayan Tymoschenko ve de ekonomi bakanları ise bu konuda bir beyanat vermemişler. Piyasadaki analistler ilk çeyrekte sanayi üretimi yüzde 32 , inşaat sektörü yüzde 50, ulaşım sektörü yüzde 25 ve ticaret sektörü yüzde 17 daraldığına göre, ilk çeyrek GSYİH reel daralmasının yüzde 30 civarında olmasını bekliyorlar. Enflasyon için yıl sonu beklentisi ise yüzde 16.8. Ülkemiz rakamları yukarıdaki Ukrayna rakamlarından çok çok iyi.
Üstelik, ülkemizde sanayi sektöründe üretimin yüzde 20'li oranlarda azaldığı birinci çeyreğin ardından, ekonomik aktivite yavaş yavaş toparlanma sürecine giriyor. Nisan ayından başlayarak, hafif de olsa bir toparlanmayı görebiliyoruz. Bu toparlanma daha çok iç talepteki kıpırdanmadan kaynaklanıyor. Aşağıdaki grafik reel tüketim verilerine dayanarak CNBC-e tarafından açıklanan Tüketim Endeksi'nin çeyrekler itibarıyla yıllık artış oranını gösteriyor. Son veri ise sadece nisan ayını kapsıyor.
Bu grafikte tüketim harcamalarının 2008'in son çeyreğinde yüzde 10'un üzerinde azalarak piyasa deyimiyle dip yaptığını görüyoruz. Bu durum GSYH verileri ile de desteklenmişti. Ancak tüketim harcamalarındaki azalmanın 2009'un ilk çeyreğinde yüzde sıfır seviyesine geldikten sonra nisan ayında yeniden artış yönünde hareket ettiğini görüyoruz.
Diğer yandan ihracat ve dış talepte ise durgunluk devam ediyor. Bu durum ana ihracat pazarı durumundaki Avrupa'da güçlü ekonomik toparlanma görülene kadar devam edecek. Ancak Avrupa'dan, özellikle Almanya'dan son dönemde gelen pozitif işaretler, ihracat verilerinde de eğilimi yakın bir gelecekte yukarıya doğru çevirebilir.
Aşağıdaki tabloyu da Merkez Bankası tarafından açıklanan Reel Kesim Güven Endeksi bülteninden aldık. Grafikte gelecek üç ay sonrasına ilişkin üretim hacmi beklentileri (mavi çizgi) mart ayından sonra belirgin bir şekilde artış gösteriyor. Bu artış son üç ayda gerçekleşen üretim hacmi verisi (kırmızı çizgi) ile destekleniyor. Bültenin detaylarında toparlanma belirtilerinin iç talep kaynaklı olduğu, ihracat sipariş miktarındaki azalış eğiliminin zayıflayarak devam ettiği belirtilmiş. Ancak gelecek üç aya ilişkin ihracat sipariş beklentilerinde de artış söz konusu. Sanayi sektöründe baskın durumda olan kötümser beklentilerin, uzun bir aradan sonra mayıs ayında tekrar iyimserler lehine dönmesi de önemli bir gösterge